30 Temmuz 2016 Cumartesi 11:17
‘FETÖ’cü değil darbeciyim’ diyen General Sönmezateş: "Erdoğan’ı öldürme amacımız yoktu"

Ankara’da yakalanan Sönmezateş, savcılığa ifade vermeye götürülürken “Evet ben darbeciyim. İsterlerse beni idam etsinler. İdam cezamı versinler ama ben FETÖ’cü değilim” diye bağırmıştı.Darbe girişiminin başarılı olması durumu için hazırlanan atama listelerinde Sönmezateş’in ismi MİT müsteşarı olarak geçmekteydi.

SEMİH TERZİ BAHSETTİ

Hürriyet’ten Banu Şen’in haberine göre, Sönmezateş’in Muğla 2’inci Sulh Ceza Hâkimliği’nde verdiği yedi sayfalık ifadeden satırbaşları şöyle:
“11 Temmuz’da Milsec adlı güvenli hattan, rutinde olduğu gibi Özel Kuvvetler’den Tuğgeneral Semih Terzi (15 Temmuz gecesi Ankara’da bir astsubay tarafından vurularak öldürüldü) beni aradı. Ancak bu sefer benimle PKK ile ilgili konuşmadı. Ülkenin zor günler geçirdiğini, rahatsızlık duyduğunu, benim de onun gibi düşünüp düşünmediğimi sordu. Bana ihtilalden bahsetmedi. Ancak bu jargon bizde ihtilali çağrıştırmaktadır. Ben onun gibi başka kimlerin düşündüğünü, Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı Paşa’nın, Genelkurmay Komutanı’nın, diğer kuvvet komutanlarının da bu düşünceye destek verip vermediklerini sordum. Onların da bu şekilde düşündüklerini söyledi.”

"GÖREVİM ERDOĞAN'I GETİRMEKTİ"
Sönmezateş’in ifadesine göre 13 Temmuz’da Terzi kendisini bir kez daha aradı: “Bu kalkışmanın geçmiştekilere benzer olacağını, ancak çok hızlı gerçekleşeceğini, cumhurbaşkanı ve kabine üyelerinin öncelikle alınıp mahkemeye sevk edileceklerini, yargılama konularının da çözüm sürecindeki hatalar, rüşvet iddiaları, IŞİD’in her yere elini kolunu sallayarak gitmesi gibi iddialar olacağını söyledi. Görevimin ne olduğunu açık anlatmasını istedim. Kendisinden o tarihte cumhurbaşkanı her nerede bulunuyorsa oradan alıp refakatçi olarak Ankara’ya getirmek olduğunu öğrendim.”
MAK personeline olay günü Erdoğan’ı yakalamaya gittiklerini söylemediğini belirten n Sönmezateş, o günü şöyle anlatmaya başladı:“Ramazan Elmas albayın odasına gittim. Kendisine özel bir görev olduğunu, İstanbul’dan helikopterle Özel Kuvvetler personelinin geleceğini, buradaki MAK ekibiyle birlikte bir yere gideceğimizi söyledim. Ancak kendisine cumhurbaşkanına ilişkin plandan bahsetmedim. Onun da böyle bir plandan haberi yoktu. Ramazan Elmas Albay’ın odasına MAK Komutanı Taner Berber binbaşıyı çağırdım. MAK ekibinin malzemelerinin hazırlanmasını istedim. Saat 22.00 civarında Özel Kuvvetler helikopterlerle indi. Bu helikopterler İstanbul’dan geliyordu. Tek tek saymadım, iki SAT personeli de bu sayıya dahil mi bilmiyorum ancak pilotlar hariç MAK ekipleriyle birlikte 27-28 kişilik bir grup oluşturduk. Bu, beklentimin yarısı idi. Şükrü binbaşı, cumhurbaşkanının yanında üç dört kişilik bir koruma ekibi olduğunu, tatil modunda olduklarını, Özel Kuvvetler’in operasyonu gerçekleştireceğini, MAK ekibinin ise geri emniyeti alacağını dolayısıyla sayının yeterli olduğunu söyledi.”
Sönmezateş, Marmaris’teki saldırıyı planlayanlardan Binbaşı Şükrü Söymen’in, darbeden bir hafta önce İstanbul’da kendisine, “Hazır ol, bu hafta şenlik var” dediğini de öne sürmüştü.

