Ermenistan'dan Körfez Hamlesi
Ermenistan'dan Körfez Hamlesi
"Öncelikle şüphe yok ki Suudi Arabistan dünyanın en heyecan verici, inovatif ve gelecek vaat eden ekonomilerinden birisi konumunda."

EMİR ABBAS GÜRBÜZ - MUSTAFA ERACAR

Ermenistan’ın içerisinde bulunduğu diplomatik yanlızlığı sonlandırma ve yeni müttefikler bulma çabasında sıra Suudi Arabistan’a geldi.

Ekim ayında Ermenistan Başkanı Armen Sarkisyan, Suudi Arabistan ve Ermenistan ilişkileri açısından tarihi bir öneme sahip olacak bir Riyad ziyareti gerçekleştirdi. Kendisi aynı zamanda Arab News’in baş editörü Faisal J. Abbas ile yaptığı röportaj neticesinde Suudi Arabistan medyasına demeç veren ilk üst düzey Ermeni yetkili oldu.

Sarkisyan röportajda başkan olduktan sonraki ilk hedeflerinden birinin Suudi Arabistan ile diplomatik ilişkiler tesis etmek olduğunu vurguladı ve Suudi Arabistan’ın çok önemli, çok etkili ve önde gelen devletlerden biri olduğunu belirterek İslam inancının muhafızı olduklarını söyledi.

Sarkisyan aynı zamanda Ekim’deki Riyad ziyareti hakkında bazı detaylar paylaştı. “Çölün Davos’u” olarak tabir edilen “Future Investment Initiative” adlı zirvede Suudi veliaht Prensi Muhammed Bin Salman ile görüşen Sarkisyan şunları söyledi: 

“İlişkilerimizin bu ziyaret itibariyle başladığı konusunda mutabık kaldık ve Suudi Arabistan Devlet Bakanı’nı, Dışişleri Bakanı’nı ve tabii ki de majestelerini Ermenistan’a davet ettim.” 

Ortaya konan bu çabanın ana amaçlarından biri Ermenistan’ın diplomatik yalnızlığını sonlandırmak ve yeni dostluklar geliştirmek olduğu belirtilmekte. Ancak belirtmek gerekir ki Ermenistan’ın özellikle Türkiye Cumhuriyeti'ne yönelik düşmanca tutumlar benimseyen Arap ülkeleriyle yakın işbirliği geliştirmek istediği aşikâr.

Bu durumun doğruluğunun en az üç ana gerekçesi var.

Öncelikle şüphe yok ki Suudi Arabistan dünyanın en heyecan verici, inovatif ve gelecek vaat eden ekonomilerinden birisi konumunda. Gelişmekte olan Suudi Arabistan-Ermenistan ilişkileri ekonomik açıdan oldukça zor durumda bulunan Ermenistan için birçok kazanım sağlayacaktır.

İkinci olarak, Ermenistan her zaman Rusya ve İran ile iyi ilişkilere sahipti, ancak Tahran şu anda Batı ile arasındaki sorunlar sebebiyle son derece zor bir durumda ve Ermenistan’ın ihtiyaç duyduğu sağlam ve sürdürülebilir desteği sağlayamayacak kadar büyük sorunların içerisinde olduğundan Ermenistan için artık eskisi kadar güvenilir bir partner değil.Zaten Paşinyan’ın iktidara gelmesinden sonra Rusya ile olan kolonyal ilişkiden sıyrılmak isteyen Ermenistan’ın alternatifler araması kaçınılmazdı. Özellikle Karabağ’ın kurtarılması sırasında Türkiye – Azerbaycan – İsrail işbirliği karşısında İran’dan istediği desteği bulamaması karşısında büyük bir hayal kırıklığı yaşadı.

“Gerginliği anlıyorum ve görüyorum, İran ve Körfez’i, Lübnan’ı da anlıyorum ve görüyorum.”

Bu özenli şekilde seçilen sözcük ve ifadelerden anlaşılan o ki röportaj sırasında Sarkisyan İran ile sahip oldukları yakın ilişkilerin ileride değişimi için de açık bir kapı bıraktı. Körfez ülkeleri açısından bu durum tam anlamıyla bir çifte kazanç anlamına geliyor. Bu işbirliğinin derinleşmesiyle Körfez Ülkeleri bir yandan Ermenistan’ı İran’ın etki alanından uzaklaştıracak bir yandan da Türkiye’ye karşı yeni bir cephe açacaktır.

Her ne kadar Ermenistan’ın bu hamlesi şimdilik sadece Suudi Arabistan ile sınırlı gibi gözükse de yakın gelecekse özellikle Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleriyle olan diyalog ve diplomasi trafiğini incelemekte fayda olacaktır. Özellikle Doğu Akdeniz’de şekillenen Türkiye karşıtı ittifakın diğer üyelerinin de bu işbirliğinden oldukça memnun olacağından şüphe bulunmamaktadır.

Rusya’nın Güney Kıbrıs ile olan derin işbirliği ve Libya’da Hafter yanlısı pozisyonunu da göz önüne olursan “büyük abi” olarak İran etkisinden çıkaran nispeten daha kontrol edilebilir bir Körfez işbirliğine girmesine de “ses çıkarmayacağını” söyleyebiliriz.

 

İlgili Haberler