Öyküler görünür bir yerde, peki ya biz?
Öyküler görünür bir yerde, peki ya biz?
Bir insan çıplaklar plajından ne öğrenebilir? Yani tahmin edilenin ötesindeki şeylerden bahsedersek… Eda İşler’in Görünür Bir Yerde’sini oluşturan on öyküden biri olan “Bir Arzuyla Ürkek Ürkek”in bu konuda muhakkak söyleyecekleri var.

Eda İşler, ilk öykü seçkisi Kaza Süsü’nden sonra Görünür Bir Yerde ile okurun karşısına çıkıyor. Kaza Süsü için söylenen (bence biraz da abartılan) “karanlık atmosfer” zaman zaman yeni öykülerde de karşımıza çıksa da, Görünür Bir Yerde’nin okurda bırakacağı izin daha büyük (ve bazılarımızda daha derin) olacağı kesin. Kitabın, yazarın babasına ithaf edildiği detayı da bazı noktaların arasındaki boşlukları tamamlayabilir. Şahsiyetli kedilerin; zaman zaman annesine öfkeli, zaman zaman babasına kıyamayan kadınların, "yemek masalarında ekmek kırıntıları gibi biriken sessizlikler"in öyküleri. 

Kitabın ilk öyküsü “Bir Boşlukta Doğar Gibi”, 1976’da balıkçıların Eminönü’nde kopmuş bir ayak bulmasıyla başlıyor. İşler’in ilk öyküsünün ilk cümlesinde kopmuş bir ayak görmek beni şaşırtmıyor. Karakterlerde tanıdık isimler var: Ayla, Leyla… Kitap boyunca tanıdık isimlere tesadüf etmek ve eski öykülerini, kitabını okuyanlar için daha da fazlasını görmek mümkün. Karakterlerin ne huyu ne suyu aynı, sadece isimleri. Ayla, Pasternak'ın Doktor Jivago'sunu okuyor. Nur ile Ayla arasındaki tuhaf ilişki beni geriyor. Hikâyenin başında beklediğimiz son, bu tuhaf ilişkiye dâhil olan anlatıcının çıkışlarıyla başka bir yöne doğru ilerlerken ve neredeyse bu ilerlemenin varacağı yerden eminken, öykünün sonu bizi şaşırtmayarak şaşırtıyor. Öykülerde bu gerginliği sık sık yaşıyoruz. Bu hissi sevdiğimi fark edip sonraki öyküye geçiyorum.

"Yanlış annenin rahminde can verdi Tanrı bana." (s.21)

“Yedi Mehmet’in Yeleği”, böyle başlıyor. Anlatıcı ile annesinin, anlatıcı ile babasının ve anlatıcı ile Tanrı’nın arasındaki ilişki, sekiz sayfalık bu kısa öyküye okuru sıkmadan ve yine gerginliği diri tutarak sığdırılmış. Bu öyküyle birlikte şöyle not alıyorum: “İşler, kurmacada sınıf atlamış.”

Seçkinin adı taşıyan öykü “Görünür Bir Yerde”, Eda İşler’in meşhur kedilerine bir yenisini ekliyor: Şebnem. Hastalıklı derecede dikkatli olan, şimdilik dikkatli, ilerledikçe sapkın diyeceğim anlatıcı karakter, ilginç işler peşinde. Burada kafa karışıklığı yaratacak (yazar bunu yazdığımı görürse muhtemelen gülümseyecektir zira bilerek yaptığına eminim) iki şey var. İlki, anlatıcıyı bir erkek olarak kurgulamış ancak onu kadın zannetmemizi de istemiş. İkincisi, Şebnem. Eda İşler’in kedilerini bilmeyen okur için Şebnem’in kedi olduğunu anlamak güç olabilir. Anlatıcının zaman zaman rahatsız edici, detaylı gözlemleri o meşhur gerginliği yaratmakta mahir. Makul hızda ilerleyip sona varıyor öykü. Pürüzsüz, amasız, fakatsız iyi.

