Kılıçdaroğlu aday olmalı mı?
Kılıçdaroğlu aday olmalı mı?
Vaziyet yazarı Emirhan Akman, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun adaylığına dair tartışmaları değerlendirdi.

Cumhuriyet Halk Partisi’ni yazmak, onu analiz etmek zor bir iş. Ona karşı peşin hükümlü olmak ya da kaderini onunla yazgılı görmek kolay şey, ikisi de bir tür "hakkında düşünmeyi" bırakma eylemini hatırlatıyor. Bunları bir kenara bırakırsak, ne bekleniyor CHP’den?

Cumhuriyet’in kurucu partisi hâlâ hayatta ve şimdi önce Demokrasi’yi kurtarması, sonra da yeni bir "Cumhuriyet" inşa etmesi bekleniyor. Cumhuriyet Halk Partisi sırtında “tarihin yüküyle” hareket ediyor. Öyle bir parti düşünün ki, onu aynı gün içinde hem 1920’lerdeki hem de 2022’de bir olaydan dolayı sorumlu tutabilesiniz. Süleyman Çobanoğlu bir şiirinde “Türkiye ağır yüktür kemiği çatırdatır…” diyordu. Bu yükü en uzun süreli sırtlanan Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Hafife alınır şey değil, bazen aslında bildiğimiz şeyleri tekrar hatırlatmak fena olmuyor. Başka bir şeyi daha hatırlatmak şart, çok partili hayat içinde bölük pörçük, yamalı bohçayı toplasak CHP’nin iktidarı 10 yılı geçmiyor. Yine de tüm kötülükler ona, iyilikler "sağ" partilere yazılıyor ama neyse, bu da geleneksel bir araz diyelim geçelim.

Parti liderleri hikâyenin nasıl yazılacağını belirliyor. Gazi Paşa’yla başlayan bir hikâyeyi ondan sonra ilerletmenin zorluğu apaçık hatta haksız bir rekabet bu. Yine de İsmet İnönü ve Bülent Ecevit gibi efsanevileşmiş iki lideri bünyesinde barındırdı CHP. 2000’li yıllarda Deniz Baykal’ın görece başarısız günleri ve sonrasında ise en tartışmalı parti liderlerinden birisi olan Kılıçdaroğlu.

Kılıçdaroğlu’na bakıştaki inatla sürdürülen ezberler

İtiraf etmem gerekir ki Kılıçdaroğlu 2010’da parti lideri olduğunda en esaslı muarızlarından birisi bendim, uzun süre de bu takıntılı halim devam etti. O kaybettikçe ben kinlendim (Ondan önce CHP hep kazanıyormuş gibi…), yetersizliğine pasifliğine ayrı ayrı darıldım. İstediğim kişi Erdoğan’a benzer, Erdoğan’ı taklit eden biriydi. Seçmenler Türkiye’de parti programı okumazlar, günlük siyaseti takip edip bütünü göremezler. Bu nedenle birçok ismin zamanla kurduğu ve en sonunda da nihayete erdirdiği siyasi hamleleri ancak gerçekleştiğinde fark ederler. Halbuki o siyasi çoktan o mesajları belli hareketlerle vermişti… Neyse dikkatli okuyucu değiliz, bu her açıdan böyle. Bir de böylesi maliyetsizdir. Kılıçdaroğlu’na bir kez beceriksiz, liderlik vasfı yok dediğinizde onun üzerine bir daha neden düşünesiniz ki? Birisinin değişme ihtimalini yok saymak hepimizi rahatlatır, ben de böyleydim. Üstüne üstlük Kılıçdaroğlu hakkındaki "rejim" propagandası çok güçlüydü. SSK’yı batıran, "merdivene ters binen", Erdoğan gibi gerektiği zaman kabadayılaşamayan birisi Türkiye’yi yönetemezdi. Yani iddiam odur ki, Kılıçdaroğlu konusunda hem ‘değişime olan’ inançsızlığımız, hem de "rejimin" güzelce tükettiğimiz propagandası söz konusuydu, buna muhalifler dahil! Misalen Erdoğan neredeyse doksan milyonluk bir ülkeyi batırabilirken Kılıçdaroğlu’nun "SSK" yönetimi Erdoğan’ın kariyerinden daha fazla konuşuluyordu.

Peki hikâye tam olarak nerede değişti, sözgelimi Kılıçdaroğlu’nun kendi kendini ve yeteneklerini keşfettiği aşama neydi, neredeydi?

Yeni bir strateji inşa etmek

2017 Anayasa referandumu sonrası Türkiye’de iktidar olma şartları tamamen değişti, 50+1’i alanın her şeyi kazandığı bir seçim evreni çıkardı. CHP ve Kılıçdaroğlu için de bir strateji değişikliği bu tarihten itibaren şart oldu, kazanmak isteyenin ittifaklara mecbur olduğu bir seçim sistemiydi bu.

