Kırım'da Ne Oldu, Ne Oluyor?
Kırım'da Ne Oldu, Ne Oluyor?
Kırım işgali ile Rus baskısını en çok hissedenler yarımadanın yerli halkı olan Kırım Tatar Türkleri oldu.

HÜSEYİN DÖNMEZ

Tatar Türkleri’nin anayurdu olan yıllarca Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya arasında egemenlik mücadelesine sahne olan Kırım 1783’ten beri Rus yayılmacılığının hedefindeki bir yarımada. 1954 yılında SSSCB lideri Kruşçev tarafından Ukrayna yönetimine verilen Kırım SSCB’nin dağılması ile daha önemli bir konum haline geldi. Dağılmadan sonra SSCB ordusuna bağlı Karadeniz Filosu’nun kime bırakılacağı konusu Ukrayna ile Rusya arasındaki anlaşmazlıkların ilki değildi. Birçok tarihçi 1932 yılında yaşanan açlık felaketini de Rusların SSCB’nin diğer halklarına karşı uyguladığı bir soykırım olarak değerlendirmektedir.

2001 yılında Ukrayna’nın Rus yanlısı lideri Kuçma’ya karşı özgürlük isteğiyle halk kitlesel gösteriler düzenlemeye başladı. Protesto gösterileri zaman zaman çatışmalara da sahne oldu. Halk ayaklanmasından bir yıl sonra Ukrayna Komünist Partisi birinciliği kaybetti ve iki yıl sonraki devlet başkanlığı seçiminde komünizm karşıtı bloğun lideri Yuşçenko komünist aday Yanukoviç karşısında %46.6 oy oranıyla kaybetti. Uluslararası gözlemcilerin seçimlerde sonucu etkileyen ihlaller ve hileler olduğunu belgelemesi ile Yuşçenko halkı sokağa davet ederek “Turuncu Devrim” olarak adlandırılan gösterileri başlattı. Olayların büyümesiyle tekrarlanan seçimlerde Yuşçenko %52 oy alarak Ukrayna’nın yeni devlet başkanı oldu ve komünist yönetime son verdi. Bu dönemde Rusya Ukrayna’ya verilen doğalgazı kesti ve %200 zamlı yeni bir anlaşma imzalamaya zorladı.

2010 yılında Ukrayna’nın Yuşçenko seçimlerde %5 oy alırken Rus yanlısı Yanukoviç tekrar devlet başkanlığını kazandı ve ilk iş olarak Rus Karadeniz Filosu’nun Ukrayna sularında bulunmasını 2042 yılına kadar uzatan anlaşmayı imzaladı. Ukrayna’nın bağımsızlığına müdahale olarak görülen bu olay özellikle demokratların ve Ukrayna milliyetçilerinin sert tepkisine neden oldu. 2013 yılına gelindiğinde meclisten geçen AB-Ukrayna Ortaklık Anlaşması’nı veto eden Rus yanlısı Yanukoviç’e karşı milliyetçi grupların başlattığı protesto eylemleri kitlesel halk hareketlerine dönüştü. Halk ile Yanukoviç’e bağlı güvenlik güçleri arasındaki çatışmalarda 150’ye yakın insan hayatını kaybetti. Yaşanan olaylar ile Yanukoviç Ukrayna’dan kaçtı ve muhalefet iktidara geldi. Her ne kadar Rusya yanlısı tarafı ağır bassa da Batı ile de temaslarda bulunan Yanukoviç Rusya için Ukrayna’yı etki altına alma konusunda yeterli değildi. Ukrayna’daki karışıklıklardan da yararlanan Rus ordusu Kırım’ı 2014 yılında işgal ederek aynı yıl içinde uluslararası hukuka aykırı şekilde bir referandum düzenledi ve yarımadayı ilhak etti. Bununla beraber Ukrayna’nın doğusunda, Rusya yanlılarının yoğun olarak yaşadığı Donetsk ve Lugansk bölgelerinde silahlı milis örgütlenmeleri ortaya çıktı. Milisler ile Ukrayna yönetimi arasında büyük çatışmaların yaşandığı bölgelerde nüfusun büyük bir bölümü ülkenin batısına göç etti.

Kırım işgali ile Rus baskısını en çok hissedenler yarımadanın yerli halkı olan Kırım Tatar Türkleri oldu. Kırım Tatar Milli Meclisi’ni otorite ve Mustafa Abdulcemil Kırımoğlu’nu lider olarak gören Kırım Tatarları’na yeni kurulan işgal hükümetinde kontenjan verilmedi. Daha sonrasında Kırım Meclisi Putin’in de baskıları ile hükümette temsil edilmeyi onayladı fakat bu girişimin sadece bir boyun eğme olduğu ortaya çıkınca hükümet içerisinde görev alan Tatar Türkleri görevlerinden istifa etti. İstifa etmeyenler ise Rusya yönetimi tarafından 1 ay sonra ihraç edildi. Tatar Türkleri’nin lideri Mustafa Kırımoğlu’na Kırım’a giriş yasağı getirildi. Kırımoğlu en son bölgeden gelen bilgilere göre Rusların bir inşaat seferberliği başlattığını ve 1944’te kaldırılan nükleer malzemelerin tekrar getirilerek yarımadanın bir nükleer silah üssüne dönüştürüldüğünü söylemişti. Bununla beraber Rusya’nın 2018 yılında Kırım’a yerleştirdiği yeni füzelerin menzilinin Karadeniz bölgesinin içlerine kadar uzanması Türkiye’nin Kırım yarımadası üzerinden hedef haline getirildiğini de açıkça gösteriyor.

