Atı alan Üsküdar'ı geçti...
Atı alan Üsküdar'ı geçti...
"...Kısacası, nereden bakılırsa bakılsın bu değişiklikler önümüzdeki seçimlerde ciddi tartışmalara yol açacaktır."

31 Mart 2022 tarihinde kabul edilerek 6 Nisan 2022 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan seçim kanunu değişikliği, Türk siyaseti bakımından önemli bir kırılma noktası niteliğini taşıyor. Bu durum, özellikle il ve ilçe kurullarının oluşuma ilişkin düzenlemelerde kendisini gösteriyor. İl ve ilçe seçim kurullarının oluşumunda en kıdemli yargıç kuralı terkedilmiş ve kura yöntemine geçilmiştir. Bu süreçte, Adalet komisyonu tarafından ad çekme yoluyla yapılan kuraya katılmak için kınama ya da daha ağır disiplin cezası almamış en az birinci sınıfa ayrılmış ve birinci sınıfa ayrılma niteliklerini kaybetmemiş hâkimlerden olmak şarttır. Kuranın iki senede bir ocak ayının son haftasında tekrar edilmesi sağlanır. Ancak, il seçim kurulu başkan ve üyeleri ile ilçe seçim kurulu başkanları, hükmün yürürlüğe girmesinden itibaren üç ay içinde, yani en geç 6 Temmuz 2022’ye kadar belirlenir ve önceki başkan ve üyelerin görev sürelerini tamamlarlar. Diğer bir anlatım ile bugün itibariyle bütün il ve ilçe kurullarının yapısı değişmiştir. Erken seçim hâlinde seçimler bu seçim kurullarının gözetim ve denetiminde gerçekleştirilecektir.

20 Haziran 2022 tarihli, 1084/2022 sayılı Venedik Komisyonu ve Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Bürosu tarafından yayımlanan Ortak Görüş’te, Türkiye tarafından değişiklik gerekçesi olarak en kıdemli yargıç usulünün, mevcut yargıçların ilerleyen yaşları ve olası sağlık sorunları nedeniyle aksaması gösterilmiştir. Fakat bu iddianın doğruluğunu ispatlayan bir kanıt ortaya konulamadığı gibi Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Bürosunun Türkiye’de önceki seçimlere ilişkin yaptığı gözlemlerde bu tespiti doğrulayacak olaylarla karşılaşılmamıştır. Kaldı ki, değişiklikten önceki düzenlemede, yargıçların sağlık sorunu veya başka bir sebeple görevini yapmasını engelleyen bir hususun ortaya çıkması ihtimalinde seçim kurullarındaki görevlerini bırakmaları konusunda gerekli yasal teminatlar bulunmaktadır.

Kıdemli yargıç usulünün terkedilmesi başlı başına tartışmaya açık bir durumdur. Ayrıca, kamuoyuna yansıyan haberlerde bazı yargıçların kuraya katılmamak için sağlık raporları alarak Yüksek Seçim Kuruluna sundukları ifade edilmektedir. Bu husus, bazı yargıçların sistem dışına atılması eleştirilerini beraberinde getirmektedir. Yeni oluşacak kurulların hemen eski kurulların yerini alarak görev sürelerini tamamlamaları da başka bir sorundur. Anayasanın 67. maddesinin 7. fıkrasına rağmen il ve ilçe seçim kurullarının oluşumunun en geç üç ay içinde tamamlanması Anayasaya açıkça aykırı bir düzenlemedir. Kısacası, nereden bakılırsa bakılsın bu değişiklikler önümüzdeki seçimlerde ciddi tartışmalara yol açacaktır.

Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri, seçim kurullarına ilişkin yapılan bu değişikliğin Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinde iptal davası açmışlardır. Her ne kadar Anayasa Mahkemesi bu talebin esastan görüşülmesine karar vermiş olsa da Mahkemenin iptal kararı vermesi olanaklı gözükmemektedir. Gerçekten, Anayasa Mahkemesi, 14 Mart 2019 tarihinde verdiği Yüksek Seçim Kurulu üyelerinin görev sürelerinin uzatılarak hükmün bir sene geçmeden uygulanmasına yönelik düzenlemeye ilişkin kararında, Anayasa md. 67/7’de yer alan “seçim kanunları” ifadesi ile seçmen iradesinin seçim sonuçlarına yansımasına tesir edebilecek veya seçime katılanlardan bir kısmına bir şekilde avantaj ya da dezavantaj oluşturma sonucunu doğurabilecek veya seçim sürecini ve sonucunu etkileyecek kuralların kastedildiği, dolayısıyla, kanunda seçimlere ilişkin bazı hususlara yer verilmesinin, o hükmü tek başına “seçim kanunu” yapmayacağı tespitinde bulunmuştur. Eğer Anayasa Mahkemesi, anılan içtihadını terk etmezse, benzer bir karar vererek il ve ilçe seçim kurullarının oluşuma ilişkin düzenlemenin üç ay içinde yürürlüğe girmesinin Anayasa aykırı olmadığına karar verebilir.

İşin daha da ilginç yanı, Anayasa Mahkemesi, kuralın iptaline ilişkin bir karar verse bile artık atı alan Üsküdar’ı geçmiştir. Zira Anayasanın 153. maddesinin 5. fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararları geriye yürümez. Başka bir ifade ile belli istisnai durumlar saklı kalmak üzere, Anayasa Mahkemesi, bir düzenlemenin iptaline karar verse dahi iptal kararı geçmişe yönelik hüküm ve sonuç doğurmaz. 31 Mart 2022’de kabul edilerek 6 Nisan 2022’de Resmi Gazetede yayımlanan kanunla birlikte, il ve ilçe seçim kurullarının yapıları değiştirilmiş ve kura yöntemi uygulanarak yeni yargıçlar belirlenmiştir. Nitekim bu kanun değişikliğine göre il seçim kurulu başkan ve üyeleri ile ilçe seçim kurulu başkanları, bu hükmün yürürlüğe girdiği tarihten (6 Nisan 2022) itibaren üç ay içinde, 6 Temmuz 2022’ye kadar tespit edilmelidir. Bahse konu süre bugün itibariyle artık dolmuş, il ve ilçe seçim kurullarının oluşumu tamamlanmıştır. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı, karar geçmişe yürümediği için bu seçim kurulları üzerinde hukuken bir sonuç doğurmayacaktır.

Görüldüğü gibi seçim güvenliğine ilişkin yapılan tartışmalar önümüzdeki sürecin temel meselelerinden biri olacak, ister erken isterse zamanında yapılsın seçimlere yeni il ve ilçe seçim kurulları ile girilecektir. Anayasa Mahkemesinin kararının geçmişe etkili sonuç doğuramaması, Anayasaya aykırı olarak oluşturulan il ve ilçe seçim kurulları açısından artık atılacak bir adımın kalmadığını ortaya koymaktadır. Özetle, Millet İttifakı bakımından Türkiye’nin her noktasında sandık güvenliğinin sağlanmasından başka bir seçenek kalmamıştır...

Etiketler
Doçent Doktor l Anayasa ve İdare Hukuku I Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi I Heidelberg Ruprecht Karl Üniversitesi
İlgili Haberler