"Emperyalizmin başına çuval geçirmek": Çuval olayının misillemeleri
"Emperyalizmin başına çuval geçirmek": Çuval olayının misillemeleri
Türkiye Gençlik Birliği Genel Başkanı Dilek Çınar’ın bir Twitter paylaşımında alıntıladığı ve çağrıda bulunduğu Vaziyet’ten Alperen Kılıç, Çınar’la görüştü.

ABD’nin Irak işgalini zorlaştıran, TBMM’den geçmeyen 1 Mart Tezkeresi, Ankara ve Vaşington arasında tam anlamıyla bir krize sebep olmuştu. Takip eden aylarda Irak Süleymaniye’de,11 Türk askerinin derdest edildiği hadise kamuoyu hafızasında “çuval olayı” olarak yer etti.

Ortak hafızamızdaki yerinin onur zedeleyici tarafı epey baskın olan çuval olayına yönelik intikam alındığı farklı çevrelerce defalarca iddia edildi. Kamuoyuna yansıyan intikam iddialarının ilki geçtiğimiz günlerde Zafer Partisi’ne katılan Emekli Kurmay Albay Aziz Ergen tarafından gerçekleştirilmişti. En günceliyse, Türkiye Gençlik Birliği üyesi 17 genç tarafından, geçtiğimiz yılın kasım ayında Sarayburnu’nda gerçekleştirildi. 6. Filo'dan USS Mount Whitney adlı amfibi kontrol komuta gemisinde görevli bir mekanik mühendisi olan Adrian Roman Tyrone isimli siyahi Amerikalı’nın başına çuval geçirildi. Eylemi gerçekleştiren yaşları 19 ila 28 arasındaki gençler hakim karşısına çıktı. Savcılık “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçunu işlediklerine kanaat getirdiği TGB üyeleri için dört yıldan 14 yıla kadar hapis cezası istedi.

Öncelikle davadaki son durumu sorayım. Örgütünüzün üyesi 14 Türk gencinin akıbetine dair bir öngörünüz var mı?

Altıncı kere Amerikan askerinin başına çuval geçirdik. 2 Kasım 2021 tarihinde geçirdiğimiz çuvalın dava süreci devam ediyor. Eylül ayında bir duruşması olacak. Daha önce geçirdiğimiz tüm çuval davalarından beraat ettik. İncirlik üssünün içinde dahi Amerikan askerinin başına çuval geçirdik ve o davadan da beraat ettik. Çünkü Amerikan askerinin başına çuval geçirmek bir suç değil bizim milletimizin gözünde de ve dünyadaki bütün mazlum milletler için de bir kahramanlık ve onur nişanesi. Biz bunu bir şeref madalyası olarak göğsümüzde taşıyoruz. O yüzden bu davadan da beraat edeceğimizi biliyoruz. Bu bir tahmin değil, böyle olacağına eminiz. Çünkü Amerikan askerleri bizim askerlerimizin başına Süleymaniye’de çuval geçirmişti ve biz bugün yaptığımız bu eylemleri, hem o gün Türk askerinin başına çuval geçiren Amerikan askerlerini hatırlatmak için ve hem de o olaya bir misilleme olarak yapıyoruz. Önemli olan, Amerika Birleşik Devletleri gibi emperyalist bir devleti anlayabilmek, biz emperyalizme karşı mücadele ediyoruz ve bu mücadelemizde de o askerlerin kanlı elleriyle, kanlı postallarıyla Irak’ta Suriye’de yaptıklarını unutmuyoruz, Türkiye’de 15 Temmuz’da yaptıklarını unutmuyoruz, onlara karşı bu eylemleri gerçekleştiriyoruz. Bu yüzden yargı önünde de beraat edeceğimizi biliyoruz. Hiçbir endişemiz yok, hiçbir tereddütümüz yok bu konuda.

Bu eylemlerin vuku bulma şekilleri göz önüne alınınca sembolik oldukları ortada. Sembolik olduğu ortadayken bu eylemleri hangi amaçlarla yaptığınızı kendi kitlenize, gençlik örgütünüze nasıl anlatıyorsunuz. Yani motivasyon tam olarak nedir?

