Okan Buruk'un Galatasaray'ı...
Okan Buruk'un Galatasaray'ı...
"...Bu açıdan Buruk’un, kadronun omurgasını oluştururken istediği ya da kendisine sunulan isimler arasından tercih ettiği oyuncularda hata yapma şansı bulunmuyor."

Tam anlamıyla işkenceye dönen sezonu 13. sırada tamamlayan Galatasaray’da, yeni yönetimin göreve gelmesi sonrası teknik heyette de değişikliğe gitmesi kaçınılmazdı. Yeni yönetim tercihini Türk teknik direktörden yana kullandı ve Okan Buruk’u takımın başına getirdi. Bu tercih öncesinde camiada ciddi bir tereddüt hakimken, imzaların atılması sonrası tereddüt bulutları bir anda dağıldı. Uzun süredir kaosun hâkim olduğu Galatasaray’da böyle bir konsensüsün oluşması, sezon öncesi bir umut ışığı yaktı. Okan Buruk’un kadro mühendisliği, bu ışığın yayılmasına mı yoksa parlamaya başlamadan sönmesine mi neden olacak zamanla göreceğiz.

15-16 yaşlarında, Ali Sami Yen Stadı’nda, Yeni Açık tribününde, ayağının kırılmasına canlı şahitlik ettiğim, sonrasında gözyaşlarına tüm stadyumla beraber eşlik ettiğim genç yeteneğimizdi Okan Buruk. Maradona’ya, Haessler’e benzetiliyor, Galatasaray’a büyük faydalar getireceğine kesin gözüyle bakılıyordu. Her ne kadar bu sakatlık onun hem saha içindeki pozisyonuna hem de kariyerine etki ettiyse de beklentileri boşa çıkardığını söyleyemeyiz Okan’ın. Üst üste kazanılan 4 şampiyonluk, UEFA Kupası ve Süper Kupa'yla taçlanan serüvende önemli bir pay sahibiydi. Sonrasında kulübe para kazandırmadan transfer olması, dönüşte de bir dönem Beşiktaş forması giymesi, taraftarın gözünden düşmesine neden oldu. Sonrasında tekrar Galatasaray forması giymiş olsa da bu durum taraftardaki kırgınlığı onarmaya kâfi gelmedi. 

Fatih Terim, Galatasaray için çok özel bir isim. Kazandırdığı şampiyonluklar ve kupaların yanında birçok kez kulübün savunuculuğu rolünü üstlenmesi, onu taraftarın gözünde bir baba figürüne dönüştürdü. O sebeple de onun takımdan ayrılması her daim olaylı oldu. Hayatta olduğu sürece Galatasaray’ın başında ondan başka kimseyi görmek istemeyen ciddi bir kitle var ve bu kitle, Terim’den sonra göreve gelen tüm teknik direktörlere ciddi baskı uyguladılar. İstisnasız hepsi koltuğa oturur oturmaz Terim hayaletinin soğuk nefesini enselerinde hissettiler.  Okan Buruk, gerek Akhisar’da kazandığı kupayla gerekse de Başakşehir gibi taraftardan yoksun bir kulübe kazandırdığı şampiyonlukla Galatasaray teknik direktörlük koltuğu için ciddi bir aday haline geldiğinin sinyallerini vermişti.  Ne var ki Terim gibi bir isim Florya’da olduğu sürece o koltuğa oturması mümkün değildi.

Okan Buruk’un, Terim’in hemen ardından göreve gelmemiş olması bu bağlamda bir şans olarak kabul edilebilir.Torrent, bu noktada paratoner görevi üstlenmiş oldu. Bu da görev dönemi için Buruk’a bir kredi sağlamış oldu. Fakat üç yıldır gelmeyen şampiyonluk bu kredinin uzun ömürlü olmasına imkân bırakmıyor. Okan Buruk’un önünde başta kadro mühendisliği olmak üzere; oyuncuların fizik, taktik ve mental açıdan hazırlanması, yönetim, basın ve taraftarla iletişiminin en sağlıklı biçimde sürdürülmesi gibi sınavlar duruyor. Bunlardan sadece birinde bile yapacağı ciddi hata, kredisini bir anda tüketebilir.

Kadro mühendisliğinin önemi geçen yıl yaşanan hüsranla net bir şekilde görülmüştü. Berkan, Taylan, Cicaldau’ya emanet edilen orta saha tüm sezon boyunca hemen hemen tüm maçlarda rakiplerine karşı ezildi. Yeterli sertlikten mahrum olmalarının yanında oyun kurmada da ciddi handikaplara sahip olan üçlü, Galatasaray’ı küme düşme tehlikesiyle karşı karşıya getirdi. Bu açıdan Buruk’un, kadronun omurgasını oluştururken istediği ya da kendisine sunulan isimler arasından tercih ettiği oyuncularda hata yapma şansı bulunmuyor. Marcao’nun gidişiyle aynı riskin defans bloğu için de geçerli olduğu gerçeği karşımıza çıkıyor. Buruk, Nelsson’un yanına koyacağı isimler konusunda da ince eleyip sık dokumak zorunda. Rakiplerinin hemen hepsi oturmuş kadrolara sahipken ve üstüne de yaptıkları takviyelerle daha güçleniyorlarken; onlarla girişilecek bir yarışta, zayıf bir orta saha, güven vermeyen bir defans bloğu ile başarı mucize olur.

Strum Graz ile oynanan hazırlık maçına da kısaca değinmemek olmaz. Özellikle ilk yarı, ilk on birde oynayacak birçok oyuncunun kadroda bulunmamasına karşın, mücadele ve sahadaki karakter, Buruk’un bu yıl oturtmak istediği sistem açısından belli sinyaller taşıyordu. Bu maç üzerinden analiz yapmak elbette sağlıklı olmaz ancak bize, süre alan oyuncular hakkında belli doneleri yakalama şansını sunduğu da bir gerçekti. Geçen yılki kadroda bulunan bazı oyuncuların yetersizliği dün de göze çarparken, alt yapıdan kampa dahil edilen bazı isimlerinse oldukça umut vadettiğini söyleyebiliriz. Alt yapı maçlarını zaman zaman takip eden biri olarak Hamza Akman’ın kalitesi göze çarpıyordu ancak sahadaki görüntüsü, bu izlenimin biraz ötesine geçmişti. Aldığı süre zarfında kendinden emin bir oyuncu profili çizen Hamza, mevkisinde oynayan futbolcular arasında fark yaratan özellikleri taşıdığını bize gösterdi.  Geniş oyun görüşü, hızlı düşünme kabiliyeti ve topa sahip olduğunda dikine oynaması Hamza’nın geleceğinin parlak olduğunu gösteriyor. Öğrenme azmi, kendini geliştirme isteği ve sıkı çalışmayla Hamza’nın bu yıl olmasa bile önümüzdeki sene ilk on biri zorlaması işten değil.

Kerem, Yunus, Nelsson, Mohammed gibi ilk on birde yer bulacağına kesin gözüyle bakılan oyuncular ve başta Oliviera olmak üzere yeni transferlerin takıma katılmasıyla hem Okan Buruk’un sistemi hem de Galatasaray’ın yeni sezondaki hedefleri üzerine daha sağlıklı değerlendirmeler yapma imkanına sahip olacağız.

Şimdilik ne aşırı karamsar ne de aşırı umutlu olmaya gerek yok. “Sabırla beklemek” Galatasaraylıların bu dönemde yapacağı en doğru şey olacaktır.

Etiketler
Tam zamanlı okur, yarı zamanlı yazar
İlgili Haberler