6 Ocak 2017'de yazdığım bir yazıda, Türkiye'nin Irak; Erdoğan'ın ise Saddam yapılmak istendiğini ve Amerika'nın Türkiye'ye müdahale için Batı'da bir kamuoyu yaratmak üzere çabaladığını yazmış ve eklemiştim: Böyle bir durumda, biz Türk Milliyetçilerinin safı bellidir. (1)

O günden bugüne kadar gelişen olaylar maalesef bizi doğruladı ve Amerika, Suriye'deki terörist unsurları ağır silahlarla donatırken, geçtiğimiz gün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına vize vermeyi süresiz olarak durduğunu açıkladı.

Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki ilişkilerin bu noktaya gelmesi Türkiye için önemli bir fırsattır. Türkiye, Avrasya'da (Avrupa ve Asya'da) yeni ittifaklar kurabilir, 71 yıldır kılcal damarlarına kadar sızmış ABD güçlerini temizleyerek, vücuda taze kan nakli yapabilir. Eğer Türkiye bu temizliği yapmazsa, Ankara'ya çöreklenmiş ABD lobisinin çok kısa bir süre içerisinde 15 Temmuz'un devamına kalkışacağına kimsenin şüphesi olmasın.

Türkiye'nin son zamanlarda attığı adımların yani toprak bütünlüğünün, Tahran, Bağdat ve Şam ile ittifak yapmakta yattığını anlamasının, Amerika'yı harekete geçirdiği bir gerçektir. Gerilen ilişkiler, Türkiye-Amerika ilişkilerinin bundan sonra sağlıklı bir zemine oturmasını da sağlayabilir. Zira hiçbir eşit ikili ilişki yoktur ki bir ülke diğer ülkenin kaderini avuçlarında tutsun. Türkiye, bu krizden faydalanarak, Amerika'ya kendisinin uydusu olmayacağını kabul ettirmeli, iki eşit ülke olarak ilişkilerini yeniden kurgulamalıdır.

Ayrıca, dış politikamızın yüzünü Doğu'ya dönmesi ilişkilerin bu noktaya gelmesinde bir sebep değil sonuçtur. Amerika kendi eliyle tam bağımsızlık savaşı veremeyen Türkiye'yi adeta bağımsız ve anti emperyalist olmaya zorlamış, doğrusu bu açıdan bakıldığında iyi de olmuştur.

Şüphesiz bu yöneliş 1946'dan başlayarak sorgusuz sualsiz Batı'ya teslim oluşumuzun bir tekerrürü olmamalı özellikle AKP için insan haklarının ve demokrasinin rafa kalkması, demokratik hakların bastırılması gibi algılanmamalıdır.

Batı'da kamuoyu algısı önemlidir ve kamuoyunun politikalar üzerinde güçlü etkileri vardır. Avrasya'da ise toplumun gücü devletlere ve yöneticilere ipotek edilmiştir. Türkiye, eğer demokrasi ve insan haklarını geri plana atmadan Rusya ve Çin ile iyi ilişkiler gerçekleştirebilirse, bölgenin yıldızı olabilir. Zira bölge ülkelerinde yaşayan halklar için Türkiye'yi cazibe merkezi haline getiren unsurların başında özgürlükçü görüntüsü yatmaktadır.

Şunu da muhakkak belirtmeliyiz ki, Türkiye'nin Avrasya'da güçlü bir oyuncu olması demek Tebriz'in İran'a, Kırım'ın Rusya'ya, Doğu Türkistan'ın Çin'e terkedilmesi demek değildir. Bu zamana kadar esaret altında yaşayan soydaşlarımız için hiçbir yardımını görmediğimiz Amerika'nın tam aksine bugün Irak ve Suriye Türklüğünü, kurulmasını istediği Kürdistan'a boğdurtacağı çırılçıplak bir gerçek olarak karşımızdadır.

"Devletlerin dostları olmaz, devletlerin çıkarları vardır" tespiti çok doğrudur. Türkiye, Türk Dünyasında etkin olacak, kendi kendine yetebilecek bir hale gelecek ve soydaşlarının hakları peşinden gidecekse bunu başaracak olan yine kendisidir. Şüphesiz ne Farsların ve Arapların, Türk Milliyetçiliği yapmasını bekleyebiliriz, ne de Putin'den toprak bütünlüğümüz için çaba sarfetmesini isteyebiliriz.

Türkiye'yi yöneten siyasi iradenin çok kritik zamanlarda, büyük hatalar yaptığı da kimsenin, en başta da kendilerinin inkar etmemesi gereken bir gerçektir ancak cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 2019'da yapılacağından yola çıkarak, o güne kadar Erdoğan'ın doğru adımlar atmasını dilemek, bu doğru adımları atmasını sağlamaya çalışmak ve milli konularda kendisine destek vermekten başka bir çare de elimizde bulunmamaktadır.

Sonuç olarak: ABD'nin açık bir şekilde Türkiye'yi bölmeye çalışması ve Ortadoğu'daki Türk varlığını kürtler eliyle sonlandırma planları artık kapımıza dayanmış, yıllardır bilinen ancak yokmuş gibi yapılan gerçekler Türkiye'nin bekası üzerinde kara bir bulut olarak belirmiştir. Türkiye,  kendi çıkarlarının peşinden gitmeli ancak yağmurdan kaçarken, doluya tutulmaktan imtina etmeli, bu sefer tam bağımsız bir devlet olmak ülkemizin önceliği olmalıdır. Şüphesiz biz olması gerekeni söylemekle sorumluyuz. Nasıl olacağını ise izleyip, göreceğiz.

1-http://www.yenicaggazetesi.com.tr/bu-sorularin-cevabini-verin-baskanliga-evet-diyelim-154354h.htm

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.