Milliyetçilik: Güncel Tartışmalara Dair
Milliyetçilik: Güncel Tartışmalara Dair
"Yeni Milliyetçi, iletişim olanaklarının gelişmesiyle Ziya Gökalp’i, Gaspıralı’yı, Yusuf Akçura’yı anlayabileceği dilden okudu, kendi gibi milliyetçileri ocak çatısı olmadan internetten tanıdı..."

Ben eski Türkçe sözcüklerle dolu karmaşık cümlelerle edebi gözükmeye çalışmayacağım. Zira “bizlere” saldıran insanlar son zamanlarda nefretlerini süslü cümleler arkasına gizlemeye çalışmaktalarsa da artık görünen köy kılavuz istemiyor. “Bizleri” aforoz etmeye çalışan bir grup ortaya çıktı.  Kendileri bize Bahadırhan Dinçaslan’ın tanımıyla “Seküler Milliyetçi” diyor. Dinçaslan’ın bu tanım ile ne demek istediğini bu konu hakkındaki kitabını okusalar anlayacak olurlardı ancak onlar “seküler” sözcüğüne saplanıp “dinsiz milliyetçiler” gibi sığ bir suçlama ile itibarsızlaştırma peşindeler.

Bir Milli İlerleme Hareketi: Milliyetçilik

Türk Milliyetçileri olarak çağdaş ve ilerici tutumumuzu “dinsizlik” olarak gören bir takım “dinli” gruba özetle hatırlatmak gerekir ki Türkiye’de milliyetçilik daima ilerici bir güç olmuştur. Namık Kemal, hürriyet, vatan ve millet kavramlarını şiar edinmiş, İttihat ve Terakki istibdadı yıkarak demokratik bir düzen tesis etmiş, “hürriyet, müsavat ve adalet” kavramlarını ilke edinmiştir. İttihat ve Terakki o gün için radikal sayılacak onlarca reformla ülkede laik bir topluma geçisin temellerini atmış, medrese öğrencilerinin ayrıcalığını kaldırmış, yenilik karşıtı irtica ile mücadele etmiştir.

Bu grup tarafından milliyetçiliğin dışında olarak konumlandırılan veya sapma olarak değerlendirilen Kemalistler ise Kurtuluş Savaşımız sonrası kurulan cumhuriyete “Türk” adını verip, eğitimde milliyetçi bir müfredat benimsemiş ve sosyal hayatta Türklüğü hâkim kılmıştır. Nihat Atsız’ın 30’lu yıllarda iktidara yönelik eleştirileri mevcut olsa da Atatürk’ün çok uluslu cumhuriyeti başarılı bir şekilde Türkleştirmesini “adeta bir Türklük dehşeti saçmıştır” diyerek yüceltmektedir. Kemalizm ise o gün itibariyle ise Türk Milliyetçiliğinden ayrı bir ideoloji olarak konumlandırmamış olup bugünkü Kemalistlerin duruşu tartışmamızın dışındadır.

1970’li yıllara kadar İslamcılık kavramı Türkiye’de bir tabu olduğundan İslami siyaset gütme gayesinde olanlar “mukaddesatçı ve milliyetçi” gibi kavramlar arkasına saklanmayı tercih etmiştir. Necip Fazıl Kısakürek, Osman Yüksel Serdengeçti, Kadir Mısıroğlu gibi isimler siyasette “milliyetçilik” kavramına saklanmıştır. Bundan ötürü milliyetçilik içinde, Orhun Kitabelerinde geçen ve milliyetçilik bilincinin ortaya çıkmaya başladığı yıllarda bir slogan haline gelen “Tanrı Türkü Korusun” sözündekiTanrıyı söylemeye korkan ancak İslam dışı olup Farsça aynı anlama gelen Hüda ve Mevla sözcüklerini de ağzından düşürmeyen bir grup peyda olmuştur. Bu yüzdendir ki, Türk namaz kılana domuz eti yemeyene denir gibi sığ cümleleri bir takım milliyetçi isimler tarafından duyuyoruz.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin kurulması aslında başlı başına yenilikçi bir hareketti. MHP’ye kadar Türk milliyetçiliği tahsilli insanlar tarafından öncülük edilmiş ve askeri bürokratik elitler yaygınlaşmış bir ideolojiyken bu defa halka inmiştir. Komünizmin Türkiye için öncelikli tehdit olduğu yıllarda yükselen İslamcılıktan da faydalanmak ve İslamcıların İran’da olduğu gibi gayri-milli cereyanlara kapılmasını önlemek için İslamcılara ilk yıllarda Milliyetçilerce hoş bakılmıştır. Ancak MTTB’nin paylaşılamaması ve akabinde 70’lerin sonunda ülkücü-akıncı çekişmesi İslamcılık ile Milliyetçiliğin bir arada bulunamayacağını gözler önüne sermiştir.

