Kimler FETÖ'yü temize çıkarmaya çalışıyor?
Kimler FETÖ'yü temize çıkarmaya çalışıyor?
"FETÖ kumpaslarının muhalifleri susturmak için organize edildiğini iddia etmek Türk halkını kandırmak demektir. "

SEMİH SAMYÜREK

Twitter: semihsamyurek

“Fethullahçı çete dağıtılacak!” Ara sıra, Ergenekon kumpaslarının duruşma videolarını açıp izlerim. Bazı haber kanallarının yüklediği videolar, kumpaslar hakkında bilgi edinmek isteyenlere derin bir kaynak sunuyor. Özellikle o yılları yaşamayan genç nesiller ve gelecekte yaşayacak olan daha doğmamış nesiller adına bu kaynakların varlığı çok önemli. Özellikle 5 Ağustos 2013 tarihli karar duruşmasında, FETÖ’cü hakim cezaları okurken, salonun yankılandığı sloganlardan biri bu: “Fethullahçı çete dağıtılacak!” Gelecek nesiller bilecek ki aslında kimse kandırılmamış. Aslında kimse alnı secdeye değiyor diyerek FETÖ örgütlenmesini fark edememezlik gafletinde bulunmamış. Aslında herkes neyin ne olduğunun farkındaymış. Türk milleti bu yargıyı şüphesiz koyacaktır.

Bir duruşma videosunda; vatanseverlerin sanık, FETÖ’cülerin hakim olduğu, A’dan z’ye kanunsuzluk içinde olan duruşma salonu, robokoplarla doldurulmuş, sanık avukatları salondan dışarı atılmaya çalışılıyor. Hakim, can havliyle sağa sola bağırıyor, yangından mal kaçırır gibi heyecan ve aceleyle TCK’ya zıt düşen kararlar alıp salonun içindeki FETÖ’cü astsubaylara uygulatmaya çalışıyor.

Bir duruşma videosunda, seyirciler bağırıyor: “Kahrolsun Amerikan emperyalizmi!” ve hakim hemen müdahale ediyor: “Komutan, yakalayın!”. Duruşma salonunun içinde kim nereye kaçıyor ki, yakalayın, gibi bir sözcük kullanılıyor? Garabetin boyutları o derece ki, üzerinden yıllar geçtikten sonra, kumpasları merak edip araştıran gençlerin gördüklerinden sonra yaşayacakları şok çok büyük olacak.

Ergenekon kumpaslarında FETÖ tarafından hayatlarının bir bölümü ellerinden alınan subaylar, gazeteciler bg. hep şunu söylediler, mühim olan bizim hayatlarımız değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin altı oyuluyor. Şimdi bugünden o güne bakınca, tek tek adlarını anamayacağımız yüzlerce hatta tüm davalar hesaba katıldığında binlerce mağdur vatanseverin bir tanesinin bile Adalet ve Kalkınma Partisi’nde doğru düzgün bir üst düzey görevde olmadığını, milletvekilliği bg. yapmadığını görüyoruz. Kumpaslardan sonra siyasete atılan çok fazla sanık oldu. Mehmet Ali Çelebiler, Ali Türkşenler, Engin Alanlar, Tuncay Özkanlar, Mustafa Balbaylar, Hasan Atilla Uğurlar bg. Bu adların ve daha fazlasının neden iktidar partisinde siyaset yapmadığı, aslında ilk paragrafta sözünü ettiğimiz yargının gelecek nesiller tarafından neden ve nasıl ortaya konulacağının bir başka delilidir. Ayrıca hangi politikacıların hangi ortamlarda FETÖ’yü nasıl övdüğü de malumken, sorgulamamız gereken bir nokta ile daha karşılaşıyoruz. FETÖ ile kim gerçekten mücadele ediyor, FETÖ’yü kimler aklamaya çalışıyor?

Ülkemiz üzerinde emperyal çıkarları olduğu bilinen (merak edenler Mustafa Yıldırım’ın Sivil Örümceğin Ağında ve Necip Hablemitoğlu’nun Köstebek kitabını inceleyebilirler.) “Heinrich Böll Vakfı’nın” 2014 yılında yayımladığı bir yazıda geçen şu ifadelere bir göz atalım: “WikiLeaks belgelerinden yapılan bir alıntıya baktığımızda, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) 2002 yılında iktidara gelmesinden yalnızca 12 gün sonra dönemin ABD Ankara Büyükelçisi’nin Washington’a ”Türkiye’nin Derin Devleti” başlıklı bir rapor gönderdiğini ve ”derin devletin egemenliğinin Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ender rastlanan bir açıklıkla adım adım reddedildiğini” söylediğini görüyoruz.” Bu cümlelerle başlayan yazı, baştan aşağı FETÖ ve PKK’yı aklamak için, derin devlete operasyon adı altında bazı masum muhaliflerin susturulması amacıyla kumpasların AKP tarafından tertiplendiği iddiasını işlenmiş. Söz konusu yazıyı internette açık kaynaklarda bulabilirsiniz. Gelelim bu iddianın iç yüzüne.

FETÖ kumpaslarının muhalifleri susturmak için organize edildiğini iddia etmek Türk halkını kandırmak demektir. Kumpasların varlık sebebi Türk ordusunu ve devletini çökertmektir. Muhaliflerin susturulması, sözünü ettiğimiz temel amacın yanında çerez kalır. Bunu en iyi sanık sandalyesinde oturtulan vatanseverler biliyordu. AKP iktidarının mahkemeler ve basın yoluyla muhaliflere baskı uyguladığını elbette biliyoruz. Ancak dikkat edin, FETÖ kumpaslarının yegâne amacını muhalifleri susturmak olarak lanse edersek, ordu ve devlet teşkilatının çökertilme gayesini ıskalamış oluruz. Bu yolla da doğal olarak FETÖ’yü aklamış oluruz. Bu itibarla, Türk halkının, her hıyarım var diyene tuz alıp koşmaması gerekiyor. WikiLeaks belgelerinde sözü geçen büyükelçi raporunun da sanki FETÖ’nün 2002 öncesinde hiçbir faaliyeti yokmuş gibi bir algı yaratmaya hizmet ettiği de gözden kaçmasın. Adalet ve Kalkınma Partisi’ni aşan bu organizasyonun asıl planlayıcıları emperyalistler ve onların maşası olan FETÖ’cülerdir. İç politikadaki AKP karşıtlığımız, gözümüzü kör etmesin. Meşru zeminde AKP’ye muhalefet etmek başka bir şey, kumpaslardan bu yana süregelen olaylarda FETÖ’nün başat rolünü ıskalamak başka bir şey. Kumpaslar sürecinde FETÖ savcılarına kimlerin zırhlı araç tahsis ettiğini de elbette biliyoruz. Buradaki ayrım çizgimiz, kimin hangi görevleri ne oranda üstlendiğini doğru tespit etmeye çalışmaktır. Kısacası muhalifiz ama salak değiliz.

Gözden kaçırmamamız gereken bir diğer nokta da FETÖ’nün hala faaliyette olduğudur. Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı’nın hazırladığı “FETÖ Silahlı Terör Örgütü Emniyet Mahrem Yapılanması” raporu 2017 yılında hazırlandığında bu gerçeği yazan birkaç köşe yazarı olmuştu. Bugün, söz konusu faaliyetlerin üzerine ne derece gidiliyor, bir soru işareti.

FETÖ kumpas mağdurlarından olan gazeteci Nedim Şener de 03.05.2019 tarihli köşe yazısında şu satırları yazıyor: “Fetullahçı Terör Örgütü ile mücadele bir insanı AK Partili yapmaz vatansever yapar, FETÖ ile mücadele ederken yapılan bir haksızlığa karşı çıkmak da o kişiyi örgüt üyesi yapmaz vicdanlı bir insan yapar. Tek şart haksızı değil gerçek mağduru savunmaktır. Emperyalistlerin yönettiği FETÖ ile mücadele, ulusal güvenlik meselesi ve vatandaşlık görevidir.” İç politikadaki AKP muhaliflerinin FETÖ ile mücadeleyi ıskalamaması gerektiği gerçeğini bu alıntı yoluyla bir kez daha belirtmiş olalım.

 

İlgili Haberler