İnançlarımız ve İnandırıldıklarımız
İnançlarımız ve İnandırıldıklarımız
"...Ülkemizdeki çoğu hocanın böyle bir derdi olmadığı aşikar. Böyle dertleri olmadıkları gibi dine birçok yeni hurafe sokmaya çalışıyorlar. "

ENES PARLAK

Twitter: eneesparlaak

Louis Althusser, İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları adlı kitabında, ideolojik aygıtların bir eseri olduğumuzdan bahseder. İnandığımız şeylere; inandırıldığımız için inandığımız, doğru oldukları için değil. Bu çıkmazdan çıkmak da sorgulamayı, araştırmayı gerektirir.

Dini meseleleri sorgulamak ülkemizde pek yaygın bir gelenek değil fakat dinde de, bize öğretilen ama sonradan dini inançlara eklenmeye çalışılmış şeyler var mıdır? Ülkemizdeki çoğu hocanın böyle bir derdi olmadığı aşikar. Böyle dertleri olmadıkları gibi dine birçok yeni hurafe sokmaya çalışıyorlar.

Bunların aksine, dindeki hurafeleri deyim yerindeyse ayıklamaya çalışan hocalarımız da mevcut. Bu hocalarımızdan birisi Prof. Dr. Hasan Onat. Her defasında aklı ön plana çıkaran tavsiyeleri olan ve hurafelerden uzak durulmasını, bunların din olmadığını belirten birisi. Ayrıca, İslam Mezhepleri Tarihi uzmanı olan Hasan Onat’ın, mezhepler ile ilgili birçok çalışma ve söylemi mevcut. Twitter adresinde paylaştığı bazı tweetleri burada paylaşacak olursak:

Türkiye'de sorun mezhep, tarikat ve cemaat gibi yapıların mevcudiyetinden daha çok, "Allah ile aldatma" ve "Allah adına korkutma"nın bu tür oluşumların varlık sebebi haline gelmesinden ve "din"in ticaret metaına dönüştürülmesinden kaynaklanmaktadır. Cehaletin mazereti olmaz.

Bazen bir "deli" bir kuyuya taş atar, bin akıllı çıkartamazmış; işte örnek: "Boy abdestinin sahih olması için iğne ucu kadar kuru yer kalmaması gerekir." Hangi kitapta yazar; farz olan nedir? Bu köksüz, yanlış bilgi pek çok kimsenin takıntılı olmasının sebeplerinden birisidir.

Denize doğru değişerek, farklılaşarak akan nehirler üzerinde biraz düşünebilirsek, hem "insan"ın "oluş" halinde oluşunu, hem de mezhep, cemaat, tarikat gibi oluşumların insan ürünü olduğunu ve asla "din" ile özdeşleştirilemeyeceğini daha iyi anlayabiliriz. Gelenek din değildir.

Hasan Onat, dini doğru anlayabilme konusunda ülkemiz adına gerçekten takip edilmesi, fikirlerinden faydalanılması gereken bir hoca.

Bir diğer hocamız ise hocaların hocası olarak gösterilen Prof. Dr. Hüseyin Atay. Onat hoca gibi Atay hocanın da birçok muhalifi mevcut. Gazali fikirlerinin hakim olduğu bir coğrafyada, Hasan Onat ve Hüseyin Atay gibi hocalara muhalif birçok sesin çıkması da sanırım gayet normal. Atay hocanın en çok muhalefet çeken görüşlerinden birisi de sanıyorum ki doktora tezi. Atay hocanın doktora tezi Kur'an'a Göre İman Esasları; ülkemizde neredeyse herkes tarafından kabul edilmiş, herkese öğretilen bir şeyi yıkıyor: Kader’e İman. Bunun hakkında Atay hoca, "Kader yok, özgür irade var. Özgür irade yoksa din de yoktur.Kur'an'da kadere inanmak yoktur." Diyor.

Hüseyin Atay’ın birkaç paylaşımını da burada paylaşmak isterim:

"Bir ayeti anlayarak okumak, tüm kur'an'ı anlamadan okumaktan daha sevaptır.

Türkiye, İslam ülkelerinin hurafelerinin çöplüğüdür.

Kur’an okumak için hiçbir şart yoktur. Kur'an'ı okumanın önemli ve tek şartı; peşin fikirli, ön yargılı olmadan, herhangi bir mezhebin ve görüşün etkisinde kalmadan anlamaya çalışmaktır." 

Tabii ki Hasan Onat ve Hüseyin Atay hocaları ve onların fikirlerini anlamak için bu birkaç cümle ve tweet yeterli değil. Bunun için iki hocayı da okumak, takip etmek gerekli. Yazdıklarım, onları tanımak onlarla tanışmak için bir aracı olabilir sadece.

İlgili Haberler