Ömrü boyunca özgürlüğü hiç kısıtlanmamış, hiçbir gün, hiçbir savcı tarafından hakkında iddianame düzenlenmemiş, mahkeme huzuruna hiç çıkmamış kimseler, idamla yargılanmanın ağırlığını tahmin edemez.

Alparslan Türkeş, bu ağırlığı üç kez omzunda taşımış büyük bir dava adamı, gerçek bir liderdi. Mücadelesini idam sehpalarının gölgesinde sürdürdü. İşte Türkeş’in idamla yargılandığı o davalar:

Türkçülük-Turancılık Davası:

1 Nisan 1944 tarihli Orhun dergisinde Nihal Atsız’ın, devrin Başbakan’ı Şükrü Saraçoğlu’na hitaben yazdığı açık mektup yayınlanır. Atsız, mektubunda Milli Eğitim Bakanlığındaki komünist faaliyetler konusunda uyarıda bulunur ve o sıralarda konservatuarda öğretim görevlisi olan Sabahattin Ali’yi hedef alır. Bu mektubun yayınlanmasının ardından Atsız‘ın Özel Boğaziçi Lisesinde sürdürdüğü öğretmenlik görevine Milli Eğitim Bakanı’nın talimatıyla son verilir. Sabahattin Ali’nin şikayeti üzerine de Atsız aleyhine basın yoluyla hakaret davası açılır.

Sabahattin Ali – Nihal Atsız davasının 3 Mayıs 1944 tarihli 2. celsesinde Ankara’da milliyetçi gençler tarafından Atsız’a destek yürüyüşü yapılır. Bu yürüyüş devrin iktidarını son derece rahatsız eder ve Milli Şef İnönü tarafından 19 Mayıs nutku yayınlanır.

İnönü; “Turancılar, Türk milletini bütün komşuları ile onarılmaz bir surette derhal düşman yapmak için bire bir tılsım bulmuşlardır. Bu kadar şuursuz ve vicdansız fesatçıların tezvirlerine, Türk milletinin mukadderatını teslim etmemek için elbette Cumhuriyetin bütün tedbirlerini kullanacağız. Fesatçılar genç çocukları ve saf vatandaşları, aldatan fikirlerini millet karşısında açıktan açığa münakaşa edemeyeceğimizi sanmışlardır. Aldanmışlardır ve daha çok aldanacaklardır.’’ diyerek Türkçülük-Turancılık davasının adeta savcısı olmuştur.

Türkçülük-Turancılık davasında idamla yargılanan yirmi üç sanık arasında, Atsız’la mektuplaştığı tespit edilen, henüz 27 yaşındaki Teğmen Alparslan Türkeş de bulunmaktaydı. Türkeş, soruşturma kapsamında gözaltına alındığında tabutluk adı verilen hücrede tutulmuş ve tırnağı çekilerek işkence görmüştür.

1 nolu Sıkıyönetim Mahkemesinde, 7 Eylül 1944 ile 29 Mart 1945 tarihleri arasında 65 oturum devam eden yargılama sonunda on üç sanık beraat etmiş, on sanık ise 10 yıla kadar çeşitli hapis cezaları almıştır. Alparslan Türkeş ise 9 ay 10 gün hapse mahkûm olmuştur. Verilen bu karar temyiz edilmiş, askerî temyiz mahkemesi bu mahkumiyet kararlarını usulden ve esastan bozmuş, bilâhare davaya 2 nolu Sıkıyönetim Mahkemesi’nde devam edilmiştir. Neticede sanıkların hepsi 31 Mart 1947 tarihinde beraat etmişlerdir.

Talat Aydemir Davası:

27 Mayıs 1960 askeri darbesinin ardından Milli Birlik Komitesi üyelerinin arasında önemli görüş ayrılıkları çıktı ve içlerinde Alparslan Türkeş’in de bulunduğu 14 MBK üyesi çeşitli görevlerle yurt dışına gönderildi. 13 Kasım 1960 tarihinde yaşanan bu tasfiye hareketi sonrası Türkeş, Yeni Delhi’ye sürgün edilmiş oldu.

14’lerin tasfiyesinin ardından Yassıada’da yargılanan Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan 16-17 Eylül 1961’de idam edildiler.

15 Ekim 1961’de seçimler yapıldı ve İsmet İnönü tarından 26. Cumhuriyet Hükümeti kuruldu.

22 Şubat 1962’de, Kara Harp Okulu Komutanı olan Kurmay Albay Talat Aydemir darbe kalkışmasında bulundu. Bu başarısız kalkışmanın ardından affedilerek emekliye sevk edildi.

Aydemir, 21 Mayıs 1963’de ikinci kez darbe kalkışmasında bulunmuştur. Bu ikinci girişimde 6 kişi ölmüş, 30 kişi yaralanmıştır. Darbe girişiminin bastırılmasından sonra Ankara, İstanbul ve İzmir'de sıkıyönetim ilan edilmiş, 151 subay ve 1459 Harp Okulu öğrencisi tutuklanmıştır.

Tutuklananlar arasında, 23 Mart 1963’te Yeni Delhi’den yurda dönen Alparslan Türkeş de vardı. Oysa Türkeş darbeye karşıydı ve hatta 21 Mayıs’ta darbe yapılacağını hükümete duyurmuştu. 

Sanıklar, Mamak 1 nolu Sıkıyönetim Mahkemesi'nde idamla yargılandı. 7 Haziran 1963 ile 5 Eylül 1963 tarihleri arasında yapılan duruşmalar sonunda Mahkeme 7 idam, 30 müebbet hapis cezası verdi, Türkeş beraat etti.

MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası:

12 Eylül 1980 darbesinden sonra bütün siyasiler gözetim altına alınmış, ancak MHP Lideri Türkeş bulunamamıştı. Darbeci Generaller, Türkeş'in gizli bir direniş organizasyonu içine girdiği düşüncesine kapılmışlardı. Milli Güvenlik Konseyi, 13 Eylül'de yayınladığı 13 numaralı bildiri ile Türkeş'e "teslim ol" çağrısı yaptı. Türkeş ertesi gün telefon ederek ‘’gelin beni alın’’ dedi. 14 Eylül’de gözaltına alınan Türkeş, 11 Ekim’de tutuklandı.

(1) numaralı sanığının Alparslan Türkeş olduğu ‘’MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası’’ 29 Nisan 1981’de açıldı. 392 sanıklı davanın iddianamesi 945 sayfa idi.  Sanıklar hakkında idam cezası isteniyordu.

Ankara 1 nolu Sıkıyönetim Mahkemesinde görülen dava, 5 yıl, 11ay, 8 gün sürdü, 333 duruşmaya sahne oldu ve 7 Nisan 1987’de sonuçlandı.

Mahkeme, MHP lideri Alparslan Türkeş hakkında 11 yıl, 1 ay, 10 gün hapis cezasına hükmetti. Partinin Genel İdare Kurulu üyelerinin tamamı beraat ederken, 5 sanık hakkında idam cezası verilmiştir. 150 sanığın beraat ettiği davada, 9 sanık hakkında müebbet hapis, 219 sanık hakkında 6 ay ile 36 yıl arasında değişen hapis ve 6 sanık hakkında da görevsizlik kararı verilmiştir. 3 sanık hakkındaki dava düşerken, 2 sanık da yargılama sırasında vefat etmiştir. 

Yargılama süresi içinde kalbinden rahatsızlanan Alparslan Türkeş, 29 Mayıs 1983’de Mevki Askeri Hastanesi’ne kaldırılmıştır. Türkeş toplamda 4 yıl, 5 ay, 28 gün tutuklu kalmıştır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.