İslam İş Birliği Teşkilatı'ndan "Müslüman Azınlıklar" girişimi
İslam İş Birliği Teşkilatı'ndan "Müslüman Azınlıklar" girişimi
İstanbul, geçtiğimiz hafta dünya çapında önemli bir İnsan Hakları Forumu'na ev sahipliği yaptı.

Hem Dışişleri Bakanlığı, hem de Adalet Bakanlığı; dünyanın çeşitli ülkelerindeki Müslüman azınlıkların, karşılaştıkları ve yüzleştikleri durumlara bakan bu önemli konferansa ev sahipliği yapmak için İslam İşbirliği Teşkilatı ile birlikte çalıştı. Söz konusu etkinlik, İslam İş Birliği Teşkilatı'nın (İİT) Bağımsız Daimi İnsan Hakları Komisyonu (IPHRaC) tarafından düzenlendi. Müslüman azınlıkların insan hakları kısmi olarak baskı altında kalmaya devam ediyor. Açıklamak gerekirse; Müslüman dünyası, özellikle Myanmar’da yaşayan Arakan Müslümanları ve Çin'deki Uygur Türkleri olmak üzere, bir dizi Müslüman azınlığın kaderi konusunda sessiz kalıyor. Konferansta ikinci grubun hiçbir temsilcisinin bulunmadığı Uygur sorunu, yokluğuyla daha da dikkat çekiciydi.

Arakan Rohingya Birliği İnsan Hakları Komitesi'ne başkanlık etmekte olan Reza Uddin, dünya çapındaki Müslüman hükümetlerin, Budist çoğunluklu Myanmar'da yaşayan Müslümanlara karşı; soykırımı daha fazla önlemek için derhal harekete geçilmesi çağrısında bulundu. Uddin; "(Biz) Myanmar'a, Rohingya halkına yönelik soykırım eylemlerini ve suçları kalıcı olarak durdurması için baskıyı her şekilde artırmalıyız" dedi. Yine de Arakan Sorunu, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın Çin'e soykırım politikasını değiştirmesi için baskı yapması için ileriye dönük bir yol konusunda öneri olabilir.

Geçtiğimiz yıl, insan haklarıyla ilgili olarak Uluslararası Hukukta tarihi bir an yaşandı. Lahey'deki Uluslararası Ceza Mahkemesi, Myanmar hükümetinin Arakan Müslüman azınlığını korumak için "geçici önlemler" alması gerektiğine karar verdi. Bu durum uluslararası hukukun tartışmalı konularından olan koruma sorumluluğu doktrininde hukukun devletlerin sınırsız ve sorumsuz olmadığına dair görüşü güçlendirdi. Uluslararası hukukun açtığı bu yolda İslam İş Birliği Teşkilatı'nın (İİT) Bağımsız Daimi İnsan Hakları Komisyonu da denetim rolü üstlenmeye çalışılmakta. Bu karar yıllardır Müslüman azınlıklar konusunda sessiz kalan İslam İş birliği Teşkilatı açısından çok radikal bir adım oldu. Bu adım oldukça önemlidir. Böylece Çin’in Doğu Türkistan’daki Uygurlara uyguladığı soykırımından sorumlu tutmak için İslam İş Birliği Teşkilatı ve İslam İş Birliği Teşkilatı üyesi ülkeler için de benzer bir çaba içine girmesi için bir emsal yaratılmıştır.

Bilindiği üzere bir milyondan fazla Uygur Türkü ve Çin bünyesindeki diğer azınlıklar toplama kamplarında asimilasyon ve soykırıma tabi tutuluyor. Kanıtlar; Uygurların evlerinden uzaktaki çalışma kamplarında çalışmaya zorlandıklarını, kadınların tecavüze uğradığını, zorla kısırlaştırıldığı ve organ ticaretine konu yapıldığını gösteriyor. Toplama kamplarında ise düzenli olarak kendi kültürlerini inkar ederek Çin kültürüne asimile etmeye yönelik çalışmalarda bulunuluyor.

Unutulmamalıdır ki Uygur ve Arakan’daki her iki soykırım da birbiriyle bağlantılıdır. Bunlar; dünyanın bazı bölgelerinde hem siyasi solda hem de siyasi sağda yandaşları olan, daha geniş küresel bir İslam Düşmanlığı diye tanımlamak yetersiz olur. Uygurlara ve Arakanlılara yönelik soykırımların ikisinin de ucu Pekin'e geri uzanıyor. Myanmar'ın sosyalist askeri diktatörlüğüne siyasi ve ekonomik desteğiyle bu rejimin iktidarda kalmasına yardımcı olan küresel güçtür. Çin ayrıca, BM Güvenlik Konseyindeki veto hakkını sık sık Myanmar lehine kullanarak BM nezdinde Myanmar aleyhine karar alınmasını da engellemektedir.

Bugün Arakan Müslümanları için aksiyona geçme kararı alan İslam İş Birliği Teşkilatı’nın bu kararının emsal olarak Uygur Türkleri için uygulanması gündeme gelebilir. İslam İş Birliği Teşkilatı’nda Pakistan’ın rolü konusunda dikkatli olmak lazım. Çin’in ekonomik ve siyasi olarak büyük nüfuz sahibi olduğu Pakistan’ın İslam İş Birliği Teşkilatının politikalarını domine etme girişimlerinin önüne geçilmelidir.

Bir ülkenin tek başına diğer bir ülkeyi ağır insan hakları ihlallerini gerçekleştirmekten alıkoymak zordur. Ancak İslam İşbirliği Teşkilatı kolektif bir şekilde hareket ederek en azından bir komite oluşturabilir ya da durumu yakından izlemek için özel bir temsilci görevlendirebilir. İslam Dünyasının baskı oluşturması Çin’i reforma zorlaması muhtemeldir. Doğu Türkistan bölgesi ve Uygur Türkleri sadece ekonomik olarak  bir kaynak değil aynı zamanda Türk ve Müslüman olmaları nedeniyle de diğer ülkelerle yakınlaşmasına aynı zamanda ticaretin de önünü açmaya yardımcı olabilir. Aksi halde Çin’in yürüttüğü soykırıma varan politikalar bir yerde önlemeye çalıştığını iddia ettiği terörizm ve ayrılıkçılık dalgasını beraberinde getirecektir.

Etiketler
İlgili Haberler