Motivasyon vatanseverlik. Motivasyon demek de istemiyorum ama. Bizim esas olarak az önce ifade ettiğim gibi Türk milletine ve mazlum milletlere, dünyanın bütün devletlerine yönelik emperyalist saldırılara karşı bir tavrımız var. Bu tavır, ayakları Türkiye topraklarına basan aynı zamanda insancıl bir tavır. Biz hiçbir devletin başka bir devlet üzerinde ya da hiçbir kişinin başka bir kişi üzerinde tahakkümünü kabul etmiyoruz. Yani emperyalizmi ve emperyalizmin hiçbir aygıtını kabul etmiyoruz. Bu eylemleri gerçekleştirirken de bir kişiye yönelik, ya da doğrudan bir askere yönelik değil tavrımız. Tavrımız emperyalizme yönelik. O yüzden sembolik doğru söylüyorsunuz. Orada kişilerin bir önemi yok ama şunun önemi var bu askerler buraya gezmeye burayı görmeye ya da buraları geliştirmeye gelmiyor. Amerikan askerleri bir ülkeye ayak basıyorsa eğer o ülkede koas yaratmak için basıyordur. Ya da o ülkeden geçip başka bir yere gidiyorsa orayı kışkırtmaya gidiyordur. Nasıl ki Suriye’ye demokrasi götürmeye gidiyordu, Irak’a demokrasi götürmeye gidiyordu, yine sadece buralara değil, Vietnam’a da huzur götürmeye gidiyordu ama işgale gitmişti ve dünyanın dört bir yanına da böyle gitti. Bu durumu biliyoruz, görüyoruz ve Amerikan askerlerinin gittiği yerde kandan zulümden başka bir şey olmayacağını biliyoruz. Biz buna izin veremeyiz Türk gençliği olarak. Bu eylemleri gerçekleştirme amacımız da sizin ifadenizle motivasyonumuz da bu diyebilirim.

Türkiye Gençlik Birliği son eylemi ve görülmekte olan davayla gündeme geldi ancak benim yaptığım basit bir açık kaynak taraması benzer eylemlerin en azından 2011 yılından bu yana gerçekleştiğini gösteriyor. Ulusal basında yer etmediyse de sosyal medyadaki paylaşımlardan tespit etmek mümkün. 2011 yılının öncesinde benzer eylemleriniz oldu mu?

Hayır ilk çuval eylemimiz 2011 yılında gerçekleşti. Onun öncesinde bu biçimde eylemlerimiz olmadı. Türkiye Gençlik Birliği 2006 yılında üniversite topluluklarının birleşiminden oluşmuş bir çatı örgütü. Kurulduğu andan itibaren en önemli değerlerinden biri anti-emperyalizm. Bu çatı altında gençliği birleştiriyor. Biz anti-emperyalist, vatansever, Atatürkçü gençleriz özetle. Kuruluşumuzdan itibaren bütün yaptığımız eylemler anti-emperyalisttir.

İstanbul Valiliği'nin bir açıklaması oldu. Siz şahsı ABD askeri olarak nitelendiriyorsunuz ancak Valilik açıklamasında asker değil sivil mühendis diyor. İnternetten yapılan basit bir araştırmayla bu şahsın mekanik mühendisi, ABD donanmasında çalışan bir sivil olduğu görülüyor. Siz bu kişinin donanmaya bağlı bir asker olduğun bilgisini nereden edindiniz? Doğrulamadınız mı? Burada bir karışıklık var buna dair ne dersiniz?

Bir karışıklık yok. Kendisi Amerikan askeri olduğunu söyledi. 6. filoya bağlı savaş gemisinden inmişti. O gemide çalışan bir personel olduğunu sonradan öğrendik, hiçbir önemi yok. O Amerikan askeri. Mühendis olmasının bir önemi yok. O savaş gemisinin askeri personeli, sivil falan değil, buraya turist olarak mı gelmişti? Sarayburnu’nu gezmeye mi gelmişti? Burada bilim üretmeye mi gelmişti? Burada mühendis olarak bir yapı inşa etmeye mi gelmişti? Hayır Amerikan savaş gemisinin askeri personeli olarak Türkiye’ye demirlemişti  ve buradan Karadeniz’e gidiyordu, Karadeniz’i kışkırtmaya gidiyordu, nitekim kışkırttı da. Bugün Ukrayna ve Rusya’da olan hadiseleri biliyoruz. Ukrayna’yı bir NATO üssü haline getirmeye gidiyorlardı ve görevlerini yerine getirmek üzere buradan yola çıkıyorlardı. Biz bunu böyle olduğunu biliyoruz. Yapılan tüm bu açıklamaların da eylemimizin içeriğini zayıflatmaya yönelik çeşitli çarpıtmalar ve bazı hafifletmeler olduğunun farkındayız. Hiçbir önemi ve kıymeti yok. Bu kişi Amerikan askeri gemisinde çalışan bir askeri personel.  Ve bir Amerikan askeri. O yüzden buna dair hiçbir açıklamanın bizim için kıymeti yok.

