Öne Çıkanlar Devlet Bahçeli dışişleri bakanı FETÖ MHP İŞİD

'Kıbrıs'ta  Son Söz!' panelinde neler konuşuldu?

Panele, Milli Düşünce Merkezi Genel Başkanı Sadi Somuncuoğlu, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Prof. Dr. İlber Ortaylı, TBMM eski Başkanı Hüsamettin Cindoruk, Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ ve emekli büyükelçi Şükrü Elekdağ katıldı.

“MİLLİ MESELEMİZE TÜRK MİLLETİNİN SAHİP ÇIKMASI LAZIM

Odatv'nin aktardığına göre, panel öncesi Milli Düşünce Merkezi Genel Başkanı Sadi Somuncuoğlu bir sunum yaparak, "Kıbrıs’ın tamamını Helen adası saymadığımız sürece, tamamını Rumlara vermediğimiz sürece her anlaşmanın sonunda tavizler alınmış olsa da Rumlar sonuca itiraz edip anlaşmayı bozuyorlar. Burada da böyle bir şey olacak diye endişemiz var. Çünkü onlar hepsini istiyorlar. Geçmişte de Girit’in hepsini istiyorlardı ve aldılar. Ancak her görüşme süreci bittikten sonra verilen tavizler daha sonraki sürecin başlangıç noktası, kazanımları olarak önümüze konuluyor. Biz bunları maalesef dikkate almıyoruz. Bu bakımdan bu milli davamıza, milli meselemize Türk milletinin sahip çıkması lazım. Mülkün sahibi Türk milletidir. Kıbrıs’ta dahil haklarımızın ve hukukumuzun yaşadığı her yerde bunun sahibi Türk milleti ve onun adına egemenliği kullanan devleti ve devletimizin organlarıdır" dedi.

“DENETLEME VE DENGELEME MEKANİZMALARININ HİÇ BULUNMADIĞI BİR BAŞKANLIK REJİMİ"

Metin Feyzioğlu da panelin açılışında bir konuşma yaparak, “Denetleme ve dengeleme mekanizmalarının hiç bulunmadığı bir başkanlık rejimi anayasa değişikliği yoluyla getirilmek istenmektedir. Toplum bu açıdan da gerilmekte ve maalesef bölünme sinyalleri veren çok derin bir kamplaşmaya daha sürüklenmektedir" ifadelerini kullandı.

Feyzioğlu sözlerine şöyle devam etti:

"İşte böyle bir ortamda Kıbrıs Türkleri ve Türkiye açısından hayati önemdeki Kıbrıs meselesinin çözümü Rumlar ve Yunanistan açısından müjdeli, Kıbrıs Türkleri ve Türkiye açısından ise tehlikeli bir yolda ilerlemektedir. Ağır saldırılar altında bunalmış, bilgi edinme kaynakları elinden alınmış, hayatını günlük yaşamaya başlamış olan Türk toplumu ise gelişmelerden büyük ölçüde habersizdir. Oysa konu sadece Doğu Akdeniz’i kimlerin kontrol edeceği konusu değildir. Ortadoğu’nun yeniden şekillendirilmesinde aslında tam merkezde yer alan ancak bilinçli şekilde perdelenen Kıbrıs meselesi, tıpkı Suriye’nin kuzeyinde ayrı ve ırkçı bir devletimsinin kurulmak istenmesi, İslamiyet’i alçak emellerine alet eden vahşi IŞİD’in doğuşu gibi ülkemizin güvenliği meselesidir. Kıbrıs bizim için yavru vatan değil, ana vatandır. Kıbrıslı Türkler küçük kardeşlerimiz değil can kardeşlerimizidir. KKTC’ye hizmet etmek bir lütuf değil asli görevimizdir. Türkiye ile KKTC iki devletiz ama tek milletiz, Türk milletiyiz. Bu gerçeği hem biz unutmamalıyız, hem de dünyaya anlatmalıyız."

“KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ İLE TÜRKİYE TAM EKONOMİK ENTEGRASYONA GİDECEKTİR"

Feyzioğlu, "Müzakerelerde Türk tarafının vazgeçilmez ön koşul olarak ileri sürdüğü garantörlükten, egemenliğe sahip iki kesimli devletten, cumhurbaşkanı yardımcısının veto yetkisini taşımasında, iki meclislilikten vazgeçilmesi söz konusu olmamalıdır. Türkiye bunlardan birinden vazgeçtiği takdirde Kıbrıs’tan ve bir adım sonra da kendinden vazgeçeceğini mutlaka bilmelidir. Müzakereler otururken şu kararlılıkla söz başlamalıdır; bu müzakereler bu ilkeler çerçevesinde sonuçlanmazsa bir daha toplumlar arası müzakereye gidilmesine gerek yoktur. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Türkiye tam ekonomik entegrasyona gidecektir" ifadelerini kullandı.

ORTAYLI’DAN KIBRISLI TÜRKLERİN ETNİK KÖKENİ AÇIKLAMASI

Bir diğer açılış konuşmasını ise Prof. Dr. İlber Ortaylı yaptı.

Ortaylı, “Etkin kökeni çok belli olan ve tevsik edilen tek Türk unsur Kıbrıslılar. Buna göre doğrudan doğruya Toros Dağları’ndan indirilme göçebe Türkmenlersiniz, bu çok açık bir şey. Başka hiçbir tarifi yok. Bu etnik kökeniyle iftihar eden insanlar ki edilecek bir gruptur olabilir, olmayabilir. Ama coğrafya ve tarih bizim tayin edebileceğimiz bir platform değildir. Kıbrıs’a yerleştirilen Türkmenler gayet başı dik. Çukurova’ya yerleştirilirken de kavga ediyorlardı. Kendi bildiklerinden şaşmayan, oldukça da Ortodoks İslam anlayışından uzakta, bizim atalarımızın inanç ve yaşayışına yakın… Zaten bugünkü Kıbrıslılar’ın da laik bir toplum olması Volteir okumalarından değil doğrudan doğruya dedelerinin huyunu suyunu devam ettirmelerinden ileri gelir" dedi.

“ÖDEDİĞİMİZ CEHALET VERGİSİNİN MİKTARI ARŞI ALAYA ULAŞMIŞ VAZİYETTE

Ortaylı, “Bazı şeyleri çok iyi anlamının zamanı gelmiştir. Kıbrıs olmadığı takdirde Türkiye boğulur çünkü stratejik önemi devam eden bir yerdir. İnsanlar burnunuzun dibinde İsrail ile bir arada petrol arıyorlarsa biraz uyanmanızı rica ederim. Bu çok önemli bir şeydir" diye konuştu.

Tarihçi Ortaylı sözlerine şöyle devam etti:

İnsanlar sizin burnunuzun dibinde, Rusya Suriye’ye yerleşiyorsa biraz uyanmanızı rica ederim. Rusya bir kara devletidir, denizcilik tarihi 3 asrı geçmez. Kendine göre eksikleri var o alanda ama unutmayalım nükleer bir deniz gücüdür. Her halde İngiltere gelip de Doğu Akdeniz’de bir takım yerlere yerleşmiş en başta Kıbrıs’ta üsler almışken Amerika koca donanmasını oralarda gezdirirken, Almanlar bile nereden akıllarına geldiyse oralara yerleşmek istiyorlarsa Rusya’da kendine bir yer arayacak. Hal böyleyken bazı insanların Kıbrıs’a masraf kapısı diye bakması şaşılacak bir şey, enteresan bir şey. Bunu anlamanın hiçbir imkanı yok. Nereyi masraf kapısı olarak görüyorsunuz. Acaba Türkiye’de her hangi bir yere verdiğimiz sübvansiyonlardan daha mı az miktarda Ne kadar aptal yerlere para sarf ettiğimizi biliyor muyuz Dağları taşları istemeyen üniversitelerle donattık. Ödediğimiz cehalet vergisinin miktarı arşı alaya ulaşmış vaziyette. Bir takım yerlere fabrikalar açmışız. Bunlarla, bu iş acaba tartışma konusu yapılabilir mi?

Ortaylı, "Verdiklerimizi, yaptıklarımızı hesaba katmak zorundayız. Öyle büyük annesinin çeyiz sandığını dağıtan deli kız gibi hareket edemeyiz" ifadelerini kullandı.

İLKER BAŞBUĞ : TÜRK – YUNAN DENGESİ ORTADAN KALKAR!

İlker Başbuğ da panelde bir konuşma yaptı. Kıbrıs’ın Türkiye açısında önemi Doğu Akdeniz’deki Türkiye’nin hak ve menfaatlerinin korunması açısından da önemli olduğuna dikkat çeken Başbuğ şunları söyledi:

"Hem askeri boyutu var, hem ekonomik boyutu var. Ekonomik boyutu dediğiniz zaman, doğalgaz kuyuları var, İsrail Kıbrıs Rum kesimiyle beraber iş yapıyor ama Türkiye’nin bu konuda ne yaptığını bilmiyoruz. Bir söz de çıkmıyor, karşı bir şey de çıkmıyor. Ama bunların acısını, bu sesliğin acısını belki yıllar sonra hissedeceğiz ve anlayacağız. Bizim için çok önemli olan bir nokta var. Kıbrıs adasının, Yunanistan’ın kontrolüne girmesi demek Türk-Yunan dengesinin ortadan kalkmasıdır. Zaten Ege’de ciddi sorunlarımız var. Zaten ha Kıbrıs Rum yönetiminin kontrolünde olsun, ha Yunanistan’ın kontrolünde olsun. Aslında o ikisi aynı şey. Fark etmiyor aynı amaçları, aynı hedefleri olan toplumdan bahsediyorum. Kıbrıs sadece Kıbrıslı Türklerin meselesi değildir. Bazıları öyle zannediyorlar, Türkiye’nin de güvenliği söz konusudur. Burada son söz her zaman Türk milletinde, Türk parlamentosunda ve TBMM’de olmak mecburiyeti var."

“KIBRIS TÜRKLERİNİ ÇOK YAKIN BİR ZAMANDA AZINLIK STATÜSÜNE GETİRİR”

Başbuğ, “Bana sorarsanız Türkiye bir gün AB üyesi olacak mı ben Türkiye’nin AB üyesi olabileceğini hiç zannetmiyorum, düşünmüyorum. Bu şu anda bir hayalden fazla ileri gedecek bir nokta değil. Veriler, göstergeler Türkiye’nin AB’ye tam üye olmasını hayali bir noktaya götürdüğü kanaatindeyim. Türkiye’nin AB üyesi olamayacağı bir ortamda, Yunanistan AB üyesi, Rum kesimi AB üyesi, bir de çözüm buldunuz, çözüme ‘evet’ dediniz… Burada Kıbrıslı Türkleri, AB müktesebatına karşı koruyacak tedbirler almazsanız, bununla Kıbrıslı Rumlar, AB Kıbrıs Türklerini çok yakın bir zamanda azınlık statüsüne getirir. Hiç bundan şüpheniz olmasın” diye konuştu.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.