(2018 yılında Rusya tarafından Kırım’a yerleştirilen füzelerin ve füze savunma sistemlerinin menzilleri)

Kırım Türkleri üzerindeki baskılar Mustafa Kırımoğlu’na uygulanan giriş yasağı ile iyice arttı ve sistematik bir hale geldi. TRT Türk’ten Gönül Şamilkızı’nın yaptığı haberde bu baskı ve yasaklar ortaya konmuştu.

-5 Mayıs 2014’te Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Refat Çubarov’a da Kırım’a giriş yasağı getirildi.

-Kırım Tatar Milli Meclisi’ne silahlı FSB elemanları baskın düzenledi, Mustafa Kırımoğlu’nun binadaki odasında bulunan özel eşyalarına el konuldu.

-FSB elemanları tarafından Kırım Tatarları’nın evlerine şafak vakti baskınlar ve operasyonlar yapıldı. Kırım Tatarlarının sürgün yıldönümünü anma törenleri yasaklandı.

-İsmail Gaspıralı’nın adını taşıyan Kırım Tatar Milli Kütüphanesi kapatıldı.

-Kırım Tatar Milli Meclisi’nin faaliyeti yasaklandı.

-Kırım Vakfı’nın bütün banka hesaplarına ve mal varlıklarına haciz konuldu.

-Kırım’ın işgalci başbakanı Sergey Aksyonov Kırım’ın ilhakını kabul etmeyenlerin düşman ilan edileceğini bildirdi ve bu insanları ya Kırım’ın dışına süreceğini, ya da hapse göndereceğini söyledi.

-Kırım'ın işgalci savcısı Natalya Poklonskaya, Kırım’ın Rusya’ya bağlanmasına karşı görüş ifade eden herkesin cezalandırılacağını belirterek Kırım Tatarları’nı sürgünle tehdit etti.

-Kırım Haber Ajansı’nın faaliyetinin yasaklanması yönünde karar çıkartıldı.

C:\Users\Hüseyin Dönmez\AppData\Local\Microsoft\Windows\INetCache\Content.Word\kurbedinov.jpg

(Kırım’da Sıradanlaşan Ev Baskınlarından, 2017, Anton Naumlyik/RFE/RL)

2015 yılında Kırım’daki hak ihlallerini inceleyen ekibin başkanı olan Prof. Dr. Zafer Üskül, Kırım Tatarlarının ifade özgürlüğü, dil, adil yargılama, eğitim, mal ve konut dokunulmazlığı dahil pek çok konuda ciddi hak ihlaline uğradığını belgeledi.

-Yarımadanın ilhakından sonra Kırım Tatarları Rus vatandaşlığına geçmeye zorlandı, geçmeyenler sağlık ve eğitim gibi hizmetlerden mahrum bırakıldı.

-Kırım Tatar televizyonu ATR’nin yayınları sonlandırıldı. Tatarca eğitim sona erdi.

-200 okula ihtiyaç varken artık sadece 15 okul Tatarca eğitim veriyor.

İşgal ile birlikte Rusya bölgenin demografisini de değiştiren adımlar atmaya devam ediyor. 300 binlik Tatar nüfusu Rus kolluk kuvveti FSB’nin ve silahlı milislerin baskılarıyla şu an 250 bine kadar düştü. 2018 yılında Kırım ile Rusya’yı birbirine bağlayan ve açılışını Putin’in yaptığı Kırım Köprüsü ile birlikte göçe zorlanan yerli halkın yerine yeni yerleşimciler de gelmeye devam ediyor. İşgal sonrası gerçekleşen kaos ortamından bağımsız olarak 2015 ile 2019 yılları arasında 50 Kırımlı Tatar kayıplara karıştı, akıbetleri henüz bilinmiyor ve öldürüldükleri düşünülüyor. Ukrayna İstihbaratı’na göre ise sadece 2014 yılı içerisinde 130’un üzerinde Kırımlı Rus işgal kuvvetleri tarafından alıkoyularak ciddi işkencelere maruz kaldı. 2018 yılındaysa 37 kişi politik sebeplerden dolayı tutuklandı. Her ne kadar ülkemizdeki Rusya bağlantılı STK’lar aracılığıyla Kırım’daki hak ihlallerinin üzeri örtülmeye çalışılsa da bölgenin Müslüman Türk halkına işgalci güvenlik güçleri tarafından uygulanan ev baskını, kaçırma, alıkoyma eylemleri normalleştirilmiş durumda.

(Kırım’da cami cemaati, Alexander Zemlianichenko/AP)

İlgili Haberler