İslam Dünyası’nın meselelerini kimler konuşamaz? Türk Ocakları tartışması I:  Nuri Gürgür
İslam Dünyası’nın meselelerini kimler konuşamaz? Türk Ocakları tartışması I: Nuri Gürgür
Vaziyet, ana muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve partisinin İstanbul il başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun katılımıyla gündeme gelen sempozyum etrafında dönen tartışmaları irdeliyor.

Vaziyet’ten Alperen Kılıç, Türk Ocakları’nın bir önceki dönem genel başkanlığını yürüten Nuri Gürgür’le görüştü. Gürgür, İstanbul şubesinin İBB desteğiyle düzenlediği sempozyum başlamadan bir gün evvel, Türk Ocakları Genel Merkezi’nin internet sitesindeki köşesinde, “Çağdaşlaşmanın Önceliği Tarafsız ve Bağımsız Yargıdır” başlıklı bir yazı kaleme almıştı.

Türk Ocağı İstanbul şubesinin, özellikle Cezmi Bayram’ın içine çekildiği tartışmalara dair neler söylersiniz?

Cezmi Bayram’a yapılan bu muamele yanlıştır. Cezmi Bayram bu muameleyi hak eden bir insan değil. 60 seneden beri Türk Ocağına hizmet eden ve çok büyük yararları olan bir insandır. Hem İstanbul şube başkanlığında hem diğer alanlarda etkili ve önemli işleri olan bir isim. Ayrıca düzenlediği faaliyet Türkiye için de son derece gerekli olan bir faaliyettir. Etkinliğe çeşitli Türk ülkelerinden ve İslam dünyasından 20’ye yakın bilim insanı katıldı. Türkiye’den Ali Bardakoğlu gibi Mustafa Çağrıcı gibi çok değerli insanlar, alimler katılıyorlar. Bu faaliyet tabi Türk Ocağı’nın İstanbul şubesinin hiçbir maddi imkanı olmadığı için belediyelerin desteğiyle yapıldı. Ekrem İmamoğlu büyük destek verdi, İstanbul’un çeşitli noktalarındaki billboardlarla İstanbul halkına duyuruldu. Bu faaliyeti bir partiye, CHP’ye mal ederek İstanbul şubesini suçlamak yanlış.

MHP lideri, Kılıçdaroğlu’nun sempozyumdaki konuşmasında Karl Marks’tan alıntı yapmasını, partisinin grup toplantısında eleştirdi. İsim vermeden de Cezmi Bayram’a yüklendi.

Konuyu, Devlet Bahçeli’nin grup konuşmasına getirmesi büyük talihsizlik. Grup toplantısında bir Türk Ocağı liderini bu şekilde tartışma konusu yapması son derece yanlış bir şeydi. Genel Merkez’in görevden alma kararı da doğru değil. Ayrıca karar zaten hukuken geçerli de değil. Çünkü bizim hukuk sistemimiz, anayasamız suçlanan kişinin savunmasının alınmasını öngörür. Bu olmadan, hiçbir şekilde “ben görevden aldım” diyerek alamazsınız. Bu ancak despotik ülkelerde olur. Genel Merkez’deki arkadaşlar akl-ı selime yönelir ve bu meseleyi düzeltirler diye umuyorum.

Cezmi Bayram, Genel Merkez’in tutumunu anlamlandıramadığını, fakat “günün siyasi şartları” vurgusunun da kendisini düşündürdüğünü kaydetti. Sizce “günün siyasi şartları”, ülkenin ana muhalefet partisi liderinin ve İstanbul İl Başkanı’nın, İslam dünyasının sorunlarını ve çözümlerini konuşmasına engel midir? Kılıçdaroğlu ve Kaftancıoğlu’nun sempozyuma katılımı Türk Ocaklarını siyasallaştırır mı?

Türk Ocağı’nın ilk defa düzenlediği bir faaliyet değil. İlki, 2018 yılında Kartal Belediyesi’nin desteğiyle düzenlenmişti. O sempozyumda da Kemal Kılıçdaroğlu konuşma yapmıştı. Tabi burada İstanbul il başkanı gibi çok tartışılan bir ismin bulunması bu eleştirilerde rol oynadı. Ancak herkes bilir ki, Türkiye’de bir siyasi parti lideri bir ile gittiği zaman, o ilin il başkanı kendisine eşlik eder. Bu artık bir gelenek olmaktan ileri geçen bir durumdur. Cezmi Bayram, sempozyuma katılan bir kişiye “biz seni istemiyoruz, düşüncelerin bizimle örtüşmüyor, çık git” diyebilir mi? Bu nezakete, insanlığa yakışır mı? Burada tabi siyasetçileri tepkiye sevk eden, Türkiye’de seçimlerin konuşulmaya başlandığı bir ortamda, ana muhalefet liderinin Türk Ocağı gibi önemli bir kuruluşun toplantısında görüntü vermesi konuşma yapması. Bunu bir siyasi hesap olarak algıladılar.

İlgili Haberler