20 Temmuz 2016 Çarşamba 01:28
Türkiye'nin gündemi o soruda: İdam geri gelebilir mi?

15 Temmuz'da meydana gelen FETÖ'cü darbe girişiminin yarattığı şok etkisi tüm ülkede devam ederken, bir yandan siyaset de tüm hızıyla devam ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın halkı sokağa çağırmasıyla başlayan meydan nöbetleri, FETÖ darbe girişiminin üzerinden dört gün geçmesine rağmen sona ermiş değil.
Yurdun dört bir yanında sokağa dökülen halk, Gazi Meclis’i bombalayan, Milletine kurşun sıkan vatan hainlerinin en ağır şekilde cezalandırılması için ‘idam’ cezası çağrısında bulunuyor.

 İktidar partisi ve Erdoğan ise bu ‘haklı’ talebi siyasi bir fırsat olarak görüp, sürekli gündemde tutma niyetindeler. Erdoğan’dan ardı ardına gelen
"Demokrasilerde halkın talebi bir kenara konulamaz. Bu, sizlerin bir hakkıdır." “Eğer meclisden böyle bir karar gelirse, altına imzamı atarım.” açıklamaları idam tartışmasının belli bir süre daha ülke gündeminde yer alacağı, hatta farklı siyasi amaçlar için de kullanılabileceği yönünde izlenimler oluşturuyor.
 
İDAM GERİ GELEBİLİR Mİ?
Peki Türkiye gerçekten ‘idamı’ geri getirebilir mi? Eğer ölüm cezası geri getirilirse, bu değişiklik FETÖ’cüler için de geçerli olur mu? Gelin bu soruların cevabına birlikte bakalım.

Öncelikle iç hukuk açısından ele alalım, bilindiği üzere idam cezası öncelikle 2001 yılında “savaş tehdidi ve terör suçları”  hariç tutularak, 3 Ağustos 2002'de ise "Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hâllerinde işlenmiş suçlar hariç" şartı ile kısmi olarak kaldırıldı. İdamın tamamen kaldırılması ise Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde olup,  7.5.2004 tarihli 5170 sayılı kanun ile ölüm cezası anayasadan tamamen kaldırıldı.

Öte yandan Türkiye’nin idam konusunda imzaladığı bazı önemli uluslararası protokollör var. Bunlardan en önemlisi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS).
1954 yılında AİHS’ne imza atan Türkiye, sözleşmenin barış zamanında idam cezasının kaldırılmasını öngören 6 Nolu Protokolü’nü 2003 yılında imzalamış olup, tüm koşullarda idam cezasını kaldırmayı öngören 13 Nolu Protokolü 5409 sayılı 6.10.2005 tarihli “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne Ek Ölüm Cezasının Her Koşulda Kaldırılmasına İlişkin 13 Nolu Protokolün Onaylanmasına İlişkin Kanun'la”  da tüm koşullarda idam cezasını kaldırmayı kabul etti.
 
İDAM CEZASINI GERİ GETİRME HAKKI MEVCUT
İmzalanan bu protokol Türkiye açısından bağlayıcı nitelikte uluslarası hukuk normudur. Fakat, Türkiye’nin hukuken Anayasa’nın ilgilini maddesini değiştirip idam cezasını geri getirme hakkı mevcut. Tabi bunun hukuki bir yaptırımı olmamakla, birlikte siyasi bir takım sonuçları olacağı kesin. (Avrupa Birliği sürecinin sona ermesi vb.)

Diğer önemli bir konu ise eğer ölüm cezası geri getirilirse, FETÖ’cü darbeciler, çocuk tecavüzcüleri, seri katiller ve teröristler için uygulanıp uygulanamayacağı sorunsalı.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasının 15. Maddesi gereğince milletlerarası hukuktan doğan tüm yükümlülükler savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde dahi geçerlidir. Bu şu demektir; “Suç geriye yürütülemez”. Aynı zamanda suç ve suçlara ilişkin esasları belirleyen Anayasa 38. maddede de bu açıkca belirtilir: 

Madde 38: "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez."

İlaveten, eğer aleyhinde bir değişiklik olursa, bu onun cezasını etkilemez, bilakis leyhte bir karar ise ondan faydalanır.

Bunun en bariz örneğini terörist başı Öcalan’da gördük. Bilindiği gibi Öcalan idam cezasına çarptırılmış olup, daha sonra Avrupa Birliği uyum yasaları gereğince idamın kaldırılmasıyla (AİHS 13 Nolu Protokol), cezası ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrildi. Dolayısıyla, Türkiye idam cezasını yeniden bir infaz türü olarak Anayasa’sına dahil edebilir, fakat bu kanun yürürlüğe girdikten sonra işlenen suçlar için ifa edilebilinir.

Ancak burada asıl vurgulanması gereken, idam cezasının belirli suçlar için genel kabul gördüğü bir ortamda, bu konunun siyasi bir malzeme aracı olarak kullanılmadan, sağlıklı bir zeminde tartışılması gerekliliği.

Yakın zamanda tecrübe edilen Ergenokon, Balyoz gibi kumpas davalarını da göz önünde bulundurulursa (Eğer idam cezası olsaydı yaklaşık 12 general idam edilmiş olacaktı), Türkiye’nin öncelikle ‘adalet’ ve ‘liyakat’ eksenli yargı bağımsızlığını sağlamaya yönelik adımlar atması gerekliliği ortaya çıkıyor.

VAZİYET ÖZEL

Son Güncelleme: 27.12.2016 19:46
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.