Kamuoyu hafızasında çuval olayı olarak yer eden meşum hadise eylemleriniz için bir çıkış noktası. Örgütünüz bunu sıkça dile getiriyor. Kimi zaman bu eylemler kamuoyuna çuval olayının intikamı gibi başlıklarla sunuluyor. Buna ne dersiniz? Bu eylemler çuval olayının intikamı olabilir mi?

İntikam bizim lugatımızda yok. İntikam doğru olmaz. Ama Türk askerine ve milletine yönelik her saldırının bir karşılığı ve cevabı olur ve o cevabı Türk gençliği verir. O yüzden biz o saldırılara karşı bir cevap vermiş oluyoruz. İntikam tabirini kullanmak bizim için doğru olmaz diyebilirim.

Twitter’daki paylaşımınızı konuşalım isterim. NTV, Diken, Cumhuriyet ve Vaziyet’eseslendiniz. Eylemin haber değeri taşıdığını, görülen davanın taraflarının da ABD ve Türkiye olduğunu ifade ediyorsunuz. Ve Vaziyet’in de aralarında olduğu kurumları taraf olmaya davet ediyorsunuz. Eylemin vuku bulma şekilini de göz önüne alınca ister istemez şunu soruyorum; bu protestonun hedefi ABD ordusu mu yoksa devletler arası hukuk gereği, o geminin Sarayburnu’nda demirlemesine müsaade eden Türk Devleti’nin kurumları ya da kişileri mi?

Eylemin hedefi emperyalist ABD. Ne sadece ordusu ne sadece bir askeri ne sadece devletin bir yöneticisi. Bizim esas davamız, bizim esas mücadelemiz emperyalist ABD ile. Yoksa ABD’nin halklarıyla değil, sadece ordusuyla değil. Ama ABD bugün dünyanın en büyük haydut devleti ve emperyalist devleti. Bizim mücadelemiz bununla. Ve bugün karşı karşıya olduğumuz dava da Türkiye ile ABD arasında bir dava. Çünkü Türkiye’ye yönelik, bütün mazlum milletlere yönelik saldırılar ABD’den, bu emperyalist devletten geliyor. O zaman Türkiye’nin de en başta mücadele edeceği kuvvet ABD ki zaten öyle. Bugün Türkiye’nin bir numaralı düşmanı ve mücadele ettiği devlet emperyalist ABD. Biz 15 Temmuz’da kiminle savaştık? Biz 15 Temmuz’da NATO’nun askerleriyle savaştık. Biz Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’nin güney sınırında kiminle savaştık? Türkiye’de PKK yapılanmasını ABD beslemiyor mu? Binlerce tır silah vermiyor mu? Onları eğitmiyor mu donatmıyor mu? Biz kiminle savaşıyoruz? Türkiye’ye yönelik bütün tehditler nereden geliyor? ABD denen emperyalist haydut devletten geliyor. O yüzden bizim davamızda da bir tarafta Türkiye, Türk milleti, bağımsızlığı için mücadele eden, Atatürk devrimleri için, Cumhuriyet devrimlerini ileriye taşımak için mücadele eden Türk gençliği var öteki tarafta da ABD var. Doğru, paylaşımımızda bunu ifade etmeye çalıştık. Sizden de Türkiye’den yana bir tavır alacağınızı bilerek böyle bir paylaşımda bulunduk. Bizlerle bunu daha detaylı konuşmak istediğiniz için teşekkür ederiz. Şimdi yapacağınız haberler de vereceğiniz içerikler de bence daha tam olmuş olacak. Bu biraz eksik kalıyordu. Bu eylemin daha derin bir anlamı var. Bu eylemin bir özü var, o öz şimdi daha net ortaya çıkmış olacak diye düşünüyoruz. O yüzden teşekkür ediyoruz sizlere de.

İlgili Haberler