Türkiye'de sol, Rusya'nın Ukrayna'yı işgalini tartışıyor I: Alper Taş
Türkiye'de sol, Rusya'nın Ukrayna'yı işgalini tartışıyor I: Alper Taş
Vaziyet, Rusya'nın Ukrayna'yı işgaline dair Türkiye'deki sol partilerin ve aktörlerin tutumlarını irdeliyor.

Vaziyet'ten Alperen İnce, SOL Parti PM Üyesi Alper Taş'la bir söyleşi gerçekleştirdi.

SOL Parti PM üyesi Alper Taş, "ABD-NATO başından beri Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesini istedi" düşüncesini dile getirmiş ve Taş'ın paylaşımı gündem olmuştu. Taş, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, "ABD-NATO başından beri Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesini istedi. Ukrayna kurban edildi. ABD, Avrupa üzerinde kaybolmakta olan hegemonyasını yeniden tesis etti. Rusya uzun süreli yıpratma savaşının içine alındı. Rusya bataklığa çekildi" ifadesini kullanmıştı. 

Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik işgal girişimine dair neler söylemek istersiniz? Sizce bu işgalin gerekçesi ne, sonuçları ne olabilir?

Çatlamış olan Batı ittifakını, NATO ittifakını, Atlantik ittifakını, adına ne dersek diyelim, yeniden onarma, yeniden onların üzerinde hegemonya kurma ve bu çatlakları gidererek bir bütünlük yaratma ve kendini bu manada gerileyen hegemonyasını yeniden sağlama manasında bir stratejiye yöneldi. Doğal olarak bu stratejide, Avrupa Birliği ile dağılan bir süreç vardı. Fransa gibi ülkeler, ABD’nin izlediği politikalara karşı daha özerk bir Avrupa Birliği anlayışı içerisinde olmaya çalışıyorlardı. Bu noktalarda çeşitli girişimler içerisinde bulunuyorlardı. Özellikle Almanya, Rusya ile Kuzey Akım kapsamında bir proje içerisindeydi. Doğal olarak bir dağılan ittifak görüntüsü vardı. ABD’ye bir düşman gerekiyor bu çerçevede ve Rusya, ABD’nin Batı İttifakı ile dağılan ilişkilerini yeniden düzenlemek adına düşmanlaştırılması söz konusu oldu. Rusya’nın bir “tehdit” haline getirilmesi, ABD’nin de bu güçleri yeniden toparlaması için elzemdi. Zaten ABD, yakın bir tehdit olarak Rusya’yı hedefine koymuştu. Yani Rusya’ya dönük bir yönelimi ve planı vardı. Ukrayna’nın NATO’ya alınması üzerinden yürüyen tartışmalar da Donbass bölgesine ilişkin tartışmalar da çok yakından gözlemlendi. Ukrayna devlet yetkilileri bile Rusya’nın Ukrayna’ya girmeyeceğini söylemişti. Batı basınında bu söylem neden gelişti? Ukrayna’nın da bundan rahatsız olduğu bir süreç yaşadık. Ama ABD aylar öncesinden bu yana Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinde heveskâr tutum içerisindeydi. Bir noktada Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesini istedi.

Savaşın gidişatına bakıldığında, sonuç Rusya için bir "bataklık" olabilir mi?

Rusya uzun süreli bir yıpratma savaşının içine alındı. Ukrayna’ya girdi, bir yere girmek kolay fakat oradan çıkmak zor. Bunun birçok örneği var. ABD, Sovyet Rusya bunu Afganistan’da yaşadı. Irak, Suriye örnekleri var. Bu süreçler çok yıpratıcı süreçler. Rusya’yla doğrudan bir savaşı göze alamayacaklarına göre Rusya’yı özellikle ekonomik anlamda dünyadan yalıtıp tecrit ederek, Rusya’yı kendi içerisinde boğarak ve Ukrayna savaşının yaratacağı travmalarla birlikte Rusya’nın ekonomisini, altyapısını, yayılma kapasitesini Ukrayna’da sınırlayan bir tutum içinde oldular. “Tavşana kaç, tazıya tut” siyasetini Ukrayna’da uyguladılar. Ve Ukrayna’nın bu konudaki bütün yakınmalarına rağmen Ukrayna’yı teşvik ettiler. Ama bir noktadan sonra Ukrayna’nın arkasından da çekildiler. Sadece ekonomik ve silah desteği gibi girişimlerle Ukrayna’yı Rusya karşısında feda ettiler. Rusya düşmanlığı üzerinden ittifakı yeniden onarma çerçevesinde bir araya geldiler. Rusya, yeniden büyük bir yıpratma savaşının içerisine çekildi. Bunu görüyoruz.

Peki Rusya’nın tutumuna dair eleştirileriniz var mı?

Tabii ki; işgal baştan eleştireceğim bir şey. Rusya, Ukrayna’nın bağımsız kimliğini, toprak bütünlüğünü, ulusal egemenliğini reddeden bir yerde. Putin, yaptığı açıklamada Ukrayna’nın bağımsızlığını bir “talihsizlik” olarak gördüğünü söyledi. Ukrayna’nın ayrı bir kimlik içerisinde olması Putin’in nezdinde anlaşılır gözükmüyor. Bu okumayla birlikte Ukrayna’nın işgalini de meşrulaştırıyor. Rusya’nın yapabileceği en büyük yanlış Ukrayna’yı işgal etme stratejisine yönelmesiydi. Bu stratejiye yöneldi ve şimdi bu stratejinin yaratacağı sonuçlarla çok yakıcı bir şekilde karşı karşıya kaldı ve daha da kalacak.

Türk solunun tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce gerekli tepkileri verebildiler mi, hangi konularda yanlış bakılıyor?

