Libya'da Neler Oluyor?
Libya'da Neler Oluyor?
Libya'da gerilimli süreç devam ediyor.

MUSTAFA ERACAR

Twitter: eracar_mustafa

Libya 2011 yılında 42 yıllık Kaddafi rejiminin devrilmesiyle zorlu bir siyasi sürece girdi. Ülkenin içerisinde bulunduğu siyasi belirsizlik, son zamanlarda kısmi ateşkes sebebiyle gündemden düşmüştü. Ancak 4 Nisan’da General Halife Hafter yanlılarının Trablus’un güneyine hava saldırısı düzenlemesiyle birlikte bozulan ateşkes, Libya’nın tekrar gündeme gelmesine sebep oldu. UMH’nin (Ulusal Mutabakat Hükümeti) de Trablus’u kontrol altına almak isteyen Hafter’e karşı operasyon başlatmasıyla birlikte yeni bir sıcak çatışma süreci kaçınılmaz hale gelmiş durumda.

Libya’da şu an yaşanan çatışma UMH ile General Halife Hafter arasındaki hükümet krizi üzerine kurulu. Hafter’in ülkenin 2/3’nü kontrol etmesine rağmen önemli kentler UMH kontrolü altında bulunmakta. İki taraf da askeri güce sahip ve üçüncü ülkeler tarafından iç savaşı sürdürebilecek derecede fonlanmaktalar.

İki hükümet de Orta Doğu’daki her krizde olduğu gibi farklı ülkeler tarafından destekleniyor. BAE, Suudi Arabistan ve Mısır Tobruk(Hafter) hükümetini desteklerken; Türkiye ve Katar da UMH hükümetine mütevazı desteklerini sunuyor…

Bölgedeki İstikrarsızlığın Sebebi

Hafter yönetimindeki Tobruk hükümeti sorunun ana kaynağı durumunda. Ulusal Libya Ordusu Rusya ve Suudi Arabistan liderliğindeki Arap koalisyonundan aldığı destekle birlikte kayda değer bir askeri güce sahip. Diyalog çağrılarına karşı gelerek diğer yabancı güçlerin ülkedeki krize çözüm getirme arayışlarını engelliyor olmaları siyasi çözüm umutlarını azaltıyor. Hafter’in 14-16 Nisan'da ülkenin güneyindeki Gadamis kentinde düzenlenecek olan diyalog konferansından 10 gün önce Trablus havaalanına saldırı düzenlemesi bu anlaşmazlığın sorumlusunun kim olduğunu gözler önüne seriyor.

Libya’daki krizin derinleşmesinin en büyük sebeplerinden biri de hükümetlerin farklı uluslararası aktörler tarafından destekleniyor olmaları. Libya’nın bölgedeki ülkelerin nüfuz mücadelesi alanı haline gelmesi bölgedeki destabilizasyonun en büyük sebebi olarak göze çarpıyor.

Hâlihazırda yaşanan hükümet krizine paralel olarak, IŞİD de bölgede terör faaliyetleri gerçekleştiriyor. Ülkede terörle mücadele edebilecek kadar düzenli bir ordu ve kolluk kuvveti bulunmadığı için hızlıca yayılan IŞİD, hem Libya hem de diğer ülkeler için büyük bir güvenlik sorunu.

BM ise her zaman olduğu gibi yapıcı müdahalelerde bulunamıyor. Sürecin başından itibaren her iki tarafa da itidal çağrısı yapmak ve sonuç vermeyen arabuluculuk girişimlerinde bulunmaktan başka BM’nin bölgede artan gerilime yönelik yapıcı bir eylemi olmadı.

Libya’daki Kriz Akdeniz Güvenliğini Sekteye Uğratıyor

Savaşın kaçınılmaz sonucu ise gittikçe artan göç dalgaları ve terör. Libya’dan yola çıkan ve Avrupa’ya ulaşmayı ümit eden göçmenler AB-İtalya ilişkilerinin gerilmesine sebep oluyor. İtalya’nın göçmen karşıtı politikalarına AB’nin tepki göstermesi de göçmen krizini tırmandırıyor. Her iki tarafın da ulusal ve uluslararası politikaları arasındaki ciddi zıtlık göçmen krizi üzerinde uzlaşı sağlanılmasına engel teşkil etmekte.

Bu krize bağlı olarak AB, göçmenlerin kurtarılması için başlattığı “Sophia” operasyonunu göçmenlerin dağıtılmasındaki sorunlar nedeniyle durdurdu. Operasyonun durdurulması Avrupa Birliği’nin kendi içindeki krizin durulmasına bir nebze katkı sağlasa da Akdeniz’de yaşanan insanlık dramının devam etmesine neden olacak…

Göçmenlere yardım etmeye çalışan Türk gemisinin kaçırılması da Akdeniz güvenliğindeki sorunun somut bir göstergesi. Türkiye de bu tarz olayların yaşanmasına engel olmak amacıyla bölgede aktif bir görev gücü bulunduruyor.

Krizde Nüfuz Mücadelesi

Libya’nın sahip olduğu başta petrol olmak üzere zengin yer altı kaynakları krizle ilgilenen ülke sayısının da artmasına neden oluyor. Amerika Birleşik Devletleri terörle mücadele sebebiyle bölgede aktif olarak yer almakta. Bunun yanında Rusya da yaptığı açıklamalarda ve “Libya” başlıklı toplantılarıyla olayların sıkı bir takipçisi olduğunu gösteriyor. Ancak her iki devletin de bölgedeki sorunları yakından takip ediyor olması nedeniyle sorulacak “Libya ABD-Rusya arasında yeni bir mücadeleye mi dönüşüyor?” sorusuna şahsen hayır olarak cevap vermeyi tercih ederim. Nitekim iki ülke de halihazırda Suriye’de yaşanmakta olan mücadeleye çok büyük finansal kaynak ayırdı. Bu cepheyi Libya petrolleri için genişleteceklerini düşünmüyorum. Zira ABD Afrika Kuvvetleri Komutanlığı (AFRICOM), artan çatışmalar üzerine Amerikan askerlerinin bölgeden çekildiğini açıkladı.

Katar ve Türkiye arasında BAE, Suudi Arabistan ve Mısır’a karşı kurulan ittifak ilk defa sahada aktif bir mücadeleye girişecek-hatta finansal olarak girdi diyebiliriz- ve büyük ihtimalle Cemal Kaşıkçı olayında şahit olduğumuz siyasi çatışma Libya’da da karşımıza çıkacak. MİT’in Libya’da aktif olduğu iddiaları da bu tezin haklılık payının olabileceğini gösteriyor.

İtalya'nın Sicilya adasının başkenti Palermo'da düzenlenen Uluslararası Libya Konferansı, Libya'da tırmanan gerilimin önüne geçmek için atılan en ciddi adımdı ancak toplantıda yaşananlar sorunun devam edeceğini gösterdi. 30 ülkenin katıldığı her toplantıda olduğu gibi ülkeler arasındaki sürtüşmeler çözüm arayışının önüne geçti. Toplantıdaki gerilimden rahatsız olan ve sonuç alınamayacağını düşünen Türkiye: “Maalesef uluslararası toplum tek vücut olamamıştır.” diyerek toplantıdan ayrıldı. Resmi açıklama bu yönde olmasına rağmen bu kararın asıl sebebi Libyalı liderler ile İtalya, Mısır, Tunus, Cezayir, Rusya, Fransa ve Avrupa Birliği temsilcilerinin katıldığı gayriresmi toplantıdan dışlanmasıydı. Yaşananlar aynı zamanda Türkiye’nin uluslarası alanda yalnızlığa itildiğini gösteren bir başka olay olma niteliğinde…

İlgili Haberler