Putin niye savaşıyor?
Putin niye savaşıyor?
Selim Sazak, Ukrayna krizini yorumluyor

Ukrayna’da savaş sekizinci gününde. Harkiv ve Mariupol gibi şehirler Rus güçlerince tamamen kuşatılmış durumda, kilometrelerce uzunlukta bir zırhlı konvoyu ise Kyiv’e yürüyor. Ukrayna’daysa direniş sürerken Rusya’ya yönelik yaptırımlar giderek şiddetleniyor. İki ülke arasında barış görüşmeleri başladıysa da ufukta bir çözüm görünmüyor.

Putin ne istiyor?

Rusya’nın Ukrayna harekatına dair en önemli sorulardan biri, Moskova’nın bu işe ne niyetle kalkıştığı. Bu konuda farklı yorumlar var. İlki, NATO’nun doğu yönlü genişlemesi ve bunun yarattığı tehdit algısı. Soğuk Savaş’ın bitişiyle ilgili bir galat-ı meşhur, Almanya’nın birleşmesi müzakereleri sırasında Baba Bush’un NATO’nın doğuya genişlemeyeceğine söz verdiği fakat buna rağmen 14 Demir Perde ülkesinin zamanla ittifaka alındığı. Rusya, 2008’de Gürcü lider Saakaşvili’nin ülkesini NATO’ya katma girişimi sonrasında patlak veren Güney Osetya savaşında da gündeme getirdiği bu iddia Ukrayna’ya yönelik söyleminin de merkezinde. Böyle bir sözün gerçekten verilip verilmediği yirmi yıldır süren bir tartışma. Birkaç ay önce yayınlanan (ve Türkçe’ye çevrilmeyi bekleyen) yeni kitabı Not One Inch'te bu konuyu arşiv belgeleriyle ele alan Johns Hopkins Üniversitesi’nden tarihçi Mary Elise Sarotte, meselenin görüşmelerde çeşitli defa gündeme geldiğini fakat yazılı bir anlaşmaya erişilmediğini söylüyor.

Diğer bir görüş, Rusya’nın kimlik inşasına vurgu yapıyor. Bu görüşün bir çeşidi, milliyet kavramına odaklanıyor. Ukrayna gibi dili ve kültürü özgün fakat siyasi kaderi Rusya’nınkine ardışık milletlerin nasıl özümseneceği Sovyetlerin ilk günlerinden beri tartışılan, hatta Lenin’le Stalin’in arasını açmış bir konu. Meraklıları için Harvard Üniversitesi’nden tarihçi Serhii Plokhy’nin — Türkçe çevirisi ne yazık ki artık bulunamayan — The Gates of Europe (Avrupa’nın Kapıları) kitabı bu konuda değerli bir kaynak. Putin’in Ukrayna’nın gerçek bir ulus olmadığı yönündeki iddialarını da bu gözle okumak gerek.

Bir diğer görüş ise inancı merkeze alıyor. Bir dönem Guardian’da köşe yazarlığı yaptıktan sonra Anglikan Kilisesi’nde katılan ve şimdi Londra’da bir kilisenin papazlığını yapan eski gazeteci Giles Fraser, yakın zamanda bu konuda kapsamlı bir analiz yayınladı. Türkiye’deki yaygın kanının aksine nükleer silahların papazlarca kutsandığı, Kırım işgalinin onuruna katedraller yaptırılan Rusya dinle siyasetin Türkiye’yi gölgede bırakacak derecede iç içe olduğu bir ülke. Kyiv, bu açıdan sembolik bir şehir. Modern Rusya, kökenlerini Kiev Knezliği’ne dayandırıyor. Baltık’tan Kırım’a kadarki coğrafyayı hükmünde birleştiren Büyük Vladimir (ki Rus Ortodokslarınca aziz sayılır) Hıristiyanlığı kabul eden ilk Rus hükümdarı ve Bizans İmparatorluğu’na evlilik bağından ötürü Rusya’nın Roma’nın varisliği iddiasının da kaynağı. Rivayet o ki Vladimir, Kiev ahalisiyle birlikte Dinyeper’de yıkanarak vaftiz olmuş ve Hristiyanlığa böylece iltihak etmiş. Putin’in adaşından Rusya’nın kaderini çizen isim, Kyiv’den ise tüm Rus şehirlerinin anası olarak bahsetmesi tesadüf değil.

Siyaset bilimi, kültür ve kimlik gibi unsurları genellikle geriye koyar; olguları ulusların çıkarları ve imkanları çerçevesinde ele alır. Bu bakışla artan enerji fiyatları, Kıta Avrupası’nın dışa bağımlılığı ve ABD’de Biden yönetiminin görece zayıflığı Moskova’yı Ukrayna’yı bütünüyle kendi kontrolüne sokacak bir oldubitti için bir fırsat belirdiğine inandırmış olabilir. Rus kontrolünde bir Ukrayna pek çok stratejik kazanım da getiriyor. Örneğin, Kırım’ın ilhakı Karadeniz’deki güç dengesini Rusya’nın lehine değiştirdi ve Moskova’ya Sivastopol gibi değerli bir mevzi kazandırdı. Yakın gelecekte Moldova’nın Ukrayna sınırındaki Transdinyester ve Gürcistan’ın kuzeyindeki Güney Osetya gibi Rusya’ya bağımlı “otonom” bölgeler de Donbas’takine benzer girişimlere sahne olabilir.

İngiliz tarihçi E.H. Carr Twenty Years Crisis (Yirmi Yıl Krizi) kitabında “Anadolu işgali bir hata mıydı?” diye sorulan Yunan başbakanı Venizelos’un “her başarısızlık bir hatadır” diye cevap verdiğini yazar. Ukrayna, halkın Batı’ya yönelmek konusunda en kuvvetli iradeyi gösterdiği ülkeydi. Zelensky, bu vaatle yola çıktı ve yüzde 70’i aşan bir oyla seçildi. Eğer Ukrayna’nın bu girişimi başarısızlığa uğrarsa, benzer bir profil çizen muhalif isimlerin - Belarus’ta Svetlana Tikhanovskaya ve Rusya’da Alexei Navalny - kamuoyu desteği de kaçınılmaz olarak zayıflayacaktır.

Yakın gelecekte dikkat edilmesi gereken bir adres Polonya’nın Litvanya’yla sınırındaki Suwalki geçidi. Rusya’nın Baltık limanı Kaliningrad’la sıkı müttefiki Belarus’un arasında kalan 65 kilometrelik bu şerit Estonya, Letonya, ve Litvanya’nın Avrupa’yla tek bağlantısı. Hem AB’ye hem de NATO üyesi olan bu üçlü, işgalin ilk günlerinden bu yana en sert tavrı gösteren ülkeler arasındaydı. Etrafında İskender balistik füzeleri dahil olmak üzere pek çok ileri teçhizatla donanmış 300 binin üzerinde Rus askerinin konuşlandığı bu bölgenin adını yakın gelecekte sıkça duymamız olası.

Sırada: Nükleerden korkmalı mıyız? Türkiye, Türk’ten neden ürküyor? Savaş ekonomiyi nasıl vurur?

 

Etiketler
İlgili Haberler