Katya’nın (16) Günlüğü
Katya’nın (16) Günlüğü
Liliya Podkopayeva, Instagram hesabından Mariupol'de yaşayan Katya'nın Rusça yazdığı günlüğünü paylaştı. Savaş, Ukrayna'daki Rusların da hayatını mahvediyor.

Rusçadan Çeviren: Alparslan Demir

“Canın acıdığındaki o hissi bilir misin? Bir zamanlar bir çocuğa âşık olmuştum ama o beni sevmemişti. Canımın yandığını düşündüm. Fakat şimdi anlıyorum ki insanın canı, annesi gözlerinin önünde öldüğünde yanarmış. Ve kardeşi sürekli annesine doğru gelip, “Anneciğim, uyuma, uyursan donarsın,” dediğinde… Annemin mezarını asla ziyaret edemeyeceğiz. O burada, rutubetli ve karanlık sığınakta tek başına kaldı. Aynı sığınakta tuvalete gittik, uyuduk, yemek artıklarını yedik.

Sanırım beşinci ya da altıncı gündü, Kolya Amca bir şekilde bir güvercin yakaladı. Onu kızartıp yedik. Annem bu kadar dayanabildi, tahliyemizden üç gün önce öldü. Kardeşime onun ağır bir uykuya dağıldığını ve uyandırılmaması gerektiğini söyledim ama sanırım her şeyi anlamıştı. Komşumuz öldüğünde ben de anlamıştım, onu yerinden kaldıramamıştık ve kokmaya başlamıştı. Sesi tamamen kesildiğinde Kolya amca onu dışarı götürdü ve kendisi de bir tele takılıp öldü. Annem Kolya'sı için çok ağlamıştı. babamın ölümünden sonra Kolya amca en yakınımızdı. (...) Cesetler bir hayli kötü kokuyor, her yerdeler. Kardeşimin gözlerini annemin eşarbıyla bağladım ki cesetleri görmesin. Koşup kaçarken, neredeyse birkaç kez kusacaktım. Benim annem asla, duyuyor musunuz, asla kötü bir şey yapmadı. Kiliseye giderdi, sık sık günah çıkartırdı, ben de öyle. Kolya Amca farklı mı? Sırf annesi günah olduğunu düşünüyor diye sigarayı bile bırakmıştı. Rahip efendi orada bana annemin Tanrı’ya hizmet edeceğini söyledi, burada olup bize annelik yaparak hizmet etmesi daha iyi değil mi? Sizin tanrınıza artık inanmıyorum. Var olsaydı biz bu kadar acı çekmezdik.

Rusya’dan nefret ediyorum. Öz dayım orada yaşıyor. Bana bugün telefonda ne dediğini biliyor musunuz? “Katya, ne var ne yok Katya? Kızım, seni anlamıyorum. Ne savaşı, ne diyorsun Katya?” Sonra bana tek kullanımlık bir telefondan yazdı: “Katya, bana yazma. Ben ve ailem için çok tehlikeli sonuçları olabilir. Annen asla geri dönmeyecek, kabullen.” Onlardan nefret ediyorum. Annem senin öz kardeşin değil mi? Bu nasıl olur? (...) Biliyor musunuz, sanırım Mairupol’e geri döneceğim ve aynı yerde yaşayacağım. Her zaman, aynı gün, yeni yapılacak o evdeki sığınağa inip çiçekler bırakacağım. Çocuklar ağladığında korkunç bir gürültü olur fakat sesinin de duyulmaması lazım. Bu ruh hastaları, insanları sığınaklarda bulup öldürüyor. Hayatta kalanların bazıları da Rus askerlerinin çocuklara, yaşlılara ve hatta cesetlere bile tecavüz ettiğini söylüyor. Daha fazla yaşamak istemiyorum. Muhtemelen bizi ayıracaklar ve kardeşimi göremeyeceğim. Niçin? Putin bunu bizi korumak için mi yaptı? Güzel yaşıyorduk, araba bile almıştık. Kolya amca bana araba kullanmayı öğreteceğine söz vermişti. Arabamızı bile yaktılar. Evimiz de yok. Ölmek istiyorum ancak yapamıyorum… Çocuklarınıza hemen sarılın, yoksa her an ölebilirsiniz ve sizin kokunuzu hatırlayamayabilirler. Eğer bu hayata dayanabilirsem ve bir gün çocuk sahibi olursam, çocuklarıma durmaksızın, her zaman sarılacağım.”

Özgün Kaynak: Liliya Podkopayeva Instagram Profili 

İlgili Haberler