S-400 Krizine Bir Bakış
S-400 Krizine Bir Bakış
"Her çıkar grubunun siyasi saiklerle S-400 konusunda aldığı tavır ülkede makul düşüncenin önüne geçmiştir."

Kamuoyunu uzun süredir işgal eden S-400 konusu artık bir silah alımından çıkarak gerek hükumet gerekse Rusya yanlısı gruplar tarafından “milli mesele” haline getirilmiştir. Her çıkar grubunun siyasi saiklerle S-400 konusunda aldığı tavır ülkede makul düşüncenin önüne geçmiştir. Başta Amerika olmak üzere NATO’nun askeri kanadının S-400 konusunda aldığı tavır ise Türk halkının batı karşıtı duygularının da etkisiyle siyasi bir inatlaşma halini almıştır.

Gelin S-400 krizine “milli inat siyaseti” gözlüğünü çıkarıp bakalım. S-400 konusunda NATO’ya ilk günden beri “Yunanistan S-300 alırken neredeydiniz?” tepkisi verilmekteyken kimse Yunanistan’ın S-300’leri nasıl aldığından bahsetmedi.

Unutuyoruz ki Kıbrıs Rum Kesimi 1997 yılında S-300 füzesi almak istediğinde Türkiye bu alımı “bir tatil adası için fazla” olarak değerlendirmiş, Kıbrıs’a S-300 füzelerinin konuşlanmasına izin vermeyeceğini eğer Rumlar S-300 alırsa Kapalı Maraş’ı yerleşime açacağını ve S-300’leri daha kurulmadan vuracağını açıklamıştır. Öyle ki, S-300’lerin nakliyatı esnasında Türk F-16’ları alçak uçuş yaparak nakliye gemisini tehdit etmiş, Amerika’nın araya girmesiyle Yunanistan füzeleri satın aldığını açıklamıştır. Bunun üzerine NATO, Yunanistan’a baskı yaparak bu füzeleri hava savunma şemsiyesine entegre etmesine engel olmuştur. Sonuç olarak Yunanistan bu füzeleri Girit’e depolamış ve NATO şemsiyesinin dışında tutmuştur.

Karşılıklı kaygılar ve haklılık payları

Hikayenin buraya kadar olan kısmı Yunanistan’ın nasıl S-300 aldığıyla ilgili. Hikayenin bundan sonrasında Rusya’nın bu satıştan nasıl dilinin yandığını anlatacağım ki S-400 satışına başka bir pencereden bakalım.

Yunanistan’ın S-300 füzelerini envanterine alması Rusya’nın hiç istemeyeceği bir şeye sebebiyet vermişti. S-300 teknolojisi NATO’nun eline geçmişti. Rusya’nın kaygılarını haklı çıkaracak şekilde NATO, Akdeniz’de yaptığı tatbikatlarda S-300’lerin radarlarını ve kapasiterlerini test ederek Rusya’nın sihirli silahını çözmüştür.

İşte bugün Rusya NATO üyesi Türkiye’ye S-400 satarken en büyük kaygısı S-400 teknolojisinin NATO’nun eline geçeceğidir. Buna karşın Rusya’nın ne önlem alacağı ise merak konusudur.Halihazırda yabancı basın Rusya’nın Türkiye’ye göndereceği eğitim subaylarının S-400’lerin bekçiliğini yapacağı konusunda iddialara yer vermektedir. Burada da NATO’nun en büyük kaygısı hazır alım yoluyla alınacak S-400’lerin içindeki yazılımın bilinmediği, dolayısıyla S-400’lerin NATO ortak hava savunma şemsiyesine entegre edilmesi halinde Rusya’nın ittifakın tüm hava savunma şemsiyesine erişmesi ihtimaldiir. Bir başka deyişle S-400’ler konusunda hem Rusya’nın hem NATO’nun haklı kaygıları bulunmaktadır. Buna karşın Türkiye’nin S-400’ü tercih etmesinde makul sayılacak bir argüman bulunmamaktadır.

S-400'e karşı F-35

Amerika Türkiye’yi S-400’den vazgeçirmek için F-35 kartını ileri sürmektedir. Amerika’nın F-35 projesinden Türkiye’yi dışlayıp dışlayamayacağı sorununu bir kenara bırakarak şu gerçek gözetilmelidir ki, F-35 projesi Türkiye’nin gelir-gider ve üretim ortağı olduğu bir proje olup üretilecek olan 120 uçağın Türkiye’nin F-4 filosunun yerini alması plamaktadır. Belirttiğim gibi dünya üzerinde üretilip satılacak her F-35’e Türkiye kar ortağıdır. Üretilecek F-35’ler ülkemizde binlerce kişiye istihdam, hazineye milyarlarca dolar gelir sağlayacaktır.

Kaldı ki F-35 uçaklarına rakip olduğu iddia edilen Su-57 gibi Rus uçaklarının hiçbiri daha seri üretime bile geçebilmiş değildir. Bir başka deyişle F-35’ler şu an için alternatifsizdir.

S-400'e karşı alternatifler 

Türkiye’nin uzun menzilli hava savunma sistemi alımındaki önceliği haklı olarak teknoloji paylaşımıdır. Rusya, Amerika, Çin ve İsrail teknoloji paylaşımına kesinlikle yanaşmamaktadır. Bu seçeneklerden Çin’in sistemi saha tecrübesinden yoksun olup Amerika’nın Patriot sistemleri ise demode sayılacak cinstendir. İsrail’den alım ise siyasi sebeplerden mümkün olmayıp Rusya’da S-400’ü sadece hazır alım yoluyla satacağını bildirmiştir. Kaldı ki S-400’ler de Suriye’ye düzenli olarak saldıran İsrail uçakları karşısında herhangi bir başarı elde edebilmiş de değildir. Gerçi bazı kaynaklar Rusya’nın İsrail uçaklarına kasıtlı olarak müdahale etmediğini ileri sürmektedir. Bu ise Rusya’nın müttefikini korumaktan bile aciz olduğunu göstermektedir ki bu S-400’lerin başarısızlığından daha vahim bir ihtimaldir.

Bunlara karşı EUROSAM projesi Türkiye için ilk günden beri en uygun seçenek olarak görünmektedir. EUROSAM, İtalya-Fransa ortak projesi olup Aster füzeleri olarak bilinen silah sistemlerinin geliştirilmiş hali olan Aster-30 projesine Türkiye’yi davet etmişlerdir. Teklife göre Türkiye Aster-30 projesine tam ortak olacak, gelir-gider ve satıştan gelecek kara ortak olacaktır. İlk sistemlerin ise 2021’de teslim edilmesi beklenmektedir. Türkiye’nin istediği teknoloji transferi ve yerli üretim sadece EUROSAM teklifi ile mümkündür. Türkiye Kasım 2017’de EUROSAM ile ortaklık anlaşması imzalamış olmasına rağmen S-400’lerden de vazgeçmiş değildir.

Bütün arz edilen sebepler ve gerçekler ışığında S-400 krizine çok taraflı bakabilen herkesin kendince makul bir muhakeme yapabileceğine eminim.

Avukat, YATA Türkiye Genel Başkanı
İlgili Haberler