Benim Kılıçdaroğlu’na dair müspet fikirlerimin yeşerdiği an Adalet Yürüyüşü’ydü. Bir şey görüyordum, inşa edilen bir yolun ilk aşaması. Türkiye’nin mutlak ihtiyacı olan iki şeyden birisi ekmek ve adaletti, "adalet" yürüyüşü tam zamanında yapılmıştı. Parti ilkelerinden ya da ideolojik eğilimlerden ziyade herkesin ihtiyacı olan, kimsenin reddedemeyeceği bir ihtiyaçtı "adalet". Erdoğan karşısında karşıtlık üretmek yerine yeni bir "siyaset" alanı inşa etme arzusu vardı. Gündemi belirleme üstünlüğünün CHP’nin eline geçtiği, reaktif değil proaktif politikaların izlenmeye başlandığının ilk işaretiydi. Sonra 2018’deki genel seçim öncesinde, İYİ Parti’nin seçime katılabilmesive hazine yardımı alabilmesi için 15 CHP vekili İYİ Parti’ye gönderildi, böylece hem ittifak için uygun bir zemin yaratılıyor, hem de ittifakın kurucu unsuru olmaya aday olunuyordu. Bir yıl sonrasında ise ittifak siyaseti (CHP, İyi Parti, Saadet ve Demokrat Parti) sayesinde, 31 Mart seçim zaferiyle 1994’ten beri ilk defa Ankara ve İstanbul’u alınıyordu. Adalet Yürüyüşü’nden sonra her yıl yeni bir inşa ve eylem yılı olmuşken, 2020’de, İktidar Kurultayı’nda “İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi” açıklandı. Beyannamede tespit edilen beş temel sorun vardı; demokrasi/rejim sorunu, ekonomik bağımsızlık, dış politika, eğitim ve etnik/kültürel kamplaşma üzerine siyaset yapma. Bu sorunların tespiti hem siyaset üretme tarzı hem de üretilecek siyasetin neye odaklanacağı hususunda önemli bir yol haritası sunuyordu.

Kılıçdaroğlu’nun riskli adaylığı

Kılıçdaroğlu özellikle 2017 sonrası siyaseti karşıtlıklar üzerinde kurmadı, düşmanlık siyasetini engellemeye çalıştı, dostlarımız/ittifak söylemi sayesinde, zorlu bir görev olan birden fazla partiyi bir arada tutmayı, hatta ittifakı genişletmeyi başardı. Lüks ve şatafattan uzak durarak, özellikle halk nazarında daha sık kullanılan "israf" kavramını vurgulayarak "Saray Rejimi"nin icraatlarını eleştirdi. Kılıçdaroğlu saydığım her şeyi yaparken bir parti liderinde çok sık rastlanmayan bir özelliğiyle öne çıktı, Tanıl Bora bunu çok iyi ifade etmişti: “Kemal Kılıçdaroğlu, siyasî partiler hukukunun bahşettiği nihaî karar verici kudretini kullanırken, bir tür moderatör kabiliyeti geliştirdi. Kendi aday olmaktan ziyade, uygun adayı bulup çıkartan lider... Yüksek makamlara CHP, toplam muhalefet içinde bir moderatör-parti işlevi görüyor. Panel-söyleşilerde “kolaylaştırıcı” deniyor ya moderatör için; orta yolu bulucu, uzlaştırıcı, toparlayıcı…”(1) Tanıl Bora CHP’den bahsettiği yazısında, Kılıçdaroğlu’nu böyle özetliyor. Kılıçdaroğlu’nun bir alâmet-i farikası varsa bana göre de bu “moderatör” olma kabiliyetiydi. Az önce saydığım 2017 sonrası inşa ettiği siyasi yol da bunun nişanesiydi. Moderatör, Bora’nın deyimiyle "kolaylaştırıcı, toparlayıcı" olma özelliğiyle öne çıkar, ittifak siyaseti için muazzam bir kabiliyettir bu. Kılıçdaroğlu bir sahne hazırlayıcısıdır.  Bu pozisyonda kaldığı sürece Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan siyasetinin ifrat/tefrit çizgisini bozduğunu, gündem belirlediğini ve uygun aday tercihleriyle yerel seçimlerde başarıya ulaştığını da gördük… Peki eğer en iyi yaptığı işi bırakıp, daha kötü yaptığı bir işi yapmak isterse ne olur? Kılıçdaroğlu’nun aday olduğu ve Erdoğan’ın karşısında direkt çıktığı noktada artık "kolaylaştırıcı/toparlayıcı değil" sürükleyici olması gerekiyor, kararlıları hiç sarsmadan kararsızları bir araya getirmesi gerekiyor. Kararsız seçmen derken CHP’nin kararsızlarından bahsetmiyorum, tüm kararsız seçmenden bahsediyorum. MetroPOLL Araştırma şirketine göre şu an toplam seçmenin "cevap vermeyen/protesto oylarının" tamamı toplandığında %34’ü kararsız seçmen grubuna giriyor. (2) Bu basit ve net bilgi bize ittifakı kurmak ile onun cumhurbaşkanı adayı olmak arasındaki farkı anlatıyor.

Kılıçdaroğlu ittifaklar konusunda doğru strateji inşa ettiğini kanıtladı ancak doğru aday olduğu konusunda bırakın diğer partileri, kendi partisini bile ikna edebilmiş değil. İkna için yeterli süresi var mı? Bence o da yok, bu nedenle Kılıçdaroğlu henüz adaylığını tam olarak açıklamadı, hâlâ adaylık kampanyası yürütüyor. Dikkatinizi çekiyor mu bilmiyorum ama en büyük hatalarını da adaylık sürecine girdikten sonra yapıyor. Bitirirken Kılıçdaroğlu’nun hakkını teslim etmek istiyorum, inşa ettiği şeyi görüyorum ancak hâlâ doğru aday olmadığını düşünüyorum. Demokrasi bir ehven-i şer rejimidir, böyle bir varsayımla yaklaştığım halde Erdoğan’ı yenecek kişinin "ehven-i şer"le kabul edilecek bir aday değil, "iyilerin içindeki en iyi aday" hatta belki yüzünde “Rabbi Yessir” taşıyan biri olması gerektiğini görüyorum. (Şimdilik…)

 

 

(1) https://birikimdergisi.com/haftalik/10223/chp

(2) https://www.karar.com/guncel-haberler/metropollun-secim-anketinden-carpici-sonuc-karasizlar-en-buyuk-parti-1656855

Etiketler
Gazeteci
İlgili Haberler