Liberallerin “Macaristan deneyi” neden başarısız oldu?
Liberallerin “Macaristan deneyi” neden başarısız oldu?
"Türk siyasetinde bir şekilde kendine yer edinme çabasında olan, siyasi partileri ve veya etkilemeye çalışan kesimler mevcut."

Türkiye’de Macaristan’a dair ilginin çok yeni olmadığı, özellikle Jobbik çevresinin milliyetçiler ve Türkçüler tarafından ilgiyle takip edildiği, Jobbik liderlerinden Gábor Vona’nın Türkiye’deki milliyetçi üniversite kulüpleri tarafından davet edilip her konferans sonunda topluca bozkurt yapılan fotoğrafların yayınlandığı ilginç bir dönem vardı. O zamanlar Avrupa’daki aşırı sağın Rus bağlantıları hatta Avrupa’da güçlü ve ses getiren bir aşırı sağın varlığı da tartışmalıydı. Bu tabloda Jobbik, Türkiye’deki milliyetçilerin özlemlerini yansıtıyordu. Bugünden bakıldığında, “Turancı” heyecanları ve nostaljiyi canlandıran yapıların geldiği noktayla birlikte Macaristan’daki siyasete dair Türkiye’de yapılan analizlerin merkeze aldığı kavramların ne kadar değiştiği görülüyor. Bu kavramların başında da “popülizm” geliyor.

Bu yazıda Macaristan’daki gelişmelere odaklanmaktan çok Türkiye’deki Macaristan deneyinin takibini yapmak istiyorum. Ulusalcılar ve İslâmcılar arasındaki ilişkiye dair yazıma gelen en gerçekçi ve haklı eleştiri içeriğin soyutluğu ve somut örneklerin sunulamaması üzerineydi. Bu yazıya da benzer bir eleştiri gelecektir. Zira başta sosyal medya kullanımı olmak üzere, hangi karakterlerin ciddiye alınıp alınmayacağını, hangisinin yoruma değer olup olmadığını belirlemek oldukça zor. Ancak şunu net bir şekilde ifade etmek gerekiyor ki Türk siyasetinde bir şekilde (danışmanlık, kendini gösterme çabası, muhalif saflarda yer alma, belli yayın platformlarına düzenli çıkma, bazı çevreler tarafından parlatılma) kendine yer edinme çabasında olan, siyasi partileri ve siyasetçileri etkileyen veya etkilemeye çalışan kesimler mevcut. Hatta CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun “helalleşme” çıkışını da “popülizm” ekseninde kutuplaşmaya karşı bir formül olarak geliştiren ve sunan çevrelerin de aynı olduğu anlaşılıyor. Bu noktada Macaristan neden bir deney? Muhalefet partileri açısından Macaristan ders alınacak bir süreç mi yoksa mesajı alması gereken farklı kesimler mi?

Macaristan neden ve nasıl bir deneydi?

Siyaset bilimcilerin laboratuvarları genellikle ülkeler olur. Ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasi özelliklerin oluşturduğu yapı, büyük bir hevesle parçalara ayrılır ve değerlendirmeye alınır. Macaristan da bu açıdan kullanışlı bir deneydi. Avrupa Birliği üyesi bir ülkenin barındırdığı gerilimler ve ortaya atılan çözüm önerileri, Türkiye ile Macaristan arasında doğal olarak bir özdeşleştirmeye sebep oldu. Macaristan’da muhalefetin muhtemel bir başarısı, “popülizm” rüzgârına karşı ters dalgayı başlatacak ve 2023’e kadar birbirine kenetlenen muhalefet, “kutuplaştırma” söylemlerine karşı helalleşe helalleşe popülist Erdoğan iktidarına son verecekti. Viktor Orban’ın kişiliğinde somutlanan popülizme karşı tek çözüm yolu, kutuplaştırmaya son vermekti. Bu arada salgını başarılı bir şekilde yöneten, ekonomiyi rayına oturtan ve ülkedeki muhafazakâr damarı tutan Orban'ın kutuplaştıran bir aktör olarak tek hedef sunulması ve muhalefetin Orban'ı doğrudan hedef almak haricinde bir söylem geliştiremediğini de not alalım.

