Ukrayna krizinde Türkiye’den ne bekleniyor?
Ukrayna krizinde Türkiye’den ne bekleniyor?
Ukrayna’daki kriz büyüyor. Rusya’nın bütünüyle Ukrayna’yı işgal etmesi mümkün mü? ABD yönetimi üzerine düşeni yapıyor mu? NATO ittifak hâlinde bu tehditi bertaraf edebilecek mi? Türkiye’nin pozisyonu ne?

Ukrayna - Rusya sınırında tansiyon giderek artıyor. Biden yönetiminin “işgal her an mümkün” tipi açıklamaları, Zelensky’nin her gününe yansıyan aşırı gerginliği, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kiev ve Moskova’yı Ankara’da buluşturma gayreti ile NATO ittifakı içerisindeki çatlaklar bütün öngörüleri boşa çıkarabilir. Bir tarafta Rusya’nın bütünüyle bir saldırıya cesaret edemeyeceğine dair görüş bildirenler, bir tarafta Rusya’nın hâlihazırda Ukrayna’yı işgal etmiş olduğunu unutmamamız gerektiğini söyleyenler… Bu noktada eski ABD Avrupa Ordusu Komutanı Ben Hodges, Ukrayna’da görev yapmış bir Türk gazeteci ve K. Ekim Alptekin ile görüştüm.

ABD Dışişleri sözcsünün 26 Ocak'ta yaptığı açıklamada "Beyaz Rusya'nın topraklarını Ukrayna'ya karşı bir saldırıda kullanılmak üzere Rusya'ya açması hâlinde Birleşik Devletler ve müttefiklerinden 'hızlı ve kararlı' bir karşılık alacağını" bildirmesi üzerine ABD Avrupa Ordusu'nun emekli komutanı Ben Hodges, bu açıklamayı takdir ettiğini ve “şimdi Türkiye’yle ilişkilerimizi düzeltme vaktinin geldiğini” söylemişti. Ben de General Hodges’a bu açıklamasını hatırlatarak bazı sorular yönelttim. 

Sizce Ukrayna için gerçek bir tehdit var mı? Yani tam bir işgal mümkün mü?

Rusya Ukrayna'yı 2014'te zaten işgal etti ve henüz bölgeyi terk etmedi. Tehlikeli bir zamanda olduğumuza kaniyim ve yeni bir saldırının oldukça muhtemel olduğunu düşünüyorum. Bunun pek çok noktadan teyakkuza geçen Rus kuvvetleriyle topyekûn bir saldırı mı yoksa sınırlı hedeflere ulaşmak üzere düşük profil saldırılar dizisi mi olacağı çok net değil. İkincisi olabilir diye düşünüyorum. Böylece Rusya, daha az kayıpla bazı Avrupa ülkelerinden gelecek yaptırımları göğüslerken öte yandan Ukrayna’yı destekleyen müttefiklerin birliği üzerinde daha büyük bir baskı oluşturacaktır.

Peki ya NATO ve ABD'nin hamlelerine ne dersiniz? Sizce işe yarıyorlar mı? Özellikle ABD yönetimini soruyorum ki NATO ile ilişkili kulislerde Biden yönetimi bolca eleştiriliyor.

Şunu söyleyebilirim ki 1995 ve Dayton Barış Antlaşmasından bu yana ABD Dışişlerinden gördüğüm en kapsayıcı ve en iyi diplomatik çaba budur. Ayrıca ABD yönetiminin önden ilerleyen, aktif ve caydırıcı bir duruşa geçiş yaptığını gördüğüm için mutluyum. Böylesi cezalandırma tehdidine dayalı caydırıcılıktan çok daha zorlayıcı bir yöntem.

Türkiye'yle ilişkileri düzeltmek üzerine bir tweet attınız. Özellikle Avrupa medyasında Türkiye'nin çokça eleştirildiğini ve Türkiye'yi NATO dışında görmek üzerine yazılıp çizildiğini görürüz. Ancak ne vakit gerçek bir çatışma ihtimali güçlense, Türkler bir anda hatırlanmaya başlanıyor ve Türkiye lehine kulisler dönüyor. Türkiye'nin rolü ve Erdoğan'ın Ankara'da iki lideri buluşturma çabası hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce bu işe yarayacak mı? 

Türkiye’nin pek çok yönden bu krizin çözümüne yönelik adım atmasından memnuniyet duyuyorum. Ve inanıyorum ki ABD ile Türkiye arasında güvenin yeniden inşası için çalışmaya devam etmeliyiz. Her iki tarafın da burada sorumlulukları var. Günün sonunda, Türkiye’nin Montrö’yü en üst seviyeden uyguladığını görmeyi arzu ediyorum. Rus denizaltıları zaman zaman Boğazlardan geçip Akdeniz’e ve Atlantik’e açılıp operasyonlara katılıyor ve anlaşmayı ihlal ediyor. Eğer Türkiye, Kremlin’in baskısı karşısında yalnız olmayacağı hususunda bir güvenceye sahip olabilse, Rusların denizaltı hareketliliğini bir süreliğine kısıtlayabilir. 

Hodges, daha önce de Türkiye ve ABD arasındaki ilişkilerde v2’nin vaktinin geldiğini belirtmişti. ABD’nin önemli komutanının Türkiye konusundaki duruşu net, ABD yönetiminin Türkiye daha fazla güven vermesi gerektiğini söylüyor. Öte yandan K. Ekim Alptekin, bir savaşın eşiğinde olduğumuzu belirterek, “Putin'in kolay kolay geri adım atmayacağı aşikâr,” görüşünü ortaya koyuyor.

