20 Ağustos 2016 Cumartesi 12:23
"Haydar Baş, 2001'de Beylerbeyi'nde Erdoğan'ı Fetullah Gülen konusunda uyardı!"

Yeni Mesaj Gazetesi yazarı Muharrem Bayraktar, ilginç bir iddiayı köşesine taşıdı. 

Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Haydar Baş, Fetullah Gülen'le yıllardan beri karşı karşıya gelen ve özellikle 'Dinlerarası diyalog' faaliyetlerine karşı çalışmalar yürüten bir isim. Erol Mütercimler de katıldığı bir canlı yayında Haydar Baş'ın FETÖ ile mücadele ettiğini söylemişti. Fetullah Gülen de Haydar Baş'a karşı birçok kez tazminat davası açmıştı.

Yeni Mesaj Yazarı Muharrem Bayraktar da bugün ilginç bir iddayı gündeme taşıdı. Bayraktar, 1999'dan itibaren Haydar Baş'ın FETÖ'nün tehlikelerine karşı birçok siyasi partiye ekipler gönderdiğini yazdı. İşte o yazı:

Devlet mekanizmasını allak bullak eden FETO yapılanması ve darbe girişimi sonrasında sorumluluk sahibi herkes “biz bu adamları böyle bilmiyorduk, bizi uyaran olmadı, yanılmışız” diyerek topu taca atmaya çalışıyor.Başka türlü bu vahim gafletten sıyrılma imkânları yok!
Oysa FETO’nun başlangıçta dinler arası diyalog adı altında Vatikan’a ait misyonerlik projesini üstlenmesiyle başlayan “tehlikeli süreci” ile ilgili olarak, başta iktidar ve muhalefet olmak üzere, medya gruplarına, tarikat şeyhlerine değişik meşrep ve mezhepten din adamlarına, diyanet işleri başkanlığına heyetler göndererek, mektuplar yazarak, TV programları yaptırarak, köşe yazıları yazdırarak, konuşmalar yaparak uyarmaya çalışan bir isim vardı Türkiye’de:

Prof.Dr. Haydar Baş.

Tarihe not düşmek üzere ve “kimse bizi uyarmadı!” diyen palavracıları “hadi oradan be! Kendinize gelin! Dünü unutmayın!” diye uyandırmak amacıyla, 1998’lerden itibaren başlayan “FETO uyarıları hakkında” bir demet aktarmak istiyorum.
İlk heyet gönderilen partilerden biri Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’dir. Tarih 1999. Bahçeli’ye giden heyette Haydar Hoca’nın ekibinden Mehmet Emin Koç, Av.Ahmet Erimhan ve  Av. İbrahim Berk vardır. MHP bu seçimlerden yüzde 17 alarak çıkmıştır. Seçim sürecinde, bütün TV kanallarının adeta boykot uyguladığı MHP milletvekili adaylarına, Meltem-Mesaj televizyonları ‘yayın ahlakı’ gereği yer vermiş, seslerini duyurmalarını sağlamıştır.

Bahçeli’ye giden heyet, hem dinler arası diyalog hem de Fethullah Gülen’in tehlikeli küresel temasları konusunda bilgi verir, uyarılarda bulunur. Bahçeli, kendisini ziyarete gelen heyete şöyle der: “Bu seçimlerde televizyonlarınızda bize imkân sağlamanız bizi son derece memnun etmiştir. Aldığımız seçim sonuçlarında bu yayınların büyük etkisi olmuştur. Bugün bize yaptığınız uyarılarınızı dikkate alacağız. Biliyoruz ki bu uyarıları dikkate almazsak tepe taklak oluruz!”
Ancak o görüşmeden sonra MHP’nin içine çok sayıda Fethullahçı siyasetçi sızmış, Sayın Bahçeli sözünü unutmuş ve ‘bugünkü tepe taklak olan’ sürece girmiştir.

Aynı tarihlerde Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’na da bir heyet gider. Heyetin başında bugünün BTP Genel Başkan Yardımcısı Dr. Abdullah Terzi vardır. Abdullah Bey bu görüşmeyi şöyle anlatır: “Muhsin Bey’e dinler arası diyalog dosyasını sunduk. 20 dakika boyunca Vatikan’ın ve ABD kaynaklı din tahripçilerinin cemaati kullanarak vatanın birlik ve bütünlüğüne tuzak kurduğunu anlattık. Papazlarla hahamlarla yapılan iftarları anlattık. Ancak Muhsin Bey, bizi çok soğuk bir şekilde dinledi, hiçbir tepki vermedi, hatta hiç ilgi göstermedi. Adeta ‘burada ne işiniz var’ der gibiydi. Biz vazifemizi yapan insanların rahatlığıyla ayrıldık.”
BBP, maalesef zaman içinde FETO’nun adamlarının cirit attığı bir parti haline getirildi. Bugün BBP’li yöneticilerin FETÖ suçlamasıyla gözaltına alındığını görüyoruz.

Necmettin Erbakan’a giden heyetin başında ise Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi vardı. O tarihlerde Milli Görüş Teşkilatı Avrupa’da dağıttığı broşürlerde kilise ile camileri bir birine köprü ile bağlayan fotoğraflar yayınlayarak FETO’nun misyonuna hizmet ediyorlardı.
 Kepekçi şöyle diyor:
“Konu hakkındaki bilgilerimizi, Milli Görüş’ün Avrupa’da yaptığı faaliyetleri anlattık, elimizdeki dosyayı önüne koyduk. Sayfa sayfa çevirip anlatıyoruz vahim tabloyu. Erbakan’da ses yok. Uzun süre hiç tepki vermedi.”
Konuşmaya başlayınca da “İsrail’deki eğitimin mükemmelliğini, Amerika’nın ne kadar büyük ve güçlü olduğunu, başlangıçta kendilerinin de Amerika aleyhine söylemlerde bulunarak “hata” ettiklerini” anlattı.
Erbakan’ın “uyarı heyetine!” cevabı orada bulunanları şok etti.

Hangi birini anlatayım:
Rahmetli Ali Gedik Hocamız, 2004 yılında yanındaki heyetle Çarşamba cemaati şeyhi Mahmut Ustaosmanoğlu’nu ziyaret etti. Vatikan merkezli diyalog çalışmalarının dine ve millete verdiği tahribatı anlattı.
Mahmut Hocaefendi, dinledi dinledi, şu cevabı verdi: “Ali Bey, sizin hocanızın sakalı var mı?”
Arkadaşımız Müslim Karabacak Sami Efendi cemaatinden Osman Topbaş’a yaptığı ziyarette “diyalog” tahribatını anlattı. Mahmut Hoca’nın yanında bulunan, ihvanlarından, Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz araya girerek ne dedi biliyor musunuz: “Hocam, bunlar cemaatler arasındaki kavgadan başka bir şey değil” dedi.

Yeni Mesaj Gazetesinin Genel Koordinatörü Sabri Terzi, Akit Gazetesinin sahibi Mustafa Karahasanoğlu’na yaptığı ziyarette dosyalar sunarak tehlikenin büyüklüğü konusunda tarihi bir brifing sundu.
Karahasanoğlu’nun cevabı şu oldu: “Bizim bu arkadaşlarla(FETO’cularla!) çok iyi reklam bağlantılılarımız var, ilişkileri bozamayız!”
Yeni Asya grubu lideri Mehmet Kutlular, Meltem TV’de yaptığım bir programa iştiraki için geldiğinde (2001) ona da saatlerce diyalog ve Fethullah Gülen tehlikesini anlattım.
Cevap: “O grup için her hangi bir eleştiride bulunmayız!”
Diyanet İşleri Başkanlığı’na, ülkedeki on binlerce din görevlisine, imama, müezzine gönderilen uyarı heyetleri de ilave edin.

Ve
2001 yılında İstanbul Beylerbeyi’nde Yakamoz Kafe’de Recep Tayyip Erdoğan’la buluşan Prof. Dr. Haydar Baş’ın, Erdoğan’ın bizzat kendisine “dinler arası diyalog ve Fethullah Gülen’in” din ve memleket için nasıl bir tehdit olduğunu anlattığını ve Sayın Cumhurbaşkanının o tarihte “ben de sizin gibi düşünüyorum” diye cevap verdiğini de hatırlatalım.
2001’de “ben de sizin gibi düşünüyorum” diyen Erdoğan’ı sonraları kim kandırdı bilemem ama bu memlekette iktidarın, muhalefetin, medya mensuplarının, cemaatlerin, şunların bunların, ‘bizi kimse uyarmadı’ demesi hiç yakışık kalmıyor.
Haydar Hoca vazifesini yaptı.18 yıldan beri her kesime tarihi uyarılarda bulundu. Bunun için de çok ağır bedeller ödedi.
Sahi birilerinin bu ‘bilge adam’dan özür dilemesi gerekmiyor mu?
 

VAZİYET ÖZEL

Son Güncelleme: 12.10.2016 20:08
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Fatih AKBURAK 2016-08-20 13:02:32

Bugünlerde Kandırıldık diyenlere Kapak olacak cok güzel bir haber olmuş. Tebrikler..

Avatar
EYUP 2016-08-20 17:28:21

prof dr haydar bas bey tek sn cb nını degıl tum yaptırımlara ragmen tum turkıyeyı uyarmıstı uyarıyordu..

Avatar
osman can 2016-08-21 23:12:21

Tebrikler haydar baş beye türkiyenin bilge insanı

Avatar
Aybige 2016-08-20 13:17:15

Haberden anlaşıldığı üzere insanlar kandırılmamaları için yıllar öncesinden uyarılmışlar ama maalesef yanlış taraf seçmişler. Tarafsız haberciliğiniz için teşekkür ederiz

Avatar
abdullah 2016-08-22 22:17:15

Helal olsun

Avatar
Ali örpek 2016-08-20 13:01:47

Teşekkürler bizi kimse uyarmadı derken milleti kandırıyorlar.Tankların önüne geçen bu yüce millet elbet bunlarında önünde durup yeter artık deyecektir elbet

Avatar
nokta 2016-08-21 21:55:59

işte budur

Avatar
Hakan Candan 2016-09-06 09:23:26

Liderleri bırakın milletde yaşadıkları bu sıkıntılar için Haydar hocadan özür dilemeli.