16 Mayıs 2018 Çarşamba 12:14
“Bir başbakan yardımcısı bana geldi, 'hazırlanın, çözüm çabaları yeniden başlatılacak' dedi"

Doğu Eril, Barzani'ye yakınlığıyla bilinen K24'e konuştu. 

İşte o röportajın ilgili bölümü:

Türkiye bir seçime gidiyor. 2019’da yapılması planlanan seçim, 24 Haziran’a alındı. Bunu nasıl okumak lazım?

Erken seçim hükümetin bir tercihidir. Hükümet ortaya çıkmış yeni şartlara bakarak kendisi için daha uygun bir tarihi tercih etmiştir. Öyle anlaşılıyor ki kendisi için olumsuz sonuçlar doğurabilecek gelişmelerin beklentisi nedeniyle oldukça erken bir erken seçim tarihini belirlemiştir.

Sizce seçimde nasıl bir sonuç çıkar?

Bunu şimdiden kestirmek çok kolay değil.  Fakat en son yapılan kamuoyu yoklamalarında ikinci tur yapılma olasılığı ağır basmaya başladı. Bundan bir ay önce belki birinci turda bitirilebilir ve bu da şimdiki cumhurbaşkanının lehine diye bakılıyordu. Ama mesele kimin cumhurbaşkanı olacağı değil, burada başkanlık sisteminin artık kurumlaşması ve yerleşmesi ya da sonuçlar farklı olursa parlamenter sisteme dönüş gibi bir rejim değişikliği sözkonusu. O yüzden şahıslardan çok rejim değişikliği üzerine oturan bir seçim olacak. Bu da seçimlere tarihi bir önem getiriyor.  

“Seçimin kilidi Kürtler” yaklaşımı var. Tabii bu HDP üzerinden ele alınarak hesaplanıyor. Bu durum seçim sonuçlarını nasıl etkiler?

Kilit derken farklı anlamlara gelebilir. Kürtlerin gelecekteki oy oranı belki yüzde 10 civarında. Tabii barajı geçmek şartıyla… bu yüzde 11-12 de olabilir. Ama stabilize olarak yüzde 10 civarında olduğunu söyleyelim. Bu seçim sonuçlarına iki türlü etki yapar.

Birincisi; HDP çatısı altında toplanacak olan Kürt vekiller TBMM’de yerini alır. Bu şu demektir; temsil daha adil ve daha nitelikli olarak dağılır. Yani bir Kürt partisi Kürtlerin doğrudan temsilcisi olarak mecliste yerini alır. Bu da iktidar koalisyonu istediği milletvekilini parlamentoya sokmasını engelleyici bir faktör olur. Çünkü eğer HDP baraj altı kalırsa alamadığı bütün koltuklar hepsi AKP’ye gidecek.    

İkincisi ise, HDP temsil edilmediği için başkanlık tercihinde de ağırlığını koyamayacak. Ve her hâlükârda seçim sonuçları “cumhur ittifakı” adı altında yer alan iktidar koalisyonuna yarayacak.  O yüzden Kürt oylarının kilit bir önemi var.

Peki, HDP’nin barajı aşamaması durumunda Kürt meselesinin çözümü daha da zorlaşmaz mı?

HDP’yi bilinçli olarak barajın altında bırakmak böyle bir tercih sözkonusu olur mu bilmiyorum. Buna net bir yanıt vermek kolay değil. Ama Türkiye’deki bütün partilerin temelinde milliyetçilik yatmaktadır. Bu milliyetçilik de Türk etnisitesine vurgu yaparak tezahür ediyor. 

O yüzden dikkat ederseniz “ben rejim değişikliğine izin vermeyeceğim” diyen “millet ittifakı” adı altında yer alan partiler koalisyonu da Kürtleri birliğin dışında bıraktı. Çünkü biliyorlar ki dayandıkları Türk milliyetçiliği Kürtleri bir ortak olarak görmüyor. Yani fiili olarak siyasetin dışında değil, ama ittifakların dışında tutuluyor. Bu bilinçli. Zaten siyasetin dışında tutulmaları mümkün değil çünkü milyonlarca insan siyaset yapıyor. Bu eşyanın tabiatına aykırıdır. O yüzden eşyanın tabiatı seçim sonuçlarına yansıyacaktır. Ben öyle tahmin ediyorum ki HDP barajı aşacaktır. Parlamentoda daha adaletli bir dağılım olacaktır. Eğer ikinci tura kalınırsa işte bencilik, sencilik veya Kürt alerjisi nedeniyle ortaya çıkmış olan fırsatı eğer kaçırırsa “millet ittifakı” herhalde tarihinde en büyük ahmaklık olarak siyaset literatürüne girecektir.

Yani “cumhur ittifakı” ile “millet ittifakı” arasında bir fark yok mu demek istiyorsunuz?

İkisi de aynı şey. Çünkü cumhur ile millet aynı şeydir. Ben daha demokrasi gibi, daha yaratıcı bir isim beklerdim ama demek millet demokrasiden daha önemli. 

Seçimden sonra iktidar Kürtlere yönelik olumlu adımlar atar mı sizce?

Bu her zaman böyle umut ediliyor. Mesela erken seçim tarihi verilmeden önce bana şöyle bir duyum gelmişti: Bölgede (Güneydoğu) etkili bir isim ve aynı zamanda sivil toplum örgütünün başkanı dedi ki; “Bir başbakan yardımcısı bana geldi, ‘hazırlanın çözüm çabaları yeniden başlatılacak…”

Ankara’da bunun en ufak bir işareti yoktu ama hükümetin bir temsilcisi bölgede bir umut yaratmıştı. Yani böyle olumlu adımlar atmak için söylentiler var. Fakat dar siyasi çıkarlar, milliyetçi bakış açısı, Kürt alerjisi ve bunların hepsinin karışımı maalesef buna izin vermedi.

Bu ne zaman size söylendi?

3 ay önce

İsmi bizimle paylaşır mısınız?

Yok isim vermeyeceğim.

Bu seçimle rejim değişir mi?

Başka birisi cumhurbaşkanı seçilirse rejim değişir.

AK Parti - MHP ittifakının seçimde başarılı olması durumunda Kürtler ile ilgili bir politika değişikliği olur mu?

Şimdiki gibi devam eder. Üstelik MHP’nin bir yavrusu da geldi ittifaka katıldı. Büyük Birlik Partisi (BBP)… hiçbir biçimde Kürtler ile ilgili olumlu bir girişime izin vermezler. Ayrıca ben size şunu da söyleyeyim; çözüm sürecinde akil insanların devrede bulunduğu barış arayışı dönemlerinde bile amaç PKK’nin silah bırakması, silahsızlanma ve sükûnetin teminiydi. Başka bir çözüm planlaması sözkonusu değildi. Bu bir siyasi çözüm değildi. Bu bir asayiş bakışının doğal sonucuna ulaşmasıydı. Yani PKK bir siyasi örgüt olarak devredışı kalsın istendi. Bunun ötesinde başka birşey yoktu zaten. Sadece devlet değil, Türki kimliğini benimsemiş, Türkiye’nin çoğunluğu da bunu istiyor. ‘PKK silinip gidecek çözüm bu’  diyorlar.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.