"Karadeniz'de mayın tehdidi" iddialarının gerçeklik payı var mı?
"Karadeniz'de mayın tehdidi" iddialarının gerçeklik payı var mı?
Mayınlara dair iddialar gündemde yeni dezenformasyonlara ve soru işaretlerine sebep oluyor.

Rusya’nın resmi yayın organı TASS Haber Ajansı geçtiğimiz günlerde Ukrayna Donamasına ait savaş gemilerinin Odesa, Oçakiv, Çornomorsk ve Yuzne limanları yakınlarına deniz (çapalı) mayınları yerleştirdiğini iddia etti. Fırtına sebebiyle kopan ve serbestçe dolaşımda olduğu iddia edilen 420 adet mayının Karadeniz’deki seyir güvenliğini etkileyebileceği ve hatta İstanbul Boğazı'na kadar ulaşabileceği öne sürüldü.

TASS’ın Rusya Fedaral Güvenlik Servisine (FSB) dayandırdığı haber Ukraynalı kaynaklar tarafından yalanlandı. Aynı zamanda Stratejik Karadeniz Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Andriy Klimenko, Rus ordusunun Odesa’dan İstanbul Boğazı’na kadar olan geçiş güzergahının mayınlandığını henüz savaş başlamadan birkaç hafta önce bildirmişti.

Karadeniz ve Boğazlardaki seyir güvenliğine tehlike oluşturabilecek bu durum doğal olarak Türkiye’yi yakından ilgilendirmekte ve kamuoyunda soru işaretleri oluşturmakta. Bu nedenle Vaziyet olarak iki tarafın da iddialarını araştırıp ve çeşitli askeri kaynaklardan görüş aldık.

İsmini vermek istemeyen bir deniz subayından alınan bilgi notu şu şekilde:

“Deniz mayınları ikiye ayrılır. Nispeten sabit sayılabilecek dip mayınları ve su üstünün biraz altında kalan ve yüzen mayınlar. Ukrayna’da muhtemel bir amfibi harekâta karşı Karadeniz’in Ukrayna kıyılarına yakın döküldüğü ve serbest kalıp İstanbul Boğazı'na kadar gelebileceği iddia edilen bu ikinci tür mayınlar. Altında yer alan bir çıpa veya ağırlık sayesinde deniz yüzeyinin biraz altında kalabilen bu mayınların, fiziki etkilerle yerinden kopup sürüklenmesi mümkün. Eğer Rusya’nın iddia ettiği gibi Ukrayna kendi kıyılarını muhtemel bir Rus çıkarmasına karşı korumak için denize mayın döktü ise, bunların bugün veya bir yıl içinde olmasa da on yıl sonra bile rüzgâra ve akıntıya bağlı olarak yüzerek İstanbul Boğazı’na ulaşması mümkün. Ancak burada bir püf noktası var. Eski mayın, deniz içinde sürüklenirken su aldığı için bir süre sonra ağırlaşır, sephiye kaybeder ve olduğu yerde yüzlerce metreye kadar batar ve gemilere zarar verme riski iyice azalır. Bu durumdaki mayınların görülüp tespiti de imkânsız hale gelir. Mayınların ateşleme mekanizmaları da oluşturduğu tehdit açısından önemli. Darbe ile patlayan, basınç farkı ile patlayan ve akustik etki ile patlayan üç temel mayın tipi var. Burada söz konusu olanın hangisi olduğu belirsiz. Aslına bakılırsa mayınların sürüklenmeye başlayıp Karadeniz’deki sivil ve askerî gemiler için bir tehdide dönüştüğü şeklindeki Rus propagandası da an itibariyle somut bilgiye dayanmıyor. Ukrayna kıyılarına yakın bir mayınlama yapılmış olsa da, bunun bütün Karadeniz’deki seyrüseferi tehdit eden bir hale büründüğünü söylemek, tabiricazise suyu bulandırmak anlamına geliyor. Çünkü bir iç denizde bir kere mayın var sözü dillendirildi mi, mayınların su yüzüne yakın mı yoksa dibe batmış olduğunu tespit için geniş bir tarama gerekiyor. Eğer gerçekten dibe inmiş mayın bulunabilirse de bunların su altı araçları ve SAS timleri marifetiyle imha edilmesi gündeme gelebiliyor. Karadeniz’in kuzeyi sığ, ortası derin olduğu için kuzeyde dibe batmış da olsa mayınlar gemiler için tehdit oluşturabiliyor. İşte bu yüzden, genel bir mayın taraması yapılana kadar hem askerî hem ticaret gemileri risk altında görüldüğünden her ikisinin de seyirleri kısıtlanacak ve masrafları artacak. Karadeniz’deki askerî gemiler devamlı surette 50 metreden daha sığ sularda sürekli mayın karşı tedbirlerini uygulamak zorunda kalacak. Ticaret gemilerinin ise sigorta değerleri ikiye katlanacak. Böylelikle sadece Ukrayna ve Rusya değil, Karadeniz’de gemi yüzdüren bütün taraflar, mayın var sözünden dahi zarar görmüş olacaklar.”

Deniz Kuvvetleri ve Savunma Teknolojileri konusunda uzman olan Cayroskop (@cayroskop) rumuzlu Twitter kullanıcısı ise aşağıdaki bilgileri paylaştı:

“Odessa yaklaşma sularında dökülen bir mayının bu kadar kısa sürede boğaza gelmesi olası değil, mesafe çok uzun (yaklaşık olarak 300 deniz mili). Hava 1 ay boyunca aynı yönden olsa, akıntı sürati 1-1.5 kts olsa bile Türkiye'ye ulaşması ~20 günü bulur. Ki akıntı karakteristiği de hep aynı yönlü değil.

"Bir de mayın dökme hassas gemicilik isteyen bir işlemdir. Rusya o bölgeye savaşın başından beri hâkim, denizden kuş uçmuyor. Bu yüzden ufacık alanda her daim 3-5 muharip birlik bulunduran Rusya'nın baskısı altında Ukrayna'nın 420 mayın döşemesi pek olası değil. Bunu ancak bir denizaltı ile yapabilirler ama Ukrayna'nın elinde denizaltı yok. Gemi ya da uçaktan atmayı denedikleri anda Ruslar vurur. Alelade olarak can havliyle 3-5 mayın döküldüyse onu bilemem, olsa da römorkör gibi bir gemiden amatör bir deneme olmuştur. Son tahlilde; savaşın sisini (fog of war) yoğun şekilde yaşadığımız bu günlerde bu haberin provokasyon amaçlı olarak yapılmış olma ihtimali var. Kuvvet, zaman ve mekân faktörleri açısından incelendiğinde Rus iddialarının ayakları yere pek basmıyor.”

Bu bilgiler ışığında, mayınların bu kadar kısa bir sürede Türkiye’ye ulaşması olası görülmemekte, alan hakimiyeti zayıf olan Ukrayna Donanmasının 420 adetlik mayın serme yapabilecek bir kabiliyetinin olmasının muhtemel olmadığı düşünülüyor

Sonuç olarak Rusya ve Rusya destekli kaynaklar mayın haberlerini deniz seyir güvenliğinden ziyade propaganda ve dezenformasyon aracı olarak kullanıyor.

İlgili Haberler