Metaverse Söyleşileri I: "Metaverse, 'Kolomb’un Amerika kıtasını keşfi' mi yoksa 'cennetten arsa almanın modern hali' mi, göreceğiz"
Metaverse Söyleşileri I: "Metaverse, 'Kolomb’un Amerika kıtasını keşfi' mi yoksa 'cennetten arsa almanın modern hali' mi, göreceğiz"
DEVA Partisi Dijital Dönüşüm ve Teknoloji Politikaları Başkanı Burak Dalgın, Metaverse Söyleşileri kapsamında Vaziyet'e konuştu.

Son günlerde dünya gündeminde oldukça yer tutan Metaverse, Türkiye'de de gündem olmaya başladı. Metaverse’ün en büyük hizmet sunucularından The Sandbox, Decentraland, CryptoVoxels ve Somnium Space sadece bir haftada yaklaşık 100 milyon dolarlık arazi sattı. Hepsi satışları kendi kripto para birimleriyle yaparken, bunlar arasında öne çıkansa The Sandbox’taki 4,3 milyon dolarlık arazi oldu.

Ovr tabanlı metaverse platformunda, Türkiye’de 20 bin, İstanbul’da 11 bini aşkın parsel satıldı. Dünyanın 1,6 trilyon parsele bölündüğü bu sanal evrende Türkiye’nin en değerli arazileri çoktan satın alınmış durumda. İstanbul’daki metaverse arsa fiyatları ise 200 liradan 20 bin liraya kadar çıkabiliyor.     

Siyasette ise Metaverse dünyasına ilk geçen parti, DEVA Partisi oldu. DEVA Partisi Dijital Dönüşüm ve Teknoloji Politikaları Başkanı Burak Dalgın, "Türkiye’de ilk kez bir siyasi parti Metaverse’de. Deva Partisi Genel Merkezi, Ankara Mustafa Kemal Mahallesi’nden sonra, şimdi de Metaverse Mustafa Kemal Mahallesi’nde. Toplantılar yakında başlıyor. 'Hayallerimize bile yetişemezler.' Hayırlı olsun" ifadeleriyle partinin Metaverse atılımını duyurdu. 

Vaziyet olarak, "Metaverse Söyleşileri" serisinin ilkini, DEVA Partisi Dijital Dönüşüm ve Teknoloji Politikaları Başkanı Burak Dalgın'la gerçekleştirdik.

Burak Bey, DEVA Partisi Dijital Dönüşüm ve Teknoloji Politikaları’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak, Türkiye’de ilk kez bir siyasi partinin Metaverse’de yer almasını sağladınız. Çok güncel bir konu olarak, bize Metaverse’den biraz bahseder misiniz?

Metaverse evren (universe) ve ötesi (meta) kelimelerinin birleşmesiyle oluşuyor. Aslında yazar Neal Stephenson tarafından neredeyse 30 yıl önce türetilmiş bir tabir. Ancak Facebook, Instagram ve Whatsapp’ı bünyesinde barındıran şirketin birkaç ay önce ismini Meta yapmasıyla popülerleşti. Metaverse’i "Kurgusal evren" olarak tanımlayabiliriz. Bir nevi içinde yaşadığınız, üç boyutlu internet. Bu alanın bazı özelliklerini girişim sermayesi fonu yöneticisi Matthew Ball şöyle özetlemiş: (i) dijital-fiziksel hayat arası geçişkenlik (gerçek para-sanal tecrübe, artırılmış gerçeklik); (ii) kendi ekonomisinin olması (başkalarının kıymet verdiği herhangi bir ürün, hizmet veya yatırım aracının serbestçe sunulabilmesi; örneğin avatar kıyafetleri, kripto paralar); ve (iii) veri, içerik ve mali varlıkların iç içe girmesi (Counter-Strike oyunundaki bir varlığın Fortnite oyununda da kullanılması ve bir Facebook arkadaşına hediye edilebilmesi). Tabii büyük heyecan uyandıran Metaverse, "Kolomb’un Amerika kıtasını keşfi" mi yoksa "cennetten arsa almanın modern hali" mi, göreceğiz.

DEVA Partisi’nin Metaverse serüvenini bize aktarabilir misiniz?