Kiminin Tanımıyla Seküler Milliyetçilik

Sürekli tekrarlandığı üzere dünyada milliyetçilik yükselişe geçti. Bazı çevreler bu yeni ideolojiyi popülizm olarak adlandırmaktaysa da yükselen milliyetçilik yeni dönemin getirdiği şartların şekillendirdiği bir milliyetçilik. Nasıl ki İtalya’da veya Almanya’da son 200 yıldır her nesil çıkan milliyetçi akımlar birbirinden farklı çözümler önerdiyse nasıl ki 1870’lerin ulus yaratanmilliyetçilik ile 2020 yılının göçmen karşıtı milliyetçiliği aynı şeyleri söylemiyorsa da temeli aynıdır, özün korunması,milletin refahı ve selameti.

Türkiye’de de yeni nesilde yeni şartların şekillendirdiği yeni bir milliyetçilik yükseliyor. Bu nesil, yıllarca “Kürtler PKK’lı değil, PKK Asala’nın devamı, Apo Ermeni, Kürtler Müslüman kardeşimiz” propagandasını duyup etnisitenin önemini kavradı. Orta-Doğu’da önce diktatörlerin zulmünü sonra da mezhepsel bağnazlığın getirdiği iç savaşları, FETÖ’yü ve AKP iktidarını gördü. Kiminin her türlü pis işine dini maske yapmasını kimininse doğrudan dini inançları sebebiyle bu millete kötülük yaptığını gördü. Büyüdüğü şehrin gettolarında PKK sempatizanlarını, şehirleri işgal eden mülteciler sebebiyle gece geç saatte sokakta kalmaktan çekinen büyüklerini gördü.

Yeni Milliyetçi, iletişim olanaklarının gelişmesiyle Ziya Gökalp’i, Gaspıralı’yı, Yusuf Akçura’yı anlayabileceği dilden okudu, kendi gibi milliyetçileri ocak çatısı olmadan internetten tanıdı, milliyetçi forumlarda özgürce fikir teatisi yaptı, başka ülkelerdeki milliyetçi hareketleri görebildi. Böylece daha donanımlı daha hür bir milliyetçi doğdu.

Bu şartlar yeni bir milliyetçilik doğurdu. Bu artık bir durumdan ibarettir. Bu durumu kimi “seküler, şehirli, yeni-nesil” gibi çeşitli ön adlarla yeni bir milliyetçilik olarak tanımlandı. Yeni milliyetçinin seküler kavramı dinsizlik değil birey ilişkilerinde siyasette ve Türklükte dini bir kriter olarak almamaktan ibarettir. MHP ve İYİ Parti'de bu durum geçerlidir.

Yeni nesil hür milliyetçi o kadar güçlü ki, Türkiye’nin en katı hiyerarşiye sahip ve parti aidiyeti yüksek partisinden demokratik talepleri karşılanmadığı için ayrılarak liberal fikirlere sahip milliyetçi bir parti meydana getirdi ve şu anlık başarılı da oldu. Bu neslin başarısını ve potansiyeline haset edenler yapılabilecek en basit yola başvurarak bizleri dinsizlikle suçladı. Bu güruh içinde kimi iktidardan nemalandığı ve sırtını sağlam duvara yaslamanın verdiği konforla savunmasız hür gençlere saldırıyor kimi ise milliyetçi olmadığı halde milliyetçiliği kendine korunak yapmış isimlerin sakat milliyetçilik anlayışını devam ettirdiğinden milliyetçiliğin ta kendisi kendilerine garip geliyor.

Özetle, milliyetçilik içindeki bu kavga bir dinli dinsiz gerginliği değil yeni nesil ile eski neslin tecrübelerinden doğan bakış farklılığının getirdiği bir çatışmadır. Seküler Milliyetçi diye sadece Dinçaslan ve çevresi değil saldırıya uğrayan, tüm genç milliyetçiler aslında. Kendimi sadece milliyetçi olarak tanımlayan biri olarak kendimi o tanıma dahil sayıyorum, bu yazıyı okuyup kendini o gruba dahil saymıyorsan bile şort giyen kız senin için bir Türk düşmanı değilse sen de bizdensin.

Avukat, YATA Türkiye Genel Başkanı
İlgili Haberler