"Aynaya baktım. Sanırım iyiydim. Sadece biraz kendime uzak düşmüştüm." (s.48)

Bir insan çıplaklar plajından ne öğrenebilir? Yani tahmin edilenin ötesindeki şeylerden bahsedersek… “Bir Arzuyla Ürkek Ürkek”te bir çiftle tanışıyoruz. Belli ki adam karısını sevmiyor. Bu, okuru ilk başta hiç ilgilendirmese de, beraber çıktıkları bir yolculukta ortaya çıkan ısrar, bütün ertelemelere ve geçiştirme çabalarına rağmen sonuca varıyor. Bana kalırsa Engin’in bu kadar rahat olmasından duyduğu rahatsızlığın sadece karısına olan sevgisizliğiyle ilgisi yok. Karakterin kendisi böyle, belki de bu yüzden Engin ismi seçilmiş. On hikâye arasında beni en çok sarsan bu öykünün bitmesiyle gerginlik son buluyor.

Nihayet, “Eski Günler Geride Kalmadı” ile son öyküye varıyorum. Birkaç cümle okur okumaz bir kahve içmem gerektiğini anlıyorum. İşler, en usta işini en sona saklamış, öyle görünüyor. 

Bir kitap yazılıyor. Kitapta altı kadın üç erkek karakter var. Hayatları belli sebeplerle durmadan kesişiyor. Öykü boyunca, yazılacak kitaptan pasajlar okuyoruz, anlatıcının dünyasına geri dönüyoruz, sonra tekrar bir pasaj, sonra tekrar anlatıcı… Okumaya başlamadan bu sayfalara göz gezdirdiğinizde bir tıkanıklık olacak gibi hissedebilirsiniz ancak hikâye akıyor. Anlatıcının annesiyle ilişkisi hızla göze çarpıyor. Çoğumuz için tanıdık sorunlar. Bunlar mesele değil, mesele kitap çıktıktan bir ay sonra tam on bin baskıdan ödenecek dolgun bir telif. Yahut beklenmeyen, tuhaf bir öpücük. Muhtemelen yazar ikincisini düşünmemizi arzulamış fakat o telifle birlikte, anlatıcının annesiyle bütün sorunlarının çözülebileceğine dair bir inanç oluşuyor bende. O para âdeta bir başarı beratı olabilir, bir şeyler ispat etmek istiyor zira annesine. Böyle olmasını hayal ediyorum kendimce. Diyorum ki, öpücükten ve okurun, bu öpücükle anlatıcının kimliğini sorgulayacağı yerlere gitmesinden daha yaratıcı olurdu böylesi.

En azından kurguyla uzaktan yakından ilgisi olmayan, örüntüyü mahveden bir çirkinlikle gözümüze sokulan, Batı'da iyiden iyiye cılkı çıkmış o popülist yazarlığın, pardon ahmaklığın kolaycılığına kaçmamış yazar. Tebrik edip geçiyorum. "Bunun üzerinde fazla durmaya lüzum yok," notunu alıp, kitaba yeniden başlıyorum. Bazı cümlelerin altını çizmek için…

Künyesinde Türkçe edebiyat (?) yazsa da İşler’in hikâyeleri Türk öyküsünün vaziyetinin iyi olduğuna dair güçlü bir işaret. Devrim Çakır’ın elinden çıkan kitapta editörü de takdir etmeden geçemeyeceğim. İyi bir kitap ortaya çıkmış, Çakır'ı da kutluyorum. Okunmalı.

Görünür Bir Yerde
Eda İşler
Öykü
2021, Everest Yayınları, 112 sayfa
Editör: Devrim Çakır

Alıntılar

“Olduğu gibi kalan bir şey varsa o da çocukluktur.” (s.56)

"Biliyor musun, bana evlilik nedir diye sorsalar, sessizlik içinde yürütülen cinsel şiddetin hoşgörüsü, derdim." (s.68)

"Birine beklemesi için iyi bir neden verir, bekleyişinin boşa girmeyeceğine dair sağlam bir vaatte bulunursanız, o kişiyi sonsuza dek oyalayabilirsiniz." (s.74)

"Yıllar geçtikçe insan yaşamayı üstünden atar derler. Bu dünyadan elde edecekleri ince ince azaldığı için herhâlde." (s.101)

Eda İşler

Uludağ Üniversitesi mezunu. İngilizce öğretmeni. Öyküleri bugüne dek Varlık, kitap-lık, Öykü Gazetesi, Dergâh gibi dergiler yayımlandı. İlk kitabı Kaza Süsü Nisan 2019'da Dergâh Yayınlarından çıktı. İngilizce aslından çevirdiği Deborah Levy'nin Sıcak Süt adlı romanı Mayıs 2020'de Everest Yayınlarından çıktı. İstanbul'da yaşıyor.

Sosyal Girişimci
İlgili Haberler