"ERDOĞAN'I ÖLDÜRME AMACI YOKMUŞ"
Hazırlık sırasında tüm personelin cep telefonlarını kapattırdıklarını belirten Sönmezateş, personele sadece TSK’nın ülke yönetimine el koyduğunu açıkladığını belirtti.
“Hem Semih paşanın telefondaki sözleri hem de genelkurmayın internet sitesinde yapılan bu açıklama üzerine bende taşlar yerine oturdu ve bu girişimi genelkurmay başkanıyla birlikte tüm kuvvet komutanlarının desteklediği düşüncesine kapıldım” diyen Sönmezateş, şöyle devam etti: “Ekibe Şükrü binbaşının emri altında olduklarını söyledim. Çünkü aşağıya inip operasyonu o gerçekleştirecekti. Benim helikopterde kalma sebebim şudur: Yukarıdan, aşağıda yaşanan olayları net bir şekilde görme imkânım olacaktı. Şükrü binbaşıyla telsizle irtibat kuracaktık. MAK personeline operasyonun mahremi yani hedef alınacak kişinin cumhurbaşkanı olduğunu ben hiç deklare etmedim. Özel Kuvvetler’den de kimseye bu durumu söylemedim. Pilotlara dahi bu durumu söylemedim. Hatta helikopterdeki teknisyen uçuş sırasında olağan dışı bir durumun olduğunu fark ederek bana yanlış bir şey yapıp yapmadığımızı sordu. Ben de ona yanlış bir şey yapmadığımızı söyledim. Bizim öldürmek gibi bir amacımız yoktu, öyle olsa bomba atar ölümünü sağlardık. Tersine canlı olarak alıp Ankara Akıncı Üssü’ne nakletmek görevi edinmiştik. Cumhurbaşkanını alıp helikopterle Dalaman’a indirip oradan uçakla Ankara’ya götürüp Akıncı Hava Üssü’ne teslim edecektik. İsim olarak kime teslim edeceğimi bilmiyorum. Görevim uçuş sürecinde cumhurbaşkanına refakat etmekti.”
Şükrü Söymen’in gece önce operasyonun iptal olduğunu, sonra da yeniden başlayacaklarını söylediğini, bu nedenle yarım saat kaybettiklerini belirten Sönmezateş, “Şimdi düşündüğümde bir üst iradenin bizi orada kasıtlı olarak beklettiğini düşünüyorum. Zamanında yola çıksaydık hedefimizi bulacaktık. Bu sırada saat 02.15-02.30 civarı idi. Bir veya bir saat 15 dakikalık uçuş süremiz oldu. 03.30-03.45 civarında otelin olduğu yere geldik. Plana göre önce biz iniş yapacaktık.”
Sönmezateş’e göre, amaçları Erdoğan’a ya da ailesine zarar vermek değildi, mukavemet olması halinde belden aşağılarına ateş ederek etkisiz hale getireceklerdi.
Tutuklu tümgeneral şunları söyledi: “Yanında oğlu veya eşi veya diğer akrabaları olsaydı dahi hedefimiz sadece cumhurbaşkanını almaktı. Şükrü binbaşıya operasyon öncesinde mukavemet olması halinde ne yapacaklarını sorduğumda öncelikle ‘Yat’ komutu vereceklerini, uymama halinde önce belden aşağı ateş ederek yaralama yoluyla mukavemet edeni etkisiz hale getirmeyi planladıklarını söylemişti. Bizim sivillerle ilgili herhangi bir insanlık dışı planımız bulunmamaktaydı.”
Askerleri otele indirdikten sonra helikopterde kalan Sönmezateş, yakıt sorunları nedeniyle Imsık meydanına indiklerini, operasyonun başarısız olduğunu Şükrü Söymen’den öğrendiğini belirtti.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.