Türkiye solunun geneli Ukrayna meselesine dair doğru bir yerde duruyor. Yanlış bir yerde durduğu yok politik olarak. Barış eylemleri örgütleme, savaş karşıtı bir tutum geliştirme noktasında çok büyük bir kitlesel eylem gerçekleştirebilmiş değiliz. Ama bunları gerçekleştirmek gerekiyor. Ama bunu geliştirmek gerekiyor; tıpkı Irak’a yönelik işgal girişiminde olduğu gibi. Bu meselede biraz zayıf kaldığımız açık. Bunu telafi etmemiz gerekiyor. Bu savaşa ve işgale karşı durmamız gerekiyor. Aynı zamanda NATO’nun yayılmacı, emperyalist müdahalelerine de ‘hayır’ dememiz gerekiyor. Türkiye solunun tutumu genel hatlarıyla savaşa ve işgale karşı bir pozisyon alıyor. Ama bu savaşın arka planındaki emperyalist politikaları, NATO’nun genişlemesine dayanan emperyalist yayılmacılığı da teşhir ediyor. Yani bu önemli bir nokta. Benim paylaşımıma gelen eleştirilere de baktığınızda bir tür “Rusçuluk” olarak yaftalanmaya çalışıyor. Hayır, yani sonuç itibarıyla bir emperyalist/kapitalist sistemin krizi var. Dünya ikiye bölünmüş vaziyette. Bir tarafta Atlantikçiler diğer tarafta Avrasyacılar var. Bu iki kutbun dayandığı üretim ilişkileri kapitalist üretim ilişkileri. Biri genel hatlarıyla liberal kapitalist, diğeri devletçi kapitalist düzene sahip. Bu güçler arasında denge söz konusu değil. Atlantikçi, NATO’cu, ABD’ci ekip daha güçlü tabii. Daha da saldırganlar. Diğer güç de bu konuda pazar ve paylaşım kavgasının içine girmiş. Bu pazar ve paylaşım kavgasını lokal ve belirli düzeylerde savaşarak aşmaya çalışıyorlar. Savaşarak yeniden kâr biriktirmeye çalışıyorlar. Pazarlarını büyütmeye çalışıyorlar. Doğal olarak burada halklar, emekçiler, yoksullar eziliyor, ölüyor. Doğa tahrip oluyor, yaşam alanlarımız yok oluyor. Doğal olarak dünya bu paylaşım kavgasına terk edilemez. Bizim solun, sosyalist hareketin durduğu yer, bu dünyaların dışında başka bir dünya. Eşitliğe, özgürlüğe, dayanışmaya, sınıfsız, sınırsız, sömürüsüz bir dünyaya dayanan başka bir yapıyı filizlendirmek istiyoruz. Bu dünyalar içinde pozisyon alarak yeni bir dünya sistemi yaratamayız, başka bir dünya yaratmamız gerekiyor. Çünkü bu emperyalist, kapitalist güçler arasındaki bir çatışma ve pazar kavgası. Mevcut sistem uygarlığı, insanlığı, doğayı bir yıkım eşiğine getirmiş vaziyette. Bir uygarlık kriziyle karşı karşıya kaldığımız bir gerçek. Buradan çıkmamız, sosyalizmi yeniden inandırıcı bir sistem haline getirmemiz gerekiyor. Türkiye solunun durduğu yer genel hatlarıyla bu şekilde. Ancak dünya konjonktüründe iki büyük güç var ve bu güçler Soğuk Savaş döneminde olduğu gibi biri sosyalist diğeri kapitalist güçler değil. Kapitalist dünyanın iki farklı biçimi aslında birbirleriyle bir hegemonya kavgası veriyor. Burada öne çıkan iki güç var zaten: ABD ve Çin. Esas kavga, bu iki güçten hangisinin 21. yüzyılda hegemonik olup dünyayı yöneteceği meselesidir. Rusya’daki çatışmanın da arka planı büyük çatışmadır. Esasen Rusya’yı yıpratarak ABD, ana hedef olarak koyduğu Çin’le doğrudan hesaplaşmak adına bir saha temizliği yapıyor. Doğal olarak bu sahanın önündeki en büyük engellerden biri Rusya’dır. Rusya’nın çökertilmesi, ABD’yi Çin’le daha rahat bir mücadeleye sokacaktır. Tabii bu kadar kolay olur mu? ABD gerileyen bir güç. Çin, yükselen bir hegemonik güç. Bu iki güç arasındaki çatışma, dünyanın geleceğinin seyrini belirleyecek. Maalesef bugünkü Ukrayna savaşında yaşadığımız çatışmalar, belirli bölgelerde bu ana kavganın değişik yansımaları olarak ortaya çıkacak. Bunu da üzülerek söylemek gerekiyor.

Son olarak, Ukrayna halkına bir mesajınız var mı?

Biz, bir savaşa ve Ukrayna’nın işgaline karşıyız. Burada herhangi bir tereddüdümüz yok. NATO bir savaş örgütüdür. NATO’nun yayılmacılığına karşıyız. Dolayısıyla Ukrayna’nın bir savaş örgütü olan NATO’ya katılmasına da karşıyız. Ama gelinen bu noktada, güncel bir talep olarak Rusya’nın da Ukrayna’dan çekilmesinden yanayız. Barıştan yanayız. Doğal olarak bizim durduğumuz yer burası. Derhal Rusya Ukrayna’dan çekilmeli. NATO, Rusya’ya doğru genişlemesinden vazgeçmeli. NATO’nun bir savunma değil savaş örgütü olduğu son derece açık. Bu savaş örgütü artık dağıtılmalı. NATO’nun, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısıyla yeniden bir varlık gerekçesi de bulduğunu düşünüyoruz.

İlgili Haberler