Alptekin: NATO, bir nevi kimlik krizi yaşıyor.

ABD, stratejik reflekslerini yitirdiği için NATO bir nevi kimlik krizi yaşıyor.  En az Kırım ilhakından beri bilinen ve öngörülen bu senaryoya yönelik NATO'nun bir hazırlığı olmadığı görülmüş oldu. Bu durum NATO ülkelerinin birlik içerisinde hızlı bir reaksiyon göstermesine engel olduğu gibi gelecekteki olası krizler konusunda NATO'nun kurumsal kredibilitesini ve caydırıcılığını tehlikeye atıyor. Türkiye krizin başlangıç aşamalarından beri bölgedeki barış ve istikrar için yoğun bir çaba içerisinde olmuş, Fransa Cumhurbaşkanı'nın "NATO'nun beyin ölümü gerçekleşti"  diyebildiği ve müttefikler arası dayanışmanın ne yazık ki iç siyasette popülist yaklaşımlarla ciddi hasar aldığı bir dönemde bir NATO ülkesi olarak, Ukrayna ile dayanışmanın neredeyse yegâne örneği hâline gelmiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısı bu anlamda önemli ve tüm taraflar nezdinde olumlu karşılandı. Son dakikaya kadar bu tarz diplomatik girişimlerden vazgeçmemeli.

Ayrıca Türkiye, çok istikrarsız bir bölgede tek NATO üyesi konumunda. Ve Türk Silahlı Kuvvetleri NATO’nun ABD’den sonra en büyük ve deneyimli ordusu. Ayrıca NATO'nun güney sınırlarını koruyabilmesi adına kritik bir konuma sahip olması nedeniyle, bahsettiğiniz sesler çok ciddiye alınmamalı. Son olarak da NATO anlaşması ve iç tüzüğü gereği Türkiye'nin müttefiklikten çıkarılmasının olanaksız olduğunu belirtmek isterim. Tüm üyeler oy birliğiyle ülkemizin NATO’dan çıkarılmasını istese bile, Türkiye istemediği sürece üyelikten çıkarılamaz. 

Ukrayna’daki Türk Gazeteci: Ukrayna zaten işgal altında, bunu unutmamalı.

Türk medyasında tuhaf yayınlar yapılıyor. “Ukrayna ile Rusya aynı millet”, “Rusya istese 48 saate varmadan alır” gibi... Herkesin ifade hürriyeti var. Lakin, askerî uzman, diplomasi muhabiri, dış politika uzmanı gibi ünvanlar kullanmasalar mesele yok. Meşhur bir hocamız “Rusya Ukrayna’yı tost yapmış. Kaşarlı mı sucuklu mu ona bakmak lazım,” gibi ahlaki çapını ortaya koya tartışmalara giriyor.  Özellikle “Rusya Ukrayna’yı işgal eder mi?” sorusunda işgal ifadesi en yersiz soruların başında geliyor. Ukrayna’nın 3 idari bölgesi Luhansk, Donetsk ve Kırım zaten 2014’ten beri işgal altında. Rusya 14 bin insanı öldürmüş, 90 bin insanı sakat bırakmış. Ukrayna’da, Türkiye’den beklenti yüksek. Daha fazlasını aktarmayı çok isterdim, şu anda savaş ve barış an meselesi. Durum her türlü yoruma açık.

 

 

Ben Hodges Hakkında

Emekli Korgeneral Frederick Benjamin Hodges III, ABD'nin Avrupa Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevini yürütmüş bir asker ve analisttir. Şu anda Doğu Avrupa ve Rusya özelinde çalışan Center for European Policy Analysis (CEPA) think-tank'inin başkanı olarak görev yapmaktadır.

K. Ekim Alptekin Hakkında

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) altında faaliyet gösteren Türk-Amerikan İş Konseyi (TAİK) eski Başkanı olan K. Ekim Alptekin, Arnavutluk Fahri Konsolosluğunun, yanı sıra Avrupa Dış İlişkiler Konseyinin (ECFR) üyesidir. Ekim Alptekin, Utrecht Üniversitesi'nde hukuk ve ekonomi öğrenimini tamamlamıştır. Mezuniyetini takiben Alptekin ABD Temsilciler Meclisi'nde Uluslararası İlişkiler Komitesi (HFAC) ve Uluslararasi Polis Teşkilatı, İnterpol gibi uluslararası kurumlarda görev yapmıştır. K. Ekim Alptekin, Eclipse Aerospace Inc. dahil olmak üzere havacılık, inşaat (EA Gayrimenkul Geliştirme Inşaat Yatırım A.Ş.) ve turizm (One Colony A.Ş.) alanlarında faaliyet gösteren birçok şirketin kurucusu ve ortağıdır. 1977 Ankara doğumlu olan Alptekin; Türkçe, İngilizce, Hollandaca, Fransızca ve Almanca dillerini bilmektedir. Ekim Alptekin, Nigar Talibzade ile evlidir ve Emir, Sara ve Lara Alptekin’in babasıdır.

Alparslan Demir Hakkında

Eğitim ve yayıncılık alanında çalışan bir sosyal girişimci olan Alparslan Demir, aynı zamanda Vaziyet’te sosyal girişimcilik, kültür, BM ve uluslararası krizler üzerine yazmaktadır.

 

Bu mülakat, aslına sadık kalınarak çevrilmiştir. İfade edilen görüşler mülakat sahibine aittir, Vaziyet’in editoryal politikasını yansıtmayabilir.

This interview was translated. The views expressed in this article are the interviewee’s own and do not necessarily reflect Vaziyet’s editorial stance.

Etiketler
Sosyal Girişimci
İlgili Haberler