Biliyorsunuz biz Dijital Dönüşüm ve Teknoloji alanında bir Genel Başkan Yardımcılığı kuran ilk ve tek partiyiz. Nitekim bu alanı ayrı bir bakanlık yapacağımızı da ifade ettik. Bu çerçevede Yarına Atılım Eylem Planımızı açıkladık ve iktidarın ilk 90 ve 360 gününde yapacaklarımızı detaylarıyla listeledik. Hatta onunu lansmanında ülkemiz siyasi hayatında ilk kez bir NFT hediye ettik. Metaverse de bu öncü vizyonumuzun doğal devamı. Vatandaşlarımızın bu yeni alanı duymasını istedik. Mevcut hayatta, "telefonunu göster", "kombiyi kıs", "et yemeyiver" denerek adeta "Vasatistan" haline getirilen ülkemizde yepyeni alanlar için bir vizyon ortaya koymak istedik. Ayrıca, nasıl Pazar ve esnaf ziyaretleri yapıyor, Twitter ve Youtube’da aktif oluyorsak, bu yepyeni mecrada da olmak istedik. Bir arsa aldık, üzerine genel merkezimizi inşa ettik, avatarlarımızı oluşturduk, hatta bir birim toplantımızı Metaverse’de gerçekleştirdik.

Metaverse yeni ve geleceğe dönük bir konu. Aslında çok uzun sayılmayacak bir zaman önce Bitcoin’i konuşurken, bugün bambaşka sanal gerçekliklerle yüzleşiyoruz. Değişim kaçınılmaz; fakat ülke ve siyaset kurumları bu sürece ne kadar hazır? Ve tabii ki dünyadaki gelişmeleri de yorumlamanızı istersek…

Bu iş her zaman şöyle ilerliyor: Önce teknoloji gelişiyor; sonra ekonomi ve toplumsal ilişkiler, en son da siyaset ve hukuk yeni alanlara adapte oluyor. Benzer bir süreç yaşanması muhtemel. Biz de bunun için "yaptım olduculuğa" karşı geniş katılımcılığı, yasaklamaya karşı geniş hürriyetleri, yoksullaştırmaya karşı yenilikçiliği ve yalnızlaşmaya karşı dünyayla entegrasyonu savunuyoruz. Start-up kanunu çıkaracak veya Silikon Vadisi’ne büyükelçi atayacak olmamız da bu yaklaşımın sonucu.

Peki, biz toplum olarak buna uyum sağlayabilir miyiz?

Elbette. Genç bir nüfusumuz var. Teknolojiye müthiş bir merakımız var. Mars'a giden uzay aracına isim yazdırmak için en fazla başvurunun ülkemizden geldiğini hatırlayalım. Adeta Survivor setinde gibi zorluklarla baş eden girişimcilerimiz var. Yeter ki evrensel kabiliyette eğitimi, girişmci dostu politikaları ve dünyayla entegre düzenlemeleri hayata geçirelim. Doğru bir kadroyla bu gayet mümkün.

Metaverse ile ilgili paylaşımınızda, “Hayallerimize bile yetişemezler” ifadesini kullandınız. Bu bir meydan okuma mı, yoksa yalnızca bir slogan mı?

Bu rahmetli Özal’ın bir sözü. Bugün için de mevcut durumun tespiti. Yarına Atılım Eylem Planımız’a yaklaşan bir vizyon ve projelere ülkemiz siyasetinde yaklaşan dahi maalesef yok.

Türkiye’de siyaset eski ve biraz da geleneksel bir tarzda yapılıyor. Özellikle sanal iletişim kampanyaları gelişirken, bir yandan da hâlâ vatandaşla birebir temas da savunuluyor. Sayın Babacan, Sayın Kılıçdaroğlu ve Sayın Akşener de esnaf ziyareti başta olmak üzere birebir teması sürdürüyor. Siyasette, kampanya noktasında dijital bir dönüşüm bekliyor musunuz?

Bunların birbirinin alternatifi olduğunu düşünmüyorum. İnsanın olduğu her yerde siyaset de olmalı. Ben son 1,5 - 2 ay içinde Malatya, Kahramanmaraş, Gaziantep, Giresun, Ordu, Samsun, İzmir gibi pek çok vilayete gittim. Ama Twitter, Youtube veya televizyonda da aktiftim. Vatandaşlarımızın sanal dünyada geçirdikleri süre arttıkça kampanyalar da oraya kayacaktır. Ancak birebir temas her zaman çok önemli.

Kampanyadan bahsettik fakat seçim sürecini de unutmamak gerek. Bugün maalesef hâlâ parmak boyası gündeme gelebiliyor. Belki sanal oy kullanma altyapısını konuşacakken parmak boyasının tekrar uygulanmasını tartışıyoruz. Seçim süreçlerinde dijital bir dönüşüm sağlanabilir mi?

Seçim süreçlerinde en önemli iki konu güvenlik ve güven. Seçim güvenliğinde katılımdan imzalı tutanaklara kadar pek çok şeyi teknoloji sayesinde tekip etmek mümkün. Seçimin kendisinin sanal yapılmasıysa bir güven meselesi. Vatandaşlarımızın online yapılacak "sayıma" güvenmesi lazım. Bugün o durumda mıyız, tartışılır.

 

İlgili Haberler