İlkokul öğrencilerinin temiz tuvalete erişim hakkı
İlkokul öğrencilerinin temiz tuvalete erişim hakkı
"İnsan onuruna uygun şartlarda eğitim alınabilmesi için zorunlu olan bu asgari standartlar arasında öğrencilerin temiz tuvalete erişim hakkı önem arz eder."

Kişinin kendisini gerçekleştirebilmesinin en etkili yollarından biri, eğitimdir. Eğitim konusunda gerekli adımları atmayan, belli bir eğitim politikası olmayan ülkelerin çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşabilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, günümüzde birçok ülkenin siyasal gündemini, eğitimin nasıl olması gerektiğine ilişkin tartışmalar belirler.

Türkiye’nin de önümüzdeki süreçte çözmesi gereken temel meselelerinden birini eğitim sorunu oluşturur. Söz konusu sorunun kökeninde, yalnızca müfredattan kaynaklanan eksiklikler değil ve aynı zamanda eğitim kurumlarının fiziki koşullar açısından yetersiz olması da yer alır. Bu tespit özellikle de devlet okulları için geçerlidir. Günümüzde birçok okul, öğrencilerin temel gereksinimlerini karşılayacak asgari standartlardan yoksundur.

İnsan onuruna uygun şartlarda eğitim alınabilmesi için zorunlu olan bu asgari standartlar arasında öğrencilerin temiz tuvalete erişim hakkı önem arz eder. Bu hak, öz bakım becerilerini yeni kazanmış olan ilkokul öğrencileri için ayrı bir anlam taşır. Gerçekten de ilkokul öğrencileri fiziksel ve ruhsal olarak gelişimlerini tamamlamamış olan ve üst sınıflarla kıyaslandığında çoğu zaman özel ilgi ve bakıma ihtiyaç duyan çocuklardır. Salgın hastalıklarla etkin mücadele etmek, okullarda hijyenik bir ortam oluşturmak, bu şekilde çocukların iyi bir eğitim almasını sağlamak için okul tuvaletlerinin temiz olması şarttır.

Bununla birlikte, günümüzde hâlâ birçok devlet okulunda, tuvaletlerin temizliği ile ilgili sorunlarla karşılaşıldığı bilinen bir gerçektir. Tuvaletlerin tıkalı veya çalışmıyor olması, öğrenci başına düşen tuvalet sayısının yeterli sayıda olmaması, öğrencilerin tuvalet kâğıdına erişiminin sınırlı olması, el yıkamak için sabunun ya da dezenfektanın, kurutmak için ise kâğıt havlu veya kurutucunun olmaması, tuvaletlerin kötü kokulu, kirli ve dağınık olması, öğrenci mahremiyetini sağlamak adına öngörülmüş olan kapı kilitlerinin çoğu zaman çalışmaması bu sorunların sadece bazılarıdır. Nitekim ilkokul öğrencilerinin bir kısmı anılan sorunların yarattığı endişe nedeniyle okulda tuvalet ihtiyaçlarını gidermeyi tercih etmemekte, derslerine bu hâlin yarattığı psikolojik ve biyolojik sıkıntıyla devam etmek zorunda kalmaktadır. Diğer yandan, tuvaletlerin bu durumu pek çok salgın hastalığa davetiye çıkarmakta, çocukların genç yaşlarında çok ciddi hastalıklarla mücadele etmelerine neden olmaktadır.

Görüldüğü gibi öğrencilerin sağlığı için tuvaletlerin temiz olması son derece önemli bir meseledir. Bu bağlamda ilkokul öğrencilerinin temiz tuvalete erişim hakkının anayasal kökeni olan bir hak olduğunun altının çizilmesi gerekir. Anayasanın 17. maddesinin 1. fıkrası uyarınca herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı vardır. Anayasa Mahkemesinin de işaret ettiği gibi kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi md. 8’de kurala bağlanan özel yaşama saygı hakkı çerçevesinde fiziksel ve zihinsel bütünlük ile kişinin kendini gerçekleştirerek kendine yönelik birtakım kararlar alabilme hakkına tekabül etmektedir (İbrahim Acar Başvurusu, Başvuru No: 2016/3140, k.t. 7.11.2019, § 26). Tuvalet temizliği konusunda gerekli önlemlerin alındığı bir okulda eğitim görmeyi talep etmenin bu kapsamda olduğu konusunda şüphe yoktur. Zira ancak bu şekilde öğrenciler, maddi ve manevi varlıklarını koruyarak geliştirebilirler. Temel insani gereksinimlerin karşılanamadığı bir eğitim kurumunda bu hakkın gerçekleştiğinden bahsedilemez.

Maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa md. 42’de güvence altına alınan eğitim hakkı üzerinde de durulmalıdır. Bu düzenlemeye göre kimse eğitim ve öğrenim hakkından mahrum bırakılamaz. Eğitim ve öğretim faaliyeti, Atatürk ilkeleri ve inkılapları göz önünde bulundurularak, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına uygun biçimde ve devletin gözetim ve denetimi altında yürütülür. Bu esaslara aykırı olan eğitim ve öğretim yerleri açılamaz. İlköğretim, kız ve erkek tüm yurttaşlar için zorunlu olup devlet okullarında parasızdır. Eğitim ve öğretim sadece belli bir müfredatın öğrencilerle paylaşılmasından veya bazı bilgilerin öğrencilere aktarılmasından ibaret değildir. Öğrenciler her gün düzenli bir şekilde okula giderek zamanlarının önemli kısmını burada geçirirler. Bu sebeple, öğrencilerin yeme içme, tuvalet gibi temel hayati ihtiyaçları için belli alanların ayrılması gerekir. Bu mekânlar, insan onuruna uygun standartlarda olmalı, öğrencilerin eğitim faaliyetine katılımını güçleştirmemelidir.

Amerikalı psikolog Abraham Maslow tarafından ilk kez ortaya atılmış olan “Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi” teorisi uyarınca insanların ihtiyaçları bir hiyerarşik dizilimde sıralanırlar. Anılan teoriye göre her ihtiyaç kategorisine bir kişilik gelişme düzeyi denk gelir. Bu hiyerarşik piramidin en tepesinde kişinin kendini gerçekleştireceği değerler yer alır. Söz konusu değerlerin kazanılmasında eğitimin oynadığı işlevsel rol yadsınamaz. Piramidin ilk basamağında ise nefes alma, yemek yeme, su içme, boşaltım gibi temel fizyolojik ihtiyaçlar bulunur. Bu ihtiyaçlar tam olarak karşılanmadan piramidin bir üst basamağına çıkmak mümkün değildir. Ne kadar kaliteli eğitim verilirse verilsin, öğrencilerin fizyolojik ihtiyaçları insan onuruna uygun şekilde giderilmediği sürece üst basamaklara çıkılarak eğitimin öngördüğü amaç gerçekleştirilemez.

Temiz tuvalete erişim, vatandaşlar için bir anayasal hak, devlet için ise bir anayasal ödev olarak ortaya çıkar. Nitekim Anayasanın 5. maddesinde devletin temel amaç ve görevleri ifade edilmiştir. Bu madde gereğince “kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak” bu amaç ve görevler arasındadır. Bu konuda devlet pozitif tedbirler almalıdır. Diğer bir anlatım ile devlet okullarında tuvaletlerin temiz olması devletin somut adımlar atmasına bağlıdır. Bu durum hak ve hürriyetlerin önündeki engellerin kaldırılması için bir anayasal görevdir. Söz konusu ödev mevzuatta da dolaylı şekilde belirtilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği md. 78 uyarınca öğrencilere okulda sağlıklı ve güvenli bir eğitim ve öğretim ortamı sağlanmalı, okulun temizliği ve düzeni için gerekli önlemler alınmalıdır.

Ancak bu hükümlere rağmen, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından gerekli tedbirlerin hâlâ tam anlamıyla alınamadığı ve sorunun güncelliğini koruduğu öne sürülebilir. Elbette bu gerçek, öğrencilerin ve ailelerinin değişmez kaderi değildir. Bu noktada başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere Millet İttifakı bünyesindeki büyükşehir belediyeleri bir proje oluşturarak özellikle ekonomik açıdan çeşitli zorluklar çeken bölgelerdeki ilkokulların tuvaletlerinin yenilenmesini, periyodik bakımını ve araç gereç teminini sağlayabilirler.

Sürdürülebilir hijyenik tuvaletler kurulmasını hedefleyen bu projenin yasal dayanağı da vardır. Belediye Kanunu md. 14, belediyenin görev ve yetkilerini açıkça saptamıştır. Buna göre belediyeler, yerel müşterek nitelikte olmak kaydıyla, devlete ait her derecedeki okul binalarının inşaatı ile bakım ve onarımını yapabilir veya yaptırabilir; her türlü araç gereç, malzeme ihtiyaçlarını karşılayabilirler. Ayrıca Büyükşehir Belediyesi Kanunu md. 7’ye göre de kamu kurum ve kuruluşlarına ait eğitim hizmetleri ile ilgili bina ve tesislerin her türlü bakımını, onarımını yapmak, gerekli malzeme desteğini sağlamak büyükşehir ve ilçe belediyelerinin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre belediyeler, kendi sınırlarında kalan ihtiyaç sahibi ilkokulları belirleyerek tuvaletlerinin insan onur ve haysiyetine uygun standartlarda hizmet vermesi için onarımını üstlenebilirler. Hatta uzman bir ekip kurarak tuvaletlerin düzenli aralıklarla bakımını gerçekleştirebilirler. Öğrencilerin ve ailelerinin hak ve menfaatlerini gözeten bu proje, Millet ittifakı açısından da önem taşır. Zira yapay gündemleri ve tartışmaları bir tarafa bırakarak halkın gerçek sorunlarına somut çözümler bulmayı amaçlayan hizmet odaklı siyaset anlayışıyla hareket etmek, iktidar yolunda atılacak en etkili adımdır.

Etiketler
Doçent Doktor l Anayasa ve İdare Hukuku I Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi I Heidelberg Ruprecht Karl Üniversitesi
İlgili Haberler