Birleşik Krallık Başbakanı olma yolunda...
Birleşik Krallık Başbakanı olma yolunda...
" Muhafazakâr Parti iktidar partisi olduğundan, yarışı kazanacak aday başbakanlık payesi ile taçlandırılacaktır."

Birleşik Krallık Başbakanı ve Muhafazakâr Parti Genel Başkanı Boris Johnson, belli bir süredir devam eden siyasal krizi kontrol edemeyince istifa etmek durumunda kaldı. Johnson’un istifası ve istifa iradesini kamuoyuyla paylaşırken kendisinin vazgeçilmez olmadığını belirtmesi siyasetçiler içinönemli mesajlar barındırıyor. Bu durumun özellikle Türkiye gibi siyasette istifa mekanizmasının unutulduğu ülkeler için geçerli olduğu açık.

Söz konusu istifa beyanı önem arz etmekle birlikte şu hususun altının çizilmesinde yarar var: Boris Johnson, başbakanlıktan değil, sadece Muhafazakâr Parti Genel Başkanlığından istifa etmiştir. Birleşik Krallık’ta parti lideri olan başbakan, genel başkanlık görevinden istifa etse de başbakan olarak kalmaya devam edebilir. Diğer bir ifade ile yeni genel başkan seçilinceye kadar başbakan olarak kalınabilir. Nitekim 2016’da Cameron, 2019’da May, tıpkı Johnson gibi genel başkanlıktan istifa etmişler fakat belli bir süre başbakanlığa devam etmişlerdir.

Anayasal teamüllere uygun olmasa dahi başbakanlık görevinde kalmak zorunlu değildir. Parti genel başkanlığı bırakılırken, başbakanlıktan da istifa edilebilir. Şayet başbakanlık görevi de bırakılmak isteniyorsa, istifa Kraliçe’ye sunulur. Kraliçe, iktidar partisi yeni genel başkanını seçinceye kadar başka birini başbakan olarak atar. Başbakan olarak atanan kişinin iktidar partisi milletvekili veya kabine üyesi olmasına özen gösterilir. Geçici bir süreyle başbakan olan bu kişi başbakanın tüm anayasal yetkilerine sahip olur.

Boris Johnson anayasal geleneklere uygun davranarak yalnızca parti genel başkanlığını bırakmış ve bu şekilde Muhafazakâr Parti içerisinde liderlik yarışını başlatmıştır. Muhafazakâr Parti iktidar partisi olduğundan, yarışı kazanacak aday başbakanlık payesi ile taçlandırılacaktır. Bu yarış, aslında başbakanlığa açılan kapıdır. Muhafazakâr Parti liderinin nasıl seçildiği ortaya konulduğunda, Birleşik Krallık başbakanın tespit edilme usulü de ortaya çıkacaktır. Bu nedenle, çalışmada, Muhafazakâr Parti Genel Başkanının belirlenme biçimi ele alınacaktır.

Muhafazakâr Parti liderinin seçim şekline ilişkin tüzük hükümleri 1998’de, 1997 Genel Seçimi’nde uğranılan seçim hezimeti sonrası partinin lideri, daha açık bir ifade ile “kurtarıcısı” olarak seçilen William Hague tarafından “beyaz sayfa” sloganı ile oluşturulmuştur. Gerçekten, parti liderinin belirlenme biçimine yönelik esaslarda gerçekleştirilen 1998 Tüzük Değişiklikleri Muhafazakâr Parti için bir dönüm noktasıdır.

1998’den önce liderler, Muhafazakâr Parti Ortak Parlamento Grubu tarafından seçilirdi. Parti tüzüğüne göre seçimlerin birden fazla turda yapılma ihtimali vardı. Birinci turda, adayın seçilmesi, Muhafazakâr Parti Ortak Parlamento Grubu üye tam sayısının yarısının bir fazlasının oyunu almasına bağlıydı. Ayrıca, bir adayın seçilmiş sayılması için bu şartın sağlanması yeterli değildi. Söz konusu aday listede kendisinden sonra gelen adaydan en az yüzde 15 daha fazla oy almalıydı. Birinci turda anılan iki şart sağlanamazsa ikinci tura geçilirdi. İkinci turda adaylardan birinin parti grubunun üye tam sayısının salt çoğunluğunun oyunu alması yeterliydi. İkinci tura, ilk turda oylamaya katılmış olan adaylar katılıyordu. Eğer ikinci tur sonucunda % 50 oy oranına hiçbir aday ulaşamazsa son tura geçiliyordu. Ne var ki üçüncü oylamaya ikinci turda yarışan bütün adayların değil, milletvekillerinden en çok oy alan ilk üç adayın katılma hakkı vardı. Son turda milletvekilleri, alternatif oy usulüyle parti liderini seçmekteydiler.

1998’de kabul edilen sistem, parti liderinin seçiminde üyelerin katılımını zorunlu kılmış ve parti stratejisini, üye sayısını arttırmak olarak tespit etmiştir. Mevcut tüzük düzenlemelerine göre liderlik seçimi ancak şu hâllerde yapılır: Liderin istifası veya herhangi bir nedenle görevini yerine getiremeyecek duruma gelmesi ya da Muhafazakâr Parti Ortak Parlamento Grubu üyeleri tarafından genel başkan hakkında güvensizlik oyu verilmesi. Son hâlde güvensizlik önergesinin milletvekillerinin % 15’i tarafından imzalanması zorunludur. Önergeyi, milletvekilleri ayrı ayrı veya birlikte verebilir. Başka bir anlatım ile % 15’lik orana toplu imza ile ulaşmak şart değildir. Yeterli çoğunluğa ulaşmış milletvekillerinin talebi, seçim sürecini kontrol eden “1922 Komitesi Başkanlığına” iletilir. “1922 Komitesi” olarak isimlendirilen bu organ Muhafazakâr Parti Ortak Parlamento Grubu’dur. Parlamento grubuna “1922 Komitesi” denmesinin nedeni, düzenli grup toplantılarının yapılmasına 1922 senesinde başlanmasıdır. Muhafazakâr Parti iktidarda ise parti lideri ve kabine üyeleri grup toplantısına davet üzerine katılırken, muhalefette toplantılara lider dâhil bütün milletvekilleri katılır. Güven oylaması sonucunda parti lideri, milletvekillerinin üye tam sayısının basit çoğunluğunun desteğini kazanırsa görevde kalmaya devam eder ve oylamayı takip eden 12 ay boyunca güvensizlik önergesi verilemez. Ancak lider, milletvekillerinin basit çoğunluğunun güvenini kazanamazsa istifa eder ve sonraki seçimde aday olamaz.

Parti genel başkanlığının istifa nedeniyle boşalması durumunda ise iki aşamalı bir seçim gerçekleştirilir. İlk aşamada genel başkan adayları Muhafazakâr Parti milletvekilleri tarafından seçilirler. Şöyle ki; adaylar bir liste hâlinde milletvekillerinin oyuna sunulur. Belli bir sayıda milletvekilinin desteğini kazanamamış kişi aday olamaz. Her milletvekili ancak bir aday lehine oy kullanabilir. İki aday kalıncaya kadar her turda en az oy alan aday elenerek seçim tekrarlanır. İlk iki turda milletvekilleri tarafından kullanılan geçerli oyların belli bir kısmını alamamış, yani seçim barajını geçememiş genel başkan adayları yarış dışı kalırlar. Milletvekillerince yapılacak seçim geriye iki aday kalıncaya kadar tekrarlanır. Geriye iki aday kaldığında söz konusu adaylar Muhafazakâr Parti üyelerinin oyuna sunulurlar. Kısacası, parti üyeleri bir sonraki genel başkanı, yani Birleşik Krallık başbakanını belirlemiş olurlar. Elbette, sadece üyelik aidatlarını tam olarak ödeyenler ve oylamanın yapıldığı tarih itibariyle en az üç aydır Muhafazakâr Parti üyesi olanlar oy hakkına sahiptirler. Oylar posta yoluyla kullanılır. Eğer en başta sadece iki kişi genel başkan adayı olursa, bu ihtimalde Muhafazakâr Parti milletvekilleri arasında oylama yapılmaz, adaylar doğrudan üyelerin oyuna sunulur. İstifa ederek seçim sürecini başlatan genel başkanın yeniden aday olması hukuken mümkün olmadığı gibi seçim süreci 1922 Komitesi Başkanlığı tarafından ilan edilen takvim ve kurallar çerçevesinde yürütülür.

Görüldüğü üzere Birleşik Krallık Başbakanı, zorlu ve demokratik bir sürecin sonucunda seçilmektedir. Bu bağlamda iktidar partisi liderinin başbakan sıfatına sahip olmasının onun aşırı güçlenmesini sağlayarak otoriter bir figüre bürünmesine yol açabileceği göz ardı edilmemelidir. Bu nedenle, parti liderini seçen taban genişletilmeli, lider bir güç odağı olmaktan çıkarılmalıdır. Bu açıdan Muhafazakâr Parti ülkemiz için de önemli bir örnektir. Siyasi partilerimiz liderlerini demokratik esaslara uygun olarak seçtikleri sürece Türkiye’de demokratik bir düzen kurulabilir. “Tek adam” rejimini sona erdirmenin ilk şartı, partiler içindeki “tek adam” anlayışını yıkmaktır. Liderlerin otoriteleri azaldıkça partiler demokratikleşecek; parti içi demokrasi hâkim kılındıkça demokratik hukuk devletinin temelleri atılmış olacaktır.

 

[Kaynakça: Tevfik Sönmez Küçük,“İngiliz Siyasi Partiler Hukukunda Siyasi Parti Liderlerinin Seçim Usulüne İlişkin Notlar”, in Bertil Emrah Oder (Editör), Anayasa Huku-ku Araştırmalarında Genç Yaklaşımlar, XII Levha Yayınları, Aralık 2013, s. 407–436.]

Etiketler
Doçent Doktor l Anayasa ve İdare Hukuku I Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi I Heidelberg Ruprecht Karl Üniversitesi
İlgili Haberler