Toplumun en büyük düşmanı faizdir
Toplumun en büyük düşmanı faizdir
"Alışveriş ve faiz, evlilik ve zinaya benzer. Evlilik ve zinada benzerlikler vardır. Hatta evli kişinin yaşadığı cinsel ilişki zina yapanla aynıdır. Fakat aynı ilişkiyi evlilikte ya da zina üzere yapmanın bireysel ve toplumsal sonuçları bambaşkadır."

Borçtan gelir elde etmek, binlerce yıldır süregelen sömürü yollarından biridir. Faizi, ekonominin unsurlarından bizi zannetmek ise alışılagelmiş ön kabullerden biridir fakat gerçeğin bu olmadığını biraz düşünerek sen de bulabilirsin. Ekonomik süreçler; üretim, ticaret, emek gibi somut olay ve nesnelerin gerçekleşmesi ile vücut bulur. Halbuki faiz, verilen borç üzerinden para kazanma sistemi olması nedeniyle, ekonomik bir süreç olamaz. Çünkü kullanılan kredi sermayeye çevrilmedikçe ya da tüketime harcanmadıkça faizin kendi başına ekonomi içinde bir hükmü yoktur. Faizin durumu, paranın aslının hiçbir ihtiyacı karşılamamasına benzer. Para, ancak ihtiyaç mallarını satın almaya yarar. Kendi başına ne yenilir ne içilir.

Alışveriş ve faiz, evlilik ve zinaya benzer. Evlilik ve zinada benzerlikler vardır. Hatta evli kişinin yaşadığı cinsel ilişki zina yapanla aynıdır. Fakat aynı ilişkiyi evlilikte ya da zina üzere yapmanın bireysel ve toplumsal sonuçları bambaşkadır.

Alışveriş ve faiz arasında da benzerlikler vardır. İkisinde de bir şeyin alındığı ve verildiği bir durum söz konusudur. Fakat alışverişte mala karşılık mal ya da para verilirken, faizde borca karşılık para verilir. Alışverişte karşılık söz konusuyken faizde denklik/denksizlik söz konusudur. Bir kitabın fiyatı, matbaadayken, tezgahtayken, çok basıp elde kalmışken ya da toplu satın alınacakken bg. değişebilir. Ancak 100 TL’nin dengi her zaman 100 TL’dir (enflasyon farkı hariç). İşte bu sebeple alışveriş helal, faiz haramdır.

Faizin zararları üzerine düşünmek istiyorsan, 500 milyar Dolar borcu olan bir ülke hayal et. “250 trilyon Dolar borçlu olan bir dünyada, Türkiye’nin borcunun lafı mı olur canım?” demeyesin. GSYH (Gayri Safi Yurtiçi Hasıla)’mızın 800 milyar Dolar seviyesinde olduğunu bilmelisin. Yani borcun, ürettiğin mal ve hizmetlerin toplam değerine yaklaşıyor. Borcun, sürdürülebilir olmaktan çıktığında faizin altında kalacak ve ezileceksin. Kredi borcunu ödeyemeyen bireylerin, çektikleri krediyle aldıkları eve banka el koyar ve kişi hem faizi ödemek zorundadır hem de evinden olur. Devletlerin kaderi de buna benzerdir. Osmanlı’nın son dönemi ve 2007 ABD Mortgage krizi söz konusu iddiamız için önemli birer örnektir. Araştırmalısın.

Ülkelerin borçlanmasının her zaman kötü olmadığı, yatırım ve istihdam için borcun gerekli olduğu söylenir. Fakat borç ve faizi birlikte düşünmek yanlıştır. Faizsiz borç olmaz fikrini zihninden atmadan, bu konuyu bütünüyle anlayamazsın. Borç alıp vermek, ödendiği taktirde helaldir. Düşün ki, arkadaşına verdiğin 100 TL’lik borcu 130 TL olarak geri istiyorsun. Nice dostlukları bitirecek olan böyle bir hareket, insanlarımız arasında şükür ki hala ayıplanan bir davranış olarak kabul ediliyor. Sen de borç verdiğin arkadaşın da banka çalışanı olsanız bile bu 30 TL’lik faiz herhalde ayıplanacak ve aranızı bozacaktır. Bu tür davranışlardan uzak durmalı ve emeğin olmayan karşılığı istememelisin.

Ancak ülkeler ve bankalar arasında durum bu değil. Nasıl oluyorsa, Türkiye’nin 2018’de ödediği toplam 13 milyar Dolar’ın üzerindeki faiz ne ayıplanıyor ne garip karşılanıyor. (Bu rakam son 14 yılda ise 150 milyar Dolar seviyesindedir). Üstelik sistem bu faizi meşru görmemizi icbar ediyor.

Türkiye’de, Haziran 2019 itibariyle dolaşımdaki toplam basılı para (cebinde, cüzdanında gördüğün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın bastığı paraların toplam değeri) 141 milyar TL (25 milyar Dolar) seviyesinde. (2009’da 40 milyar TL seviyesindeydi.) Yukarıda bahis konuyu ettik; Türkiye olarak yılda 13 Milyar Dolar faiz ödüyoruz. Yani TCMB’nin basmış olduğu, dolaşımda olan toplam parayı sadece bir buçuk yılda faiz olarak ödüyoruz.

Kafan karışmasın, elimizdeki basılı bütün Türk Lirası bir buçuk yılda faize gidiyorsa, nasıl tükenmiyor? diye sorarsan cevabım şudur: Basılı para haricinde suni olarak yaratılan kaydî para sayesinde.

Türkiye’de bankaların kullandırdığı toplam kredi miktarı 19 Temmuz 2019 itibariyle 2 trilyon 419 milyar TL civarında. Yani basılı paradan 17 kat fazla kredi kullandırılmış vaziyette. Bankalar; hiçbir karşılığı bulunmayan bir para yaratıyor ve çark bu şekilde dönüyor. Üstelik tüm dünyada durum aynı. “M3” para arzı denen bu sistem, ekonomik genişlemeyi sağlaması açısından savunuluyor.

Ayrıca, Türkiye’deki kredi kartı sayısı yaklaşık 65 milyon adet. Bu kartların toplam borcu 102 milyar TL. Bu borcun 6 buçuk milyar TL’si (2 buçuk milyon TC vatandaşı) takibe düşmüş durumda. Peki dünyada durum nasıl dersen, cevabım şudur: Dünyanın tüm borcunu dünyanın tüm insanlarına bölersek, kişi başı 35 bin Dolar borçlu olduğumuz ortaya çıkıyor. Benim, senin, Afrika yerlilerinin, Kızılderililer’in… hepimizin başına 35’er bin Dolar borç düşen bir dünya düzeninde yaşıyoruz.

Bu devasa rakamların altında yatan gerçek faiz değil de nedir?

Üniversitelerde öğretilir, bir malın üretim maliyeti; emek, hammadde, enerji gibi unsurlardan oluşur. Fakat kimse faizi üretim maliyeti unsurlarından saymaz. Durum gerçekte bu mudur? Bugün, faizsiz üretilen mallar ekonomide yüzde kaçlık bir alanı kaplıyor? El yapımı gıda ürünleri gibi fabrikasyon olmayan ürünler belki aklına gelecektir. Unutma ki; bugün Türk köylüsü ineğini bile faizli kredi kullanarak satın almak zorunda kalıyor.

Faizsiz üretim süreçlerine dair bir örnek:

Türkiye'nin en büyük 500 şirketinin, faaliyet gelirlerinin yüzde kaç oranında finansal giderlere ayrıldığının tablosu

Yapılan araştırmalara göre, Türkiye’deki en büyük 500 şirketin faaliyet gelirlerinin %90’ı finansman giderlerine harcanıyor. Bu korkunç oranın temel sebebi 2018’de yaşanan kur artışıdır fakat önceki yıllara göz gezdirirsen, oranların %40 seviyesinde olduğunu görürsün. Biz de bu oranlardan hareket ederek, Türkiye’de yapılmış bilimsel çalışmalar üzerinden günümüze uyarladığımız bir hesabı siz arz ediyoruz:

Ceket üreten bir hazır giyim firmasının; hammadde, enerji, iş gücü vs maliyetlerinin 100 TL olduğunu varsayalım. Şirketlerin; 100 TL’lik maliyetlerinin %70’ini kredilerle sağladığı istatistiklerle sabittir. Bu itibarla, 70 TL’lik kredi kullanan firmamız yukarıdaki finansman istatistiklerine göre 30 TL’lik faiz ödüyor.

Maliyet, ödenen faiz ile birlikte: 100 TL + 30 TL = 130 TL’ye çıkıyor. %50 oranında bir kârı da üzerine koyduğumuzda, ceket üretici firmadan 200 TL’ye çıkış yapıyor.

Ceketi 200 TL’ye alan toptancı da alışverişinin %70’ini krediyle yapıyor. Yani 140’lik bir kredi kullanıyor. Bu kredi karşılığında ödediği faiz de 56 TL ediyor. Toptancının maliyeti böylece 256 TL’ye ulaşıyor. Yine %50 oranında bir kâr koyduğumuzda, ceket toptancıdan 384 TL’ye çıkış yapıyor.

Ceketi 384 TL’ye alan mağaza da bu harcamasının %70’ini kredi ile yaptığında 107 TL faiz ödüyor. Mağazanın maliyeti böylelikle 491 TL’ye yükseliyor. Bu fiyatın üzerine mağaza da 245 TL’ye denk gelen %50 kârını koyduğunda, tüketici ceketi 736 TL’ye alıyor.

Şimdi de bu sürecin faizsiz işlediğini varsayalım:

Üretici firma 100 TL maliyetin üzerine %50 kâr koyuyor ve 150 TL’ye aracıya satıyor. Aracı, 150 TL’nin üzerine %50 kâr koyuyor ve 225 TL’ye mağazaya satıyor. Mağaza da %50 kâr koyuyor ve 337 TL’ye tüketiciye ceketi ulaştırıyor.

Yalnızca faiz giderlerini ortadan kaldırarak yaptığımız (akademik çalışmalara dayanan) hesaplamamız sonucunda görülüyor ki, 736 TL’lik bir ceket 337 TL’ye düşüyor. Bu hesaplamayı inandırıcı bulmadıysan aşağıda verdiğim linkleri incele, açıklanmış resmi raporlara göz at. Ardından şu ayetleri oku ve düşün: “Faiz yiyenler ancak şeytanın çarparak sersemlettiği kimse gibi kalkarlar. Bunun sebebi onların, "Alım satım da ancak faiz gibidir" demeleridir. Halbuki Allah alım satımı helâl, faizi ise haram kılmıştır. Artık kime Allah’tan bir öğüt erişir de faizciliği bırakırsa geçmişte yaptığı kendisine aittir, işi de Allah’a kalmıştır. Kim de yine faizciliğe dönerse işte bunlar orada devamlı kalmak üzere cehennemliklerdir.” Bakara 275.

Oku: “Ey inanıp güvenenler, Allah’a karşı yanlış yapmaktan sakının! O’na gerçekten güveniyorsanız, kalan faiz alacaklarınızdan vazgeçin! Eğer vazgeçmezseniz, Allah’a yani Allah’ın kitabına karşı savaşmakta olduğunuzu bilin. Tevbe ederseniz (hatanızdan tam olarak dönerseniz), ana mallarınız sizindir; böylece ne haksızlık edersiniz ne de haksızlığa uğrarsınız. ” Bakara 278 – 279.

Toplumun en büyük düşmanı faizdir. Çünkü faiz üzerine kurulu ekonomik düzen, hem çalışarak ailesini geçindiren hem de yatırım yaparak iş yürüten bireyleri çıkmaza sürükler. Faiz; her zaman daha fazlasını kazanmayı icbar eder. Daha fazla kazanmanın tek yolu da malzemeden çalmak ya da işçinin alın terinden kısmaktır. Bugün, bir evlilik yapan iki insan, sadece evlilik yüzünden edindikleri borçları ödeyebilmek için en az 10 yıl çalışıyor. Ev üzerine bir de araba alacak olsalar, borçlarını bütünüyle yönetemez hale gelirler. Akrabaların bir araya gelip birbirlerini fonladıkları aile içi sistemler gün geçtikçe azalıyor. Kontrol edilemeyen borçlar aileleri yıkıma götürüyor. Sadece bir aile üzerinden düşünme, yazının başında vurguladığımız rakamı hatırla, dünyadaki toplam borç 250 trilyon Dolar. Bu borç hiç kimsenin kontrol edebileceği bir seviyede değil. “Dünyayı yöneten Yahudiler” teorisi eksik çünkü Yahudi’yi de para yönetiyor. Medine Vesîkası’nı hatırla. İçkiye, zinaya gösterilen toplumsal refleksin faize de gösterildiği bir toplum inşa etmek zorundayız.

Bu yazının devam bölümünün, yatırım ve tüketim için ihtiyaç duyulan parayı faizsiz borçlanma ile fonlayacak olan kurumsal yapılar üzerine olmasını planlıyoruz. Eleştirinin temel hedefi, eleştirilen şeyin yerine konacak yeni ve daha iyi olan şeye yer açmak olmalıdır. Faiz konusuna giriş mahiyetinde olan yazımızı inşallah geliştirecek ve hem ülke çapında hem dünya çapında faizsiz bir ekonomik modelin ne kadar mümkün olduğuna dair çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

Kaynaklar:

  1. https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/tr/tcmb+tr/main+menu/istatistikler/parasal+ve+finansal+istatistikler/haftalik+para+ve+banka+istatistikleri
  2. http://www.bddk.org.tr/BultenGunluk
  3. http://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/TR/TCMB+TR/Main+Menu/Banknotlar/Banknotlarla+ilgili+Genel+Bilgiler/Kupur/
  4. https://www.aydinlik.com.tr/borc-icinde-yuzen-bir-dunya-ersin-dedekoca-kose-yazilari-ocak-2018
  5. https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/TR/TCMB+TR/Main+Menu/Istatistikler/Odemeler+Dengesi+ve+Ilgili+Istatistikler/Odemeler+Dengesi+Istatistikleri/
  6. http://www.mahfiegilmez.com/2015/02/faiz-neden-mi-sonuc-mu.html
  7. chrome-extension://oemmndcbldboiebfnladdacbdfmadadm/http://ktp.isam.org.tr/pdfdrg/D01929/1997_2/1997_2_BAYINDIRA.pdf
  8. http://www.mahfiegilmez.com/2018/07/para-arz-nedir-ve-nasl-olculur.html
  9. ÖZKAN, Mustafa, “Medine Vesikası” Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2002.
  10. BAYINDIR, Abdülaziz, Ticaret ve Faiz, Süleymaniye Vakfı Yayınları, İstanbul 2007.
Etiketler
İlgili Haberler