Macaristan’da muhalefetin ortak başbakan adayını belirleme sürecinin etkisi
Macaristan’da muhalefetin ortak başbakan adayını belirleme sürecinin etkisi
Macaristan seçimleri nihayet sonuçlandı. Muhalefetin Başbakan adayı Péter Márki-Zay, kendi ilçesinde dahi seçimi kaybetti. Bu seçim, Orbán için bir zafer, muhalefet ittifakı açısından bir hezimet olarak nitelendirilebilir.

Peki, muhalefetin hatası neredeydi? Herhâlde bu noktada birçok neden sayılabilir. Fakat asıl üzerinde durulması gereken, Başbakan adayının belirlendiği süreç olsa gerek. Zira yaklaşık bir ay süren aday belirleme süreci muhalefet bakımından çok yıpratıcı oldu. Şimdi bu süreci ve bu aşamada yaşanan gelişmeleri inceleyelim.

Macaristan’da Başbakan adayının kim olacağına ilişkin ön seçimleriki turlu yapılmıştır. Ön seçimde çevrimiçi oy kullanma hakkı da tanınmıştır. 18-26 Eylül 2021 arasında gerçekleşen ilk turda toplam 620738 oy kullanılmış; oyların % 34,83’ünü Demokratik Koalisyon Partisi ve Macar Liberal Partisi adayı olan Klára Dobrev; % 27,30’unu aynı zamanda Budapeşte Belediye Başkanı ve Macaristan için Diyalog Partisi, Macar Sosyalist Partisi, Macaristan Yeşiller Partisi adayı Gergely Karácsony; % 20,40’ını yaklaşık 50 bin nüfuslu bir ilçenin (Hódmezővásárhely) belediye başkanı olan bağımsız aday Péter Márki-Zay; % 14,08’ini Jobbik adayı Péter Jakab, % 3,39’unu Momentum Hareketi Partisi adayı András Fekete-Győr almıştır.

Birinci turda hiçbir aday geçerli oyların yarısından bir fazlasını alamamış ve 10-16 Ekim 2022 tarihleri arasında ikinci tur seçimlerinin yapılması kararlaştırılmıştır. Ne var ki birinci ve ikinci tur arasındaki iki haftalık süreçte siyaseten ilginç gelişmeler yaşanmıştır.

Gerçekten, ilk tur seçim sonuçları kesinleştikten üç gün sonra, birinci turda üçüncü olan bağımsız aday Péter Márki-Zay, Budapeşte Belediye Başkanı Karácsony ile görüşerek ikisinden birinin adaylıktan çekilmesini önermiştir.

Bu çerçevede Péter Márki-Zay’in dayandığı temel argüman, ilk turda birinci olan Klára Dobrev’in, Macar siyasi tarihinin gelmiş geçmiş en çatışmacı siyasetçilerinden biri olarak kabul edilen ve Orbán’ın yarattığı bu seçimsel otoriter rejime adeta zemin hazırlayan eski Başbakan Ferenc Gyurcsány’nin eşi olmasıdır. Aslında Zay’in eleştirileri çok da haksız değildi. O dönem Avrupa Parlamentosu Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Bulgar kökenli Dobrev, ön seçim yarışına Demokratik Koalisyon Partisi'nin adayı olarak katılmıştı. Demokratik Koalisyon Partisi Genel Başkanı ise eşi ve eski Başbakan Ferenc Gyurcsány’dir. Kaldı ki eski Başbakanın 2006 senesinde seçimi kazanabilmek adına ekonomik veriler hakkında yalan söylediğinin ifşa olması Macar halkı açısından bir hayal kırıklığı olarak hâlâ ortada durmaktaydı.

Dobrev’in bu ilişkisi, Orbán’a karşı seçimin kazanılmasını güçleştiriyordu. Bunu gören Zay akıllı bir hamle yapmış ve Karácsony’den önce adaylıktan çekilme görüşünü ortaya atmıştı. Zay, zaten adaylıkta üçüncü sıradaydı, kaybedecek pek bir şeyi yoktu. İlk turda kayda değer bir başarı elde etmiş olmasına rağmen popülarite bakımından Karácsony’den çok gerideydi. Seçim yarışının içinde olabilmesi için bir siyasi stratejiye ihtiyacı vardı. Adaylıktan çekilme talebinde bulunması, halkın gözünde O’nu makam peşinde koşmayan bir siyasetçi olarak gösterecek ve Macar muhalefetinin belirleyicisi konumuna getirecekti.

Péter Márki-Zay adaylıktan geri çekilmesini üç temel şartın gerçekleşmesine bağlamıştı: Fidesz hükümetinin hesap verebilirliği ve yolsuzluk davaları, avronun kabulü, Anayasanın ilga edilmesi. Buna karşılık, Karácsony, adaylıktan geri çekilmesinin söz konusu olmadığını; ancak Zay’ın dilerse adaylıktan çekilerek olası seçim zaferi sonucunda oluşacak hükümette kendisinin başbakan yardımcısı olabileceğini ifade etmişti. Her ne kadar Karácsony de Dobrev’in liderliği altında birleşmenin muhalefeti zafere taşımayacağını düşünse de kendisinin adaylık yarışından çekilmesinin seçimlerin kazanılması için anlam taşımayacağını, zira bu durumda, taraftarlarının Zay’ı desteklemeyeceğini savunuyordu.

Péter Márki-Zay ise aksi düşüncedeydi. Nitekim Zay, birinci turda yeterli oyu alamadığı için elenen Jobbik ve Momentum Hareketi Partisi Başbakan adaylarına (Jakab ve Győr) destek veren seçmen grubunun kendisini desteklediğini, Karácsony ile kıyasladığında seçim sürecinde çok daha az miktarda para harcamasına rağmen birinci turda aralarındaki oy farkının neredeyse aynı (yaklaşık fark %7) olduğunu ileri sürüyordu.

O sırada, Dobrev’i aday gösteren Demokratik Koalisyon Partisi bu pazarlık sürecini sert bir dille eleştirmiş, Başbakan adayının ikinci tur sonucunda belli olacağını vurgulamıştı. Öyle ki Dobrev, hükümet değişikliğin bütün ülkeye yayılan bir siyasal organizasyona ve mücadeleye dayandığını, (Karácsony’e atfen) yalnızca Budapeşte’den hükümetin değişmediğini belirtmişti. İlk tur ön seçiminde dördüncü olan ve elenen Jobbik lideri Jakab da Dobrev’e destek çıkmış ve iki aday arasında yapılan bu pazarlığın muhalefeti yaraladığını ifade etmişti.

Oyların bir adayın ismi üzerinde birleşmesi, Dobrev’inön seçimi kaybetmesi anlamına geleceğinden Dobrev’in bu tutumu siyaseten anlaşılır bir temele dayanıyordu. Fakat bu durum, pazarlık sürecini durdurmamış ve Karácsony ve Zay, kimin hangi görevde olacağını daha sonra kararlaştırmak kaydıyla biri başbakan, diğeri başbakan yardımcısı adayı olarak kampanyalarını yürütmeye karar vermişti. Zira her ikisi de Orbán’a karşı kazanılacak nihai zafer için en uygun aday olduklarını ve birbirlerini ikna edebileceklerini düşünüyorlardı.

Karardan sonra Karácsony, kampanya etkinliği düzenledi ve “Orbán'ın yerini alabilirim. Bu nedenle geri adım atmıyorum, ileri gidiyorum” dedi ve kendisini muhalefet ittifakının içinde “ortak bir zemin” olarak nitelendirdi. Yine aynı etkinlikte, ancak kendisine “tramvay çarparsa” geri adım atacağını söyledi. Aynı gün, Zay de bir sokak mitingi düzenledi ve burada çoğu insana hitap edebilecek kişinin kendisi olduğuna inandığını ifade etti. “Ortak yarış” kararı alınmasından sonra Başbakan adayları arasında kullanılan bu ifadeler kampanya sürecinin sert geçeceği yönünde kamuoyunda bir algı oluşmasına neden oldu.

Ancak, Karácsony, takip eden gün Zay’ı ziyaret ederek, “ortak yarış” yönünde aldıkları kararın arkasında olduklarını belirtti ve Ulusal Ön Seçim Ofisinden, isimlerinin oy pusulasında alt alta değil, yan yana yazılmasını talep etti. Bu çerçevede iki aday olarak ortak bir program oluşturacaklarını, 2022’de hükümetin kurulmasından sonra her şeye ortaklaşa karar vererek karşılıklı güvence sağlayacaklarını sözlerine eklediler. Ulusal Ön Seçim Ofisi, oy pusulalarında isimlerin yan yana yazılmasının seçme hakkının kullanılması açısından bir sorun oluşturacağını ifade ederek adayların talebini reddetti.

Bu süreçte anket şirketlerinden adaylık yarışında kimin önde olduğuna ilişkin ilk veriler de gelmeye başlamıştı. Anket sonuçları, başbakan olma konusunda Zay’ın Dobrev karşısındaki şansının daha fazla olduğunu gösteriyordu. Marki-Zay “Rakamlar çok net bir şekilde geri adım atması gereken kişinin ben olmadığımı söylüyor”dedi. Birkaç saat içinde Karácsony, adaylığını geri çekmeyeceğini yinelediği bir basın toplantı gerçekleştirdi ve kendi programını ve O’nu destekleyen tarafları temsil edeceğini açıkladı.

Zay, Karácsony’nin önceki konuşmasına atıfta bulunarak “tramvay geldi” yanıtını verdi ve Karácsony’nin Dobrev’i ön seçimde, dolayısıyla Orbán'ı 2022’de yenme şansının olmadığını iddia etti. Her iki adayın arasındaki müzakereler o öğleden sonra sonuca ulaşmadı ve Karácsony basın açıklamasında bulunarak ikinci tur ön seçimin oy pusulasında üç adayın yarışacağını, geri çekilmenin söz konusu olmayacağını vurguladı.

Anılan tartışmalar devam ederken birinci turda elenen Momentum Hareketi Partisi Genel Başkanı, Zay’ı destekleyeceğini, kendisinin hem sağ hem de sol seçmenden oy alabilecek siyasi bir figür olduğu açıklamasında bulundu. Bir gün sonra ise Karácsony ve Zay, ortak bir basın toplantısı düzenledi ve bu toplantıda Karácsony adaylıktan Zay lehine çekildiğini ilan etti. Karácsony, yaptığı konuşmasında, “Bunu yapmazsam Orbán’ın iktidarda kalacağını anladım” dedi.

Zay, bu değerlendirmeyi, “Karácsony, vatanınmenfaatinin kendisi açısından en önemlikonu olduğunu kanıtladı” diyerek yanıtladı ve O’nu“devlet adamı” olarak nitelendirdi.

Karácsony’nin kararına rağmen, O’nu destekleyen taraflar, Zay’ı desteklediklerini açık bir şekilde ifade etmemiş ve Jobbik tarafsız kalmıştır. İkinci turda 655237 oy kullanılmış, Klára Dobrev, geçerli oyların % 43,29’unu; Péter Márki-Zay ise % 56,71’ini alarak “Macaristan için Birlik” İttifakının Başbakan adayı olmuştur.

Kısacası, Péter Márki-Zay’in adaylık sürecindeki tarafsız tutumu, sağ ve sol seçmen-den oy alabilmesi, kampanyası sürecinde demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne vurgusu, belediye başkanı olduğu ilçeyi çok uzun zaman sonra Fidesz yönetiminden alması anket sonuçlarına etki etmiş ve daha popüler bir figür olan Karácsony’nin adaylıktan çekilmesine yol açmıştır. Zay’in kampanyasının ana aksını yolsuzlukla mücadele ve sosyal ve siyasal alanda yaklaşık 30 senedir var olan kutuplaşmanın sonlandırılması oluşturmuştur. Bütün bu propaganda sürecinde yaşanan gelişmeler değerlendirildiğinde, sürecin Karácsony tarafından doğru bir şekilde yönetilemediği, başlangıçta Başbakan adayı olma olasılığı düşük görülen Péter Márki-Zay’in muhalefetin ortak adayı olduğu görülür. Ne var ki; özellikle de siyasal tartışmaların çok yoğun olduğu, muhalefet ittifakının çok parçalı niteliğinin ön plana çıktığı bu ön seçim süreci, muhalefet ittifakını önemli ölçüde yıpratmış ve seçim sonuçları muhalefet açısından tam bir hezimet olmuştur.

 

 

Kaynaklar

(https://en.wikipedia.org/wiki/2021_Hungarian_opposition_primary, Çevrimiçi: 3 Nisan 2022.)

(https://kozvelemeny.org/2021/11/23/the-hungarian-opposition-primaries-of-fall-2021-testing-the-feasible-in-an-authoritarian-regime/, Çevrimiçi: 3 Nisan 2022.)

(https://www.reuters.com/world/europe/hungarians-pick-orbans-2022-contender-tight-opposition-primary-2021-10-15/, Çevrimiçi: 3 Nisan 2022.)

Etiketler
Doçent Doktor l Anayasa ve İdare Hukuku I Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi I Heidelberg Ruprecht Karl Üniversitesi
İlgili Haberler