Rant İmtihanı Başlıyor
Rant İmtihanı Başlıyor
"Bugün malum medyanın durumunu görüyoruz. Yanlışa doğruyla karşılık verebilme kültürünün hepimize yerleşmesi lazım. "

SEMİH SAMYÜREK

Twitter: semihsamyurek

31 Mart 2109 yerel seçim akşamı, İstanbul seçimleri tüm ülke tarafından takip ediliyordu. Karşılıklı basın açıklamalarıyla devam eden sürece Binali Yıldırım da dahil olmuş ve 3.000 (üç bin) oy farkla kazandıklarını ilan etmişti. O anda Anadolu Ajansının veri akışı durmuş ve ertesi gün öğle saatlerine kadar veri girişi olmamıştı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun seçim gecesi açıkladığı rakamların doğru olduğunu da ancak 1 Nisan’da YSK başkanının açıklamalarıyla öğrenebildik.

O gece yaşanan en enteresan olay, kuşkusuz Binali Yıldırım’ın 3.000 oyla kazandık açıklamasıdır. Kendisine, oy farkına dair bu bilgiyi kimin verdiği kamuoyuna yansımış değil. Ancak bu yanlış bilginin bir skandal olduğu aşikâr. Nitekim o gece yaşananlar Binali Yıldırım’ın toplum nezdinde inandırıcılığının ve güvenilirliğinin sarsılmasına da sebep oldu. Sempatikliği ve esprili haliyle tanınan Yıldırım’ın seçimden sonra bu özellikleri İmamoğlu’na kaptırdığını görüyoruz. Her seçimden sonra delili olmayan itirazların, oy çalınma iddialarının da CHP’li yöneticilerden AKP’li yöneticilere geçtiğini görüyoruz. Hele Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz’un, dile getirdiğimiz her iddianın delili olmak zorunda değil biz iddia ediyoruz YSK baksın, gibi bir açıklama yapması meseleyi başka bir boyuta taşıdı. Bu noktadan itibaren toplum nezdinde İmamoğlu mazbatayı zaten almıştı. Seçimin kaybedeni Ali İhsan Yavuz oldu.

“Senden memnunmuşlar ama partin 5 para etmez.” “Ne işin var CHP’nin peşinde? Ak Parti’ye gel ne olur sana yalvarıyorum.” “Sen yaparsın da arkandakiler (CHP) yaptırmaz sana.” Bu cümleler Ekrem İmamoğlu’nun seçim sürecinde aldığı tepkilerden bazılarını yansıtıyor. Vatandaşa tepeden bakan, saldırgan, Adalet ve Kalkınma Partisi’ne oy verenleri küçümseyen, aşağılayan anlayışın CHP’ye neler kaybettirdiğini yıllardır anlatıyoruz. 2002’den bu yana Erdoğan’ın karşısında Erdoğan’ı besleyen siyasetçiler oldu. Bugünse İmamoğlu gerçeği ile karşılaştık. Vücut dilini kullanışından üslubuna kadar iyi çalışılmış, iyi eğitilmiş olduğu hissediliyor. Vatandaşla birebir konuşmalarında da mitinglerinde de televizyon mülakatlarında da birleştirici bir üslup kullanıyor. Kimseyi küçümsemiyor. 16 milyon İstanbullu vurgusunu sürekli yapıyor. Kısacası, vatandaşa güven ve sevgi aşılıyor. Seçim süreci ve mazbata tartışmaları artık bitti. Bu noktadan itibaren önümüze, yani İmamoğlu’nun neler yapacağına odaklanmak gerekiyor.

Muhafazakarların kenti kültürle harmanlanması ve rant alanlarında bütün pastayı yutması, AVM’ler ve pahalı otomobillerle özdeşleşmeleri, faizli bankacılık sistemine eklemlenmeleri ve bunu hiç sorgulamamaları derken karşımıza “neo-muhafazakarlık” denen yeni bir yaşam ve algılama biçimi çıktı. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bu anlayışı beslediği bir dönemde yaşıyoruz. Bugün İstanbul Büyükşehir Belediye seçimlerinde bunca kıyametin kopmasının sebebi başka ne olabilir?

“Sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: İhtiyaç fazlasını…” (Bakara; 2/219) Yazan bir kutsal kitaba inananların bugün geldiği nokta, cadde ve sokaklardan otopark parası kesen İSPARK adlı İstanbul Büyükşehir Belediye şirketini, 2018 yılının 3. Çeyreğinde yani Temmuz, Ağustos ve Eylül ayında 17.949.000 TL zarar ettirmesidir. İhtiyaçtan fazlasının infak edildiği yani iyilik yolunda harcandığı bir dünya edin. Bu hayale ütopya diyenler olacaktır ancak dünyadaki açlığın, kıtlığın, yoksulluğun bir ayetle nasıl da kendiliğinden çözülme potansiyeli olduğunu hayretle görmek mümkün.

Hemen ilave edelim ki, mazbatasını alarak görevine başlayan Ekrem İmamoğlu’nun da aynı çizgide olması durumunda bağımsız yazarlar tarafından aynı eleştiriyi almalıdır. Bugün malum medyanın durumunu görüyoruz. Yanlışa doğruyla karşılık verebilme kültürünün hepimize yerleşmesi lazım. Kutuplaştıran, sorgulamayan bir gazetecilik anlayışının muhalefet saflarında da hakim olması durumunda ülkede hiçbir şeyin değişmeyeceği ortadadır.

Bugünden itibaren özellikle büyükşehirlerde CHP yönetimlerinin rantla imtihanı başlıyor. Adil paylaşım, işe alımlarda liyakat, yandaşların cebini doldurma gibi tabanın rahatsız olduğu durumların takipçisi olacağız.

 

İlgili Haberler