Macaristan’daki seçim sürecine dair Vaziyet’te ilk yazısını kaleme alan Doç. Dr. Tevfik Sönmez Küçük, Macaristan’daki muhalefetin yaşadığı hezimeti detaylarıyla kaleme aldı. Ancak öncesinde de ilginç ve Türkiye ile Macaristan arasında benzerlik kurmanın anlaşılabilir olduğu bir tablo mevcuttu. Macaristan’daki yerel seçimlerde gerçekleşen başarı, muhalefeti bir arada olmanın kazandırdığına dair bir algıya sevk ederken Türkiye’deki gözlemcileri de heyecanlandırdı. Zira Türkiye’de Millet İttifakı’nın genişlemesi, hatta HDP’yi de sürece dahil etme çabası çeşitli aralıklarla dillendirildi. Bu konuda İYİ Parti, yoğun bir baskıya ve tazyike de maruz kaldı. HDP, bugün Millet İttifakı’nda olmamasına rağmen İYİ Parti’nin maruz kaldığı baskı çift yönlü devam ediyor. Bir taraf, ittifakta HDP’nin neden olmadığı yönünde baskı uygularken, diğer taraf HDP’nin neden ittifakta olduğunu soruyor. Nihayetinde bu denklemden yakın zamanda vazgeçildi. HDP’nin terör örgütüyle iç içe yapısı mı yoksa Millet İttifakı’ndaki milliyetçi bileşenlerin kararlı tutumu mu bilinmez; Türkiye’deki liberal çevrelerde de bir geri dönüş yaşandı ve HDP bir anda denklem dışında kaldı. Gelecek ve DEVA’nın dahil edilmesi için başlatılan kampanyaya karşı teorik fakat hafif bir darbe de Macaristan’dan geldi.

Bir araya gelmek her şeyi çözer mi? Macaristan deneyinde popülizmi merkeze alan liberal bakış açısının düştüğü ilk yanılgı buydu. Macaristan’ın kendi iç dinamiklerini ikinci planda bırakan, sığınmacı sorununu derinliğe inmeden, teorik düzeyde çözme yöntemini benimseyen, kutuplaştırmayı her şeyin sebebi olarak görüp kucaklaşmanın her şeyi çözebileceğini iddia eden bir tür indirgemecilik hâkim oldu. Seçimlere çok kısa bir süre kala, Macaristan’daki muhalefet açısından başarısızlık netleşince bu sefer de başarısızlığın sebepleri konuşulmaya başlandı. Deneye yanlış başlayan, gömleğin ilk düğmelerini yanlış ilikleyen bir yaklaşımın, sonuçlara dair teşhislerinin ne kadar doğru ve güvenilir olduğu da tartışmaya açık.

Macaristan seçimlerinden Türkiye’deki muhalefet mi muhalefete yön vermek isteyenler mi mesaj çıkarmalı?

Macaristan seçimlerinden çıkarılması gereken sonuçlar var mı? Bilimsel açıdan mutlaka var. Macaristan özgün ve zor bir mücadele içerisinde, Avrupa’da Polonya’yla birlikte Avrupa Birliği’nin “kutsal” değerlerine karşı bir sembol haline gelirken yeni değerler üretiyor. Bunu “popülizm”, “Rus yanlılığı” vb. şekillerde isimlendirmek mümkün. Bu açıdan siyaset bilimcilere ve siyasetle ilgilenenlere ciddi ve incelenmesi gereken bir veri de sunuyor. Öte yandan Türkiye değerlendirildiğinde, Türkiye’deki siyasi sistem, mevcut durum itibariyle muhalefete iktidar olabilmenin en kolay ve rahat yolunu açıyor. Bunun yolu, altı ya da daha fazla partinin kendi kimliğini oluşturan değerlerden ve fikirlerden feragat ederek bir araya gelmesi veya belirli aralıklarla masaya oturarak, gece de yazılı bildiri yayınlamaktan mı geçiyor? Muhtemelen bu yöntem, diğer yöntemler arasında seçilen en heyecansız ve sıradan yöntem. Muhalefetin ve özellikle CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir “oyun kurucu” olarak sunulduğu senaryolara ve analizlere katılmak da mümkün değil.

Türkiye’deki muhalefetin kendi varoluşsal sorunlarını çözmek için mesajlara ihtiyacı yok. Yorum ve eleştiri skalasını mümkün olduğunca genişletmek, Türkiye’nin sorunlarını kamuoyu önünde daha net ve görünür hale getirmek, gerekirse kitleleri mobilize edebilecek yöntemleri araştırmak ve geliştirmek gibi yöntemler mevcut. Fakat muhalefete akıl veren görüşlerin ve akımların alması gereken mesajlar var. Birincisi, “merkez” olarak akıllarda yaratılan soyut varlık yeterince merkezde değil, hâlâ sağda kalıyor. İkincisi, sosyal medyada da dönem dönem belirtileri görülen “uç sağ” akımlar güçleniyor. Üçüncüsü, sığınmacı sorunu başta olmak üzere sosyal yaşamda doğrudan etkileri görülen ve kültürel-ekonomik krizle her alanda kesişen sorunları görmezden gelmek veya formül üretememek sürekli eksi yazıyor. Dördüncü, farklılıklara rağmen bir araya gelmek her zaman çözüm değil. “Popülizme karşı popülizm” formülünün gittikçe güçlendiği bir dönemden geçiyoruz. Muhtemel adaylık senaryolarına karşı siz de bunu sindirebilmek ve "popülist" olmamak adına en azından “popülizme karşı popülerlik” tanımını kullanabilir ve buna uygun bir aday öne sürebilirsiniz.

Etiketler
Genel Yayın Yönetmeni
İlgili Haberler