Milliyetçilik ve ekonomi konusu, Türk milliyetçilerinin eğilmesi gereken en önemli düşün alanlarından birisidir. Tartışmasız bir biçimde şunu söylemek mümkündür: Türk Milliyetçileri ve Türk milliyetçilerini temsil eden oluşumlar iktisadi söylemlerden genel olarak kaçınmakta ve de iktisadi konularda fikir oluştur(a)mamaktadır. Türk milliyetçileri Ziya Gökalp’ten itibaren çoğunlukla solidarist korporatist olarak adlandırılabilecek bir çizgiyi (Tabii ki Sultan Galiyev gibi başka örnekler de mevcuttur.) seçmiş olsalar da özellikle 1980’li yılların ikinci yarısından itibaren yeni ama çok da uzak olmayan bir rotaya doğru yelken açmışlardır: Sosyal Piyasa Ekonomisi diye özetlenen bu iktisadi çizgi de aslında Solidarist Korporatist politikaların daha yumuşağı ve bir parmak daha “sağ”ındadır.

Tabii ki iktisadi görüş bir ideolojinin temel yapı taşlarından birisidir. Bunu Karl Marx gibi en önemli belirleyici saymak çok doğru olmasa da en azından temel belirleyicilerden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Eğer Türk milliyetçileri (seçimler yoluyla) iktidara gelmek istiyorlar ise muhakkak iktisadi görüşlerini çok daha fazla vurgulamaları gerekmektedir. İdeolojik görüşe göre oy verenin sayısı çok da olsa, Türkiye tarihindeki sayısız seçim bize göstermiştir ki seçmenin oy vermesindeki en önemli faktörlerden birisi, tartışmasız bir şekilde ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumdur. Türk milliyetçilerine getirilen en doğru eleştirilerden biri de iktisadi olarak pek de bir şey vadetmiyor oluşlarıdır. Elbette bunda medyanın Türk Milliyetçilerine biçtiği rolün payı da büyüktür. Örneğin bir Türk milliyetçisinin verdiği tafsilatlı bir demeçte iktisadi konulardaki görüşleri rahatça arka plana itilirken, güvenlik ve/veya strateji ile ilgili söyledikleri ise hemen ön plana çıkarılmaktadır. Bu da zaten halihazırda yeterince vurgulanmayan ekonomik söylemin halka ulaşmasını iyice imkansız bir hale getirmektedir.

İktisadi açıdan bir türlü istediği seviyeye gelemeyen Türkiye Cumhuriyeti ve Türkler muhakkak ki kendilerini iktisadi açıdan rahatlatıp, refah düzenini tahsis edebilecek olan bir iktidar istemektedirler. İktisat politikaları ise koca bir soru işaretinden ibaret gibi görünen bir siyasi yapının iktidara gelme şansı ise gittikçe azalmaktadır. En basitinden düşünmek gerekirse 2015 Haziran’ında yapılan seçimlere gidilirken Cumhuriyet Halk Partisi’nin asgari ücreti 1500 Türk Lirası yapacağı yönündeki söylemi ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin asgari ücreti 1400 Türk Lirası yapacağı yönündeki söylemi oldukça alıcı buldu ve bununla rekabet edebilmek için Adalet ve Kalkınma Partisi de Kasım 2015 seçimlerinde 1300 Türk Lirası asgari ücreti vadetmek zorunda kaldı ve sonuç olarak da asgari ücrette yüzde kırk civarı bir düzeltme yapılmış oldu. Şüphesiz ki bu vaat de Adalet ve Kalkınma Partisi’nin oyunun yüzde dokuza yakınsayan bir şekilde çoğalmasındaki önemli faktörlerden birisidir.

Şüphesiz ki biz Türk Milliyetçileri de iktisat politikamızı hem makro hem mikro alanlarda keskin çizgilerle belirleyip bunu rahatça kamuoyu ile paylaşabilmeliyiz. Siyasi hareketin de şu anki genel başkanının bir İktisatçı olduğunu düşündüğümüzde de bunun çoktan yapılmış olması gerekmektedir. Fakat akılda kalıcı olan bir Hilal Kart önerisi hariç çok da dişe dokunur bir şey üretilmiş değildir.

Gelir uçurumunun gittikçe büyüdüğü ve milyonlarca Suriyeli mültecinin akın akın geldiği ülkemizde, ev fiyatları yükselmiş, işsizlik artmış, gıda (özellikle de et) fiyatları inanılmaz boyutlara ulaşmıştır. Birçok büyük şirketin bilançosunda 2019 yılının olası bir kriz için işaretlendiği de bilinen bir gerçektir.

Bütün bunlar bir araya getirildiğinde tartışmasız bir gerçekler yüzleşmekteyiz. Eğer Türk Milliyetçileri iktidara gelmek istiyorlarsa, bahsetmeleri gereken konuların başında tartışmasız bir biçimde iktisat gelmektedir. Hem doktriner ve ideolojik manada hem de gündelik siyasal yaşamda, güçlü temellere oturmuş bir iktisat politikasına olan ihtiyaç tartışılamaz bir gerçektir. Hem de acil bir şekilde çözüm bulunulması gereken bir gerçek.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sukuti 2017-07-24 16:25:47

Sayın yazar İsraf Ekonomisi,Verim Ekonomisi,Tarım Kentleri,Dokuz Işık,Köycülük.Bunlar ilk akla gelen yazılı eserler. Belki okursunuz diye yazıverdim. Ayrıca Kapitalist ve Sosyalist sistemler dışında bizim olan ve gerçekten milli olan sistemler savunulurken duymamanız mümkün değil.Selamlar ve hürmetler.İyi günler dilerim.