Neden bilmem, Katar meselesi bana Fahreddin Paşa’yı hatırlattı. Hani şu Medine Muhafızı Fahreddin Paşa. Sözde İngilizlerin kandırdığı din kardeşlerinin ihanetine iki yıldan fazla direnen, açlığa, türlü hastalığa rağmen teslim olmayan, çekirge yiyerek savaşmaya devam eden Fahreddin Paşa...

Fahreddin Paşa’dan bu yana tam yüz yıl geçmiş... Önce Paşa’yı yad ettim, sonra da geçen zamanın bir muhasebesini yaptım.

Yüz yıl kadar önce, belki de daha evvel, İngilizler vardı karşımızda, Ortadoğu onlar için sömürülecek petrol, satılacak silahtı sadece. Petrolü aldılar, silahı sattılar, geride kan ve gözyaşı kaldı. Ve bir de ihanet...

Bir de biz vardık. Petrol değildi o topraklar bizim için, hiç yoksa Peygamber emaneti, ecdad yadigârıydı. Vatanın en has evlatları gitti bu emaneti korumak için, Hicaz’a, Yemen’e, Mısır’a. Gittikleri yerler vatan toprağıydı ya, o vatan toprağında sadece açgözlü gavurlarla değil; onların işbirlikçisi din kardeşleriyle de savaştılar.

Aradan yüz yıl geçti. Bugün İngilizler hâlâ aynı, dahası üstüne Amerika eklendi, Rusya eklendi, Almanya ve daha niceleri eklendi. Petrolün yanına, gazı, doları, eurosu eklendi. Hasılı, onlar için Ortadoğu halen daha petrolü, gazı bitene kadar sömürülecek bedevi toprağı...

Peki ya biz?                                           

Her üç kişiden ikisinin en az bir konunun uzmanı olduğu ülkemizde, bu sorunun en güzel cevabını televizyonları, gazete köşelerini dolduran Ortadoğu uzmanlarının yorumlarında bulmak mümkün.

Dünün vatan toprağı; bugün petrol, gaz, yatırımlar, stratejik çıkarlar ve daha nice içi doldurulmamış siyasi, iktisadi terimle beraber anlatılıyor. Bölgede değişen konjonktürel ilişkiler ve Türkiye başlıklı sunumlar, itidal meyilli uzman tavsiyeleri de cabası.

Dün gönül gözüyle baktığımız topraklara, bugün, akıl bile değil, yarım yamalak bir çıkar gözüyle bakar hale gelmişiz. Bu yüzden kimse ne Kerkük’te olan biteni ne de Suriye’deki öz kardeşlerini umursuyor. Demekki çıkar yoksa kardeş de yok çıkar varsa elbette Türkiye Katar’la, onunla, bununla...

Velhasıl, Garp cephesinde değişen birşey yok, lakin şark cephesi yüz yılda çok değişti.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.