Muammer Aksoy'un Mücadelesi
Muammer Aksoy'un Mücadelesi
"Tam Bağımsızlık, Hukukun üstünlüğü, antiemperyalizm yanında Laiklik çok değerliydi Muammer Aksoy için"

SEFA UYAR

Twitter: @SefaUyarr1

Vaziyet’te yer almanın mutluluğu ile ilk yazıma başlıyorum. Öncelikle burada emek harcayan ve benim de bu ekibin bir parçası olmama vesile olan tüm Vaziyet emekçilerine şükranlarımı sunuyorum.

İlk yazımı, sonraki yazılarımda da hâkim olacak görüşün daha iyi bilinmesi adına bir ışık olarak yazıyorum.

Bu görüş, hukukun üstünlüğü için hayatını ortaya koymuş, Atatürk’ü ve devrimlerini hayatı pahasına savunmuş, Türkiye’yi ileri götürecek görüşlerini korkusuzca paylaşmış ve bu görüşlerin uygulanabilmesi için elini taşın altına koyarak örgütlü mücadele yürütmüş, tarihin içinde bir yol gösteri olarak duran Muammer Aksoy ve onun mücadelesi.

***

Ord. Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu’nun öğrencisi, Uğur Mumcu’nun öğretmeni Prof. Dr. Muammer Aksoy. Akademisyenlik, 61 Anayasası Sözcülüğü, 32 yıl Türk Hukuk Kurumu Başkanlığı, Ankara Barosu Başkanlığı, Atatürkçü Düşünce Derneği Kurucu Genel Başkanlığı ve ömür boyu süren Tam Bağımsız, Demokratik, Laik, Hukuk Devleti mücadelesi.

Akademisyen arkadaşları üniversiteden uzaklaştırıldığında tepki için akamisyenlikten ayrılan, Atatürkçü oldukları için görevlerinden atılan öğretmenlerin ücretsiz avukatlığını “bana şimdi adliye koridorlarında ihtiyaç var” diyerek yapan, halkı aydınlatmak için yazdığı kitabı basacak yayınevi bulamayınca evini satarak ücretsiz dağıtan, doğru bulduğu yolda en yakın arkadaşlarını eleştiren biriydi Muammer Aksoy.

Tam bağımsızlığımızı yıkacak “yabancılara sınırlarımızda petrol arama ve çıkarma” izni veren yasaya karşı açılan ve toplumda Milli Petrol Davası olarak bilinen davada hükümete ve çokuluslu şirketlere karşı ücretsiz avukatlık yapacak kadar görev bilinci taşıyan bir insandı Muammer Aksoy.

***

Şöyle diyordu Muammer Aksoy “Devlet Hukukla Yaşar” adlı kitabında: “Vatandaşların ‘iktidarın karşısında olabilme hakkı’na da sahip bulundukları demokrasilerde, sadece iktidardan yana olanların ya da partisizlerin can güvenliğinden yararlanmaları, ancak ‘can güvenliği ayrıcalığı’ sayılabilir. Aynen, yalnız iktidardakilerin ya da partisizlerin ‘toplanma, seyahat ya da düşünce özgürlüklerine sahip olmaları’nın gerçek anlamıyla ‘özgürlük’ değil, o alanlarda ayrıcalık sahibi olma anlamına gelmesi gibi.”

Yukarıdaki alıntıda da belli olduğu üzere en temel insan hakları kavramlarının günümüzdeki yanlış tanımlamalarına eleştirel yaklaşarak bugünkü demokrasi ve özgürlük anlayışının yanlışlığını yüzümüze vuruyordu.

Aynı kitabında günümüz demokrasisi için de aynısını söyleyebileceğimiz şu cümleyi söylüyordu: “4 yıl için seçilmiş yöneticiler ‘her kötülüğü işleme olanağına sahip olabiliyorlarsa’, ‘onların, hakkı ve hukuku değil, kendilerinin keyfini ve arzularını egemen hale getirmeleri ve kişileri ezmeleri caiz ve mümkünse’, ‘vatandaş, sadece seçim günü demokrasiyi yaşıyor, geri kalan günlerde bunaltıcı bir diktatörlük havası içinde yaşamak zorunda kalıyorsa’ o seçimli yönetimin adı, -en cömert bir değerlendirme ile- ‘4 yılda bir gün demokrasisi’ olabilir.”

***

Kemalizm’in yılmaz savunucuydu Muammer Aksoy. Çağdaş uygarlıklar düzeyinin üzerine çıkabilmek adına yazıyor, çiziyor, konuşuyor dahası uygulayabilmek adına bir mücadele yürütüyordu. Sadece konuşup kenara çekilmiyordu. En son Atatürkçü Düşünce Derneği’ni kurmuştu bunun için.

Bir yandan antidemokratik uygulamaları eleştiriyor, bir yandan yanlışların hangi doğrular ile değiştirilmesi gerektiğini anlatıyor, diğerden yandan da sahte Atatürkçülerin maskelerini indiriyordu.

Toprak reformundan, yer üstü ve yer altı kaynakların millileştirilmesinden, tam bağımsızlıktan, üretimden, üretimden, sosyal güvenlikten bahsederken şöyle diyordu: “Kısacası günümüzün uygar dünyasında benimsenmiş çözümlere ulaşabilmek ve Türk toplumunu geri kalmışlıktan, yabancılara muhtaç olmaktan bir an önce kurtarabilmek için Atatürk’ün yaptığı gibi gerekli bütün adımları ‘reform ve devrimleri’ cesaretle uygulamayı savunmaksızın Atatürkçülükten söz etmek, sadece bir yutturmacadır.”

***

Tam Bağımsızlık, Hukukun üstünlüğü, antiemperyalizm yanında Laiklik çok değerliydi Muammer Aksoy için. Laiklik için asla “din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması demiyor”, Laikliğin, Türkiye’ye özgü anlamlar da taşıdığını belirterek vicdan ve düşünce özgürlüğü yanında toplum düzeninin bilime ve akla dayanmasının temeli olarak tanımlıyordu laikliği.

O’nun için düşüncenin özgürlüğü değil, akla ve mantığa dayanan düşüncenin özgürlüğü vardı. Örneğin, 1400 yıl öncesinin toplum kurallarını aynen bugün uygulamaya çalışırsanız ve bunu düşünce özgürlüğü kılıfı ile pazarlarsınız Muammer Aksoy iki sebeple karşınızda dururdu:

1- Akla ve mantığa dayanan düşüncenin özgürlüğünü savunması,

2- Özgürlüğü katletmek isteyenlere özgürlük vermenin, özgürlük adına özgürlüğü katletmenin anlamına geldiğini savunması.

***

Akla ve mantığa dayanmayan düşüncenin özgürlüğünü savunanlar, özgürlüğü katletmenin önünde engel olarak gördükleri Muammer Aksoy’u 31 Ocak 1990’da katlettiler. Tam Bağımsız, Demokratik, Laik, Hukuk Devleti mücadelesi ve anısı hala bizimle.

***

Muammer Aksoy’u ve mücadelesini daha iyi anlamak için kitapların bazılarını öneri olarak yazıyorum: Laikliğe Çağrı, Devlet Hukukla Yaşar, Devrimci Öğretmenin Kıyımı ve Mücadelesi, Atatürk ve Tam Bağımsızlık, Atatürk ve Sosyal Demokrasi, Milli Petrol Davamız.

İlgili Haberler