Rusya ve NATO kıskacında Ukrayna
Rusya ve NATO kıskacında Ukrayna
"Ukrayna da Türkiye gibi bir kıskacın içinde. Kıskacın bir ucu NATO diğer ucu ise Rusya."

Ukrayna, göz alabildiğince uzayan geniş ve verimli topraklarında yetiştirdiği buğdayı ve özellikle Sovyetlerden kalma altyapısının üzerinde devam ettirdiği sanayisi ile hem Balkanlar için hem Karadeniz için önemli bir konumda bulunuyor. Türkiye de son yıllarda Ukrayna ile gözle görülür bir yakınlaşma içerisinde. 10 milyar dolara yakın bir ticaret hacmine sahip olduğumuz Ukrayna, turizm alanında da bizim için kritik bir hüviyete sahip. Rusya ile ise yukarıda özetlediğimizin çok daha ileri düzeyde bir ilişkiye sahibiz. İki durumun da son derece normal olduğunu belirtmek gerekiyor. Karadeniz yönünden komşumuz olan bu iki büyük ülkeyle olan ilişkilerimizin ticari anlamda yoğun olması her açıdan olumlu. Peki ya siyasi açıdan?

Türkiye’nin bugün oldukça problemli bir ilişkisinin olduğu NATO, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından bu yana Rusya’ya doğru genişliyor. Üstelik bu genişlemeyi bünyesine dahil ettiği ülkelerin askeri kuvvetlerinin durumunu önemsemeden yapıyor. Yani Birliğe üye olan ülkelerin askeri potansiyellerinin yükseltilmesinden ziyade, söz konusu ülkelerin toprakları üzerinde hareket edebilme kabiliyeti önemseniyor. Geçtiğimiz aylarda NATO’nun Yunanistan’da sınırımıza oldukça yakın bir noktada yaptığı tatbikatı hatırlayalım. Aynı dönemde Rusya da Ukrayna sınırında kapsamlı bir askeri tatbikata girişmişti. Nitekim o tatbikatın sonucu bugün Ukrayna’ya yaptıkları saldırı ile neticelendi.

NATO’nun ve Rusya’nın karşılıklı güvenlik ve saldırı politikalarıyla ilerlemiş olduğu varsayılan Soğuk Savaş dönemi, aslında İkinci Dünya Savaşından sonra Stalin ve Churchill’in Doğu Avrupa’yı paylaşmasından farksız bir dönemdi. Bu anlamda bir aldatmacadan ibaretti. Küba ve Türkiye’nin de paylaşıldığı o dönem, bugün aynı şekilde başka ülkeler üzerinden devam etmekte. Ukrayna da Türkiye gibi bir kıskacın içinde. Kıskacın bir ucu NATO diğer ucu ise Rusya.

Ukrayna’nın ve Türkiye’nin bu ikili kıskançtan birlikte çıkabilme potansiyeli olduğunu düşünüyorum. Almanya’nın Rusya’ya karşı söz konusu Soğuk Savaş stratejisini değiştirmeye yönelik adımlarından sonra zemininden kayan dengeleri yeniden oturtmak için tertiplenmiş olan bir savaş yarın bir gün bitecek ve en kötü ihtimalle Kırım ve ayrılıkçı iki bölge Rusya’nın kontrolüne bırakılacak. İyi ihtimalle ise söz konusu bölgelerin bir kısmı ya da tamamı tekrar Ukrayna’nın kontrolüne geçecek. Bu savaştan daha mühimi, Ukrayna ve Türkiye’nin NATO ve Rusya kıskacından kurtulabilmesi ve üçüncü bir hat oluşturabilmesi. Bu iki ülkeye Mısır, Gürcistan, Azerbaycan, Romanya gibi ülkeler de dahil olabilir. İki ezici kuvvetin paylaştığı birer yem olmaktan öte gitmenin yolu, üçüncü bir yol çizebilmekten geçiyor. Üretim ve ticaretinde daha bağımsız ilişkiler kurabilen, savunma sanayinde ayaklarının üzerinde durabilen, diplomatik ve kültürel ilişkilerini mümkün olan en üst seviyeye çıkarmak için uzun vadeli politikalar belirleyip uygulayan ve saldırı altında birlikte hareket etmek üzere kurgulanmış anlaşmalara imza atan bir üçüncü blok ortaya koyabilmek, kısa ve orta vadede Türkiye ve Ukrayna için en gerekli ve gerçekçi yoldur.

Üçüncü yol iradesini ortaya koyabilecek siyasetçilerin mumla arandığı Türkiye ve Ukrayna gibi ülkelerde kıskacın hangi ucuna yaklaşırsanız yaklaşın elinizi yanmaktan kurtaramıyorsunuz. Ukrayna’nın bugün verdiği savaşı pekâla 1923 mücadelemize benzetebiliriz. Ancak bu benzerlikten sonra Allah devamında olanları benzetmesin, duasını da etmekle mesulüz. Rusya’yı topraklarından yiğitçe kovabilen bir Ukrayna’nın kendini NATO’nun kollarına atması yerine gerçekçi ve uygulanabilir bir üçüncü yolu hayata geçirmesi için gerekli öneriyi getirecek bir Türkiye var olsaydı, o zaman çok başka yazılar yazıyor olabilirdik.

Ukrayna işgali, yoğun, yorucu ve boğucu bir aşamaya geldikten sonra muhtemel bir yönetim değişikliği sonucunu elde ederek nihayete erebilir. Ya da Zelensky bir zaferle bu savaştan ayrılabilir ve gücüne güç katabilir. İki durumda da Türkiye’nin Ukrayna’ya esaslı bir üçüncü yol teklifi getirebilmesi başka dengeler kurmak için önemli olabilir. Bağımsızlığından ödün vermeyen ve kültürünü yok etmek için her türlü dalaverenin çevrildiği bir hegamonyayı kabul etmeyen ülkeler olabilmek, bu çağın en sahici ilacı konumunda.

 

Etiketler
İlgili Haberler