Balkanlar Savaştı, Türkler Ders Alacak
Balkanlar Savaştı, Türkler Ders Alacak
Balkanlar, Türkiye’nin akibeti adına kendi tarihimizden ders çıkartmamız gereken bir bölge.

SEMİH SAMYÜREK

Twitter: @semihsamyurek

Yaşını başını almış, torun torba sahibi olmuş, giyiminden ten rengine dek “Anadolu insanı” dediğimiz tipiyle Kılıçdaroğlu’nu yumruklayan Osman Sarıgün, düzenli aralıklarla fitilinin ateşlenmeye çalışıldığı iç savaş senaryolarına; Avusturva-Macaristan veliaht prensi Franz Ferdinand’ın 1914’te öldürülmesi gibi bir olaya imza atarak katkı sunmuş oldu. Franz Ferdinand öldürülmesinden önce de suikast girişimlerine maruz kalmıştı. Kılıçdaroğlu’nun konvoyu da hatırsarsanız 25 Ağustos 2016’da bir saldırıya uğramıştı.

Suikastiyle 1. Dünya Savaşını başlatan Franz Ferdinand’ın önemi neydi? Ferdinand, soyu itibariyle hem Avusturya prensi hem Macaristan prensiydi. İki ülkenin de prensi konumunda bulunan Ferdinand’ın Sırp milliyetçiler tarafından öldürülmesi, Sırp Krallığına savaş açılmasına sebep oldu. Sırp Krallığı; 500 yıl boyunca Türk egemenliğinde kalan Niş, Priştine gibi önemli şehirlerle birlikte 350 yıl boyunca Türk egemenliğinde kalan Belgrad merkezli bir krallık olarak kurulmuştu. İşte bir suikast iki krallığın savaşına böyle zemin hazırlamıştı. Nitekim Sırp milliyetçilerinin temel hedefi başarıya ulaşmıştı. Avusturyalılar’ı Bosna’dan atmak isteyen Sırplar, savaşın fitilini ateşleyerek Bosna bölgesinde iddia ettikleri hakkın peşine düşmüş, meselenin ucu Bosna savaşına kadar varmıştır.

Hırvatlar’ın Almanya ve İtalyanlar’dan geri kalmayan faşist yönetimleriyle katlettikleri yüzbinlerce Sırp’tan sonra, Tito’nun yönetimindeki Yugoslavya’da sular duruldu zannedilse de kazan kaynıyordu. Nitekim akacak kan damarda durmadı ve bu defa Yahudiler’in hikayesine benzer şekilde zulme uğrayan Sırplar’ın, Arnavutlar’a, Bosnalılar’a ve Hırvatlar’a; kısacası kendi gibi Ortodoks olmayanlara (Müslümanlara ve Katoliklere) yönelen şiddetini görmüş olduk.

Bugün, Bosna-Hersek’te ve Hırvatistan’da Sırplar, Kosova’da ve Karadağ’da yine Sırplar, Sırbistan’da Bosnalılar ve Arnavutlar, Makedonya’da Arnavutlar çeşitli azınlıklar halinde bir şekilde yaşamaya devam ediyorlar. Kurulamayan düzen hem etnik hem inanç paydasında parçalanma yaratmaya devam ediyor. Geldiğimiz noktada Türkler’in hakimiyet sahasından çıkan bölgede 7 devlet varlığını sürdürüyor. Yüz yıldan bu yana da yaşanmayan savaş, katliam kalmadı.

Balkanlar’ın akıbetinin ne olacağı elbette başka bir çalışmanın konusu. Bizim gelmek istediğimiz nokta; Kılıçdaroğlu’na yönelik linç girişimiyle iç savaşı körüklemek isteyenlerin nasıl bir Türkiye tablosu istediğini örneklendirmekti. Sevr haritasını hala akıllarında canlı tutan çevreler bugün Suriye’nin kuzeyinde bazı planları devreye sokmaya çalışıyor. Yetmiyor, Kıbrıs’ta yıllardır yaşananları izlemeye devam ediyoruz. Petrol arama konusundan yeni anayasa meselesine dek çözümsüzlüğe sürüklenen Kıbrıs’ta “Milli politikamızın” tam olarak ne olduğunu bilen kaç vatandaş var? Sürekli olarak, üzerimizde planlar yapan dış güçlerden bahsediyoruz ama Milli şuurumuzu kalkındırmak adına ne yapıyoruz? Bir seçim yüzünden neredeyse birbirimizi gördüğümüz yerde boğazlayacak kadar öfkeyle dolduruluyoruz. Bunun yanı sıra “Cumhur” ve “Millet” adları altında adeta iki parçaya bölünen memleketimizde bizden olmayanın hakkını korumak denen kavram unutulmaya yüz tutmuş durumda. Hepimiz, bizden olmayanın başına geleni “Oh olsun!” diyerek karşılıyoruz.

Geçmişte gördük, yakalanan bir tacizcinin sosyal medya hesaplarında AK Parti paylaşımları yapmış oluşu üzerinden kıyametler kopartılmıştı. Birkaç gündür aynı durum bu defa yine yakalanan bir tacizcinin sosyal medyasında CHP paylaşımları yapmış oluşu üzerinden yaşanıyor. Sapıklar üzerinden siyasi kamplaşmanın körüklenişi kimseyi düşündürmüyor mu? Sosyal medyanın bir FETÖ’cü cenneti olduğuna kimse dikkat etmiyor mu? Kimse dönüp, “Bir dakika ya, bir sapığın sosyal medya paylaşımları üzerinden rakip siyasi partiye nasıl yüklenebiliyoruz?” diye sormuyor mu? Aklımızı yitirmeden, sakince düşünüp konuşamıyor muyuz? Bizi bu derece galeyana getirmeyi nasıl başarıyorlar? Bunu sağlamak için kaç sosyal medya hesabını, kaç gazete yazarını ve hatta gazeteyi kontrolleri altında tutuyorlar?

Balkanlar, Türkiye’nin akibeti adına kendi tarihimizden ders çıkartmamız gereken bir bölge. Herkesin kendi hukukunu işletmeye çalıştığı ve milli şuuru unuttuğu bir atmosferde Balkanlar’ın son yüzde başına gelenlerden daha kötüsünü yaşamak zorunda kalacağız. İlk olarak Selçuklu döneminde, ikinci olarak da İstiklal harbi ile vatanlaştırdığımız Anadolu’yu üçüncü kez vatanlaştıracak bir fırsatı bulamayabiliriz. İşte bu nedenle Önceliğimizin milli şuurun üzerine eğilmek olduğunu düşünüyorum. Bu çerçevede okura naçizane bir tavsiyem olacak. Başlangıç olarak; süreli yayın takibinin önemli olduğunu düşünüyorum. Türk edebiyatını ve tarihini açık bir beyin ve geniş bir ufukla takip etmek zinde şuurlar yaratmak adına faydalı olacaktır. Bu sıralar, ikinci sayısı yeni çıkmakta olan Budak Dergi’yi incelemenizi tavsiye ederim. Malum; kim olduğumuzun sanatımızla bir ilgisi var